Endüstri Ürünleri Tasarımı
Endüstri Ürünleri Tasarımı, ürünlerin işlevsel ve biçimsel olarak tanımlanmasına
yönelik endüstriyel bir disiplin ve stratejik bir rekabet unsuru olduğu kadar, aynı
zamanda çağımız toplumunun maddi kültürünün gelişimine katkıda bulunan yaratıcı
bir meslek olarak tanımlanabilir.
Endüstri Ürünleri Tasarımı İTÜ'de yeni ürün geliştirme kapsamında ele alınır. Ürün
tasarımı ve geliştirme, kullanıcı gereksinimlerini temel alarak, endüstrinin gereksinimlerini
karşılayan disiplinlerarası bir firma etkinliğidir. Endüstri Ürünleri Tasarımı ise
bu etkinlik içerisinde yer alan asli unsurlardan birisidir. Ürün tasarım ve geliştirme
sürecinde Endüstri Ürünleri Tasarımının temel işlevleri; a) sürecin başında ürün
konsept ve spesifikasyonlarının oluşturulması; B) oluşturulan konseptlerin görselleştirilerek
ürün geliştirme sürecindeki diğer aktörlerle paylaşılması; c) ve sürecin bütününde,
ürünün üretim teknolojisi çerçevesinde geliştirilmesinin gerektirdiği ekip çalışmasının
koordinasyonu olarak özetlenebilir
Endüstri ürünleri tasarımı veya endüstriyel tasarım seri üretim için
tüketici ihtiyaç ve problemlerine yönelik, estetik, işlevsellik, ergonomi, malzeme
bilgisi, pazarlanabilirlik, üretim yöntemleri ve olanakları gibi çeşitli kriterleri
gözeterek, yeni ürünler tasarlamaktır.
Türk Patent Enstitüsü tarafından ?Bir
ürünün tümünün veya bir parçasının, veya ürün üzerindeki bir süslemenin; çizgi,
şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan
çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü ifade eder.? şeklinde tanımlanmıştır.
Mesleğin ortaya çıkış amacı; halktan her kesimin endüstrinin mahsülü olan kaliteli
ürünleri çok daha ucuz ve ulaşılabilir fiyatlardan satın alabilmesiyken, özellikle
2. dünya savaşı sonrası değişen dünya düzenine ayak uydurularak, "tüketici için
tasarım" felsefesi kayma yaşamış, yerini "sermaye için tasarım"a bırakmıştır.
Endüstriyel tasarımın gelişimi
Endüstriyel tasarıma bir disiplin olarak bakıldığında geçmişten günümüze pek çok
düşünce okuluna rastlanır. Her dönemdeki okullar, o dönemin teknoloji seviyesinden
ve insanların yaşayış şeklinden etkilenmiştir. Endüstriyel tasarım prensipleri,
o prensipleri yaratan insanların bilgi, tecrübe ve değer yargılarını yansıttığına
göre bu prensiplerin her dönem değişmesi doğal karşılanmalıdır. Endüstriyel tasarım
her dönemin ekonomik, mimari ve mühendislik gelişmelerinden birebir etkilenir. Mesela
sanayileşmenin olmadığı dönemlerde bugünkü anlamıyla bir endüstriyel tasarımdan
bahsetmek pek tabi ki mümkün olmayacaktır.
Endüstriyel tasarımın tarihsel gelişim süreci içerisinde incelediğimizde, yıllar
boyunca farklı biçimlerde gelişen düşünce akımlarının nesneleri şekil, kullanım
alanı, üretim teknikleri gibi birçok açıdan etkilediğini görebiliriz.
The Arts & Crafts Movement : el yapımı sanatçılık
Tasarımcı, yazar ve şair William Morris bu akımın öncülerindendir. Akımın savunucularının
vurguladıkları nokta, el yapımının, seri üretime üstünlüğüdür. Bu akım modern üretim
metotlarının kabalığını reddederek, el yapımının sanatçılığını benimsiyordu. Dekorasyon
işleminin ürünün esas tasarımını bozmadan yalnızca ürün yüzeyine yapılmasını savundular.
Morris ve arkadaşları, gereksiz dekorasyonu reddetmekle ürünün esas fonksiyonunun
ve yapım kalitesinin önemini belirtmek istiyorlardı. Onlara göre ürün tasarımının
ilk prensibi; kullanılan materyalin özelliklerine saygı duymaktı. Bu akımın bir
diğer özelliği Gotik tasarımların geleneklerine uymasıydı.
Art Nouveau: Yeni Sanat
Bu akım Fransa'da ortaya çıkmış kısa ömürlü bir akım olmakla beraber Avrupa'daki
hemen hemen bütün ülkelere yayılmıştır. Sadece tasarımda değil mimaride, heykelde,
resimde ve tüm uygulamalı sanatlarda modern gelişmelere sebep olmuştur. Temelde
Arts & Crafts hareketindeki sanatların bütünlüğünü savunmuş, ancak Arts &
Crafts'taki herkes için güzel tasarım fikrinden vazgeçip daha elitist ve daha pahalı
tasarım anlayışını benimsemiş, özellikle el yapımı üretime önem vermiştir. Kendisinden
önceki mimari dekorasyonlarda kullanılan geometrik şekillerden vazgeçerek, düz çizgiler
kullanmaya başlamıştır. Bu akım kendisinden öncekiler gibi sanatçıya önem vermiş
ancak tasarımı yeni seri üretimle nasıl birleştireceğine dair bir çözüm bulamamıştır.
Bu yüzden çok uzun süreli olamamıştır.
De Stijl & The Modern Movement: tasarımda 19. yüzyıl etkileri
19. yüzyılda hüküm süren bu akım fonksiyonelcilik, gelecekçilik, kübizm gibi alt
akımları içinde barındırır.
Fonksiyonelcilik akımının prensiplerini ilk kez Amerikalı heykeltıraş Horatio Greenough
?Form and Function? adlı kitabında ortaya koymuştur. Bu kitapta verilen temel mesaj;
şeklin fonksiyonu izlemesi gerektiğiydi. Bu akım imalat sürecinde ürünün önce işlevinin,
sonra görsel özelliklerinin göze alınmasının altını çizmiştir. Ürünün fonksiyonunu
ifade etme fikri arabaları makinalar tarafından üretilen ve standart parçalardan
oluşan Henry Ford tarafından da takip edilmiştir.
Gelecekçilik akımı İtalya'da başlamıştır. Gelecekçiler, sanatta ve mimaride yeni
formları savunmuşlardır. Tarihsel temaların işlenmemesinin, makineleşmenin lehine
olacağını düşünmüşler, daha çok arabalar, uçaklar gibi hızlı makinalardan yana olmuşlardır.
Bu fikirler, eskinin güzellik anlayışını yıkmakla beraber yeni endüstriyel kültürün
eğilimlerini yansıtmıştır. Aynı yıllarda Paris'te ise kübizm popüler olmuştur. Kübizm
sanat ve tasarım dünyasında bir devrim sayılacak yeni fikirler ortaya atmıştır.
O güne kadar vazgeçilemeyen naturalizmden uzaklaşarak kübik, dairesel, silindirik
şekilleri kullanmaya başlamıştır. Bu figürler, bu akımın savunucularının modern
dünyayı nasıl algıladıklarını göstermiştir. Onlar dünyayı değişik açılardan görünen
geometrik şekillere benzetmişlerdir. Cezanne, Picasso ve Braque bu hareketin en
ünlü isimleridir. De Stijl hareketi adını 1917-1928 yılları arasında aynı adla yayınlanan
bir tasarım dergisinden almıştır. Bu akıma göre tasarımda düzeni ve açıklğı yakalamanın
yolu makine üretiminden, soyutluktan ve evrensellikten geçiyordu. Onlara göre bu
kavramlar sınırsızlığı ifade ediyordu.
Bauhaus: açıklık ve şeffaflık
Bauhaus tasarım
okulu Almanya'da
Walter
Gropius'un liderliği altında sanatı ve teknolojiyi birleştirmek, yeni jenerasyon
tasarımcı ve mimarlarına yaratıcı tasarım ve modern endüstriyi kombine etmeyi öğretmek
amacıyla kurulmuştur. Bauhaus bugün bile mimaride ve endüstriyel tasarımda ilerici
ve liberal bir tutumun sembolü sayılır. Okul, modern anlamda endüstriyel tasarım
teorisini ve pratiği birleştirmeyi başarabilmiştir. Bu hareketin kabul ettiği en
belirgin özellikler; homojenlik, özellikle binalarda evrensel standartların kullanılması
ve bunların seri üretimine geçilmesiydi. Görsel sanatların asıl amacının yarattığı
objeyi bütün olarak görme olduğunu savunuyordu. Açıklık ve şeffaflık en önemli öğelerdendi.
Art Deco: Şık ama ucuz
Art Deco, 1920'lerde ve 1930'lardaki popüler stil ve tasarımları ifade etmek için
kullanılan terimdir. Bu yeni stil, Eski Mısır'dan esinlenmiştir. Porselen tanrıça,
eski at arabası motifleri tasarımlarda sıklıkla kullanılmıştır. Bu hareket toplumun
bütününe hizmet amacında olduğundan ucuz ve seri üretilmiş ürünleri ön plana almıştır.
Seri olarak üretilmiş olmalarının yanı sıra bu ürünlerin en önemli özellikleri daha
kullanışlı ve daha konforlu olmalarıydı. Bu akım da tıpkı Art Nouveau akımı gibi
el yapımı ürünlerden vazgeçmiştir. 1930'larda üretilen bu yeni tasarım ürünler Büyük
Dünya Ekonomik Bunalımı'nın hemen ardından, kriz mağdurlarına hitaben üretilmiş,
pahalı görünümlü, şık ama, ucuz ürünlerdi. Büyük Bunalım'ın etkisinde kalan yıllar
gösterdi ki batmakta olan bir piyasada bile endüstriyel tasarımcılar tarafından
tasarlanmış olan ürünler kendilerini alıcılarına beğendirebilirler. Yine Büyük Bunalım'ın
endüstriyel tasarıma bir diğer hediyesi olarak, tasarımlarda plastik kullanılmaya
başlanmış, böylece yeni bir materyal kullanılmış olmasının yanı sıra maliyetlerde
düşürülmüştür.
1940'lara gelindiğinde savaşlar sonrası dünyada her şey de olduğu gibi tasarımlarda
da yenilikler görülmüştür. Örneğin, aşırı geometrik motiflerden vazgeçilmiş daha
basit şekiller kullanılmaya başlanmıştır. Tüm tasarımcılar üretim verimini ve satışları
arttıracak tasarımların peşine düşmüşlerdir.
1960'lar ve pop
1950'li yıllar savaş yorgunu dünyanın yaralarını sarması ile geçerken, Amerika'nın
savaşta zarar gören ülkelerin ekonomilerine yardım amacıyla yaptığı finansal yardımlar,
dünyada bir tüketim toplumu yaratmıştır. Bunun endüstriyel tasarıma yansıması; Modern
Movement yıllarının şekil, fonksiyonu izler mantığının tasarım, satışları izler
olarak değişmesi olmuştur. Avrupa'da üreticiler iyi tasarımın daha fazla ürün sattığını
fark ettiklerinde tasarım danışmanlığı firmaları kurulmaya başlamıştır. Endüstriyel
tasarımcının yeni rolü yalnızca estetikle değil, insan ergonomisi ve piyasa koşullarıyla
da ilgilenmek haline gelmiştir. Tasarımlarda fiberglas, naylon gibi yeni materyaller
kullanılmaya başlanmıştır. İskandinav tasarımları başta Amerika olmak üzere tüm
dünyada popüler olmuştur. Bu tasarımlar şık, kullanışlı, doğal renklerde ve konforluydu.
1960'larda hızla yayılan gençlik hareketi pop kültürünün gittikçe yayılmasına ve
çok geçmeden endüstriyel tasarımı da etkisi altına almasına neden oldu. Pop ?Modern
Movement?a karşı bir tepki hareketi olarak Londra'da ortaya çıkmıştır. Tasarımın
evrensel olması gerekmediğini savunmuş, tersine gittikçe yayılan bireyselliğe uygun
olarak tüketici ihtiyaç ve isteklerine hizmet etmesini öngörmüştür. Ayrıca bu yıllarda
çevreye saygılı tasarımlar da popüler olanlar arasında olmuştur.
Postmodernizm
1970'ler postmodernist hareketin başlayıp, hüküm sürdüğü yıllar olmuştur. Postmodernizm
Modernizm'in prensiplerine tepki olarak ortaya çıkmıştır. Endüstriyel tasarımda
geçmişte kullanılan öğelerin yeniden ve ironik bir şekilde yorumlanması fikrini
yaymıştır. Ayrıca postmodernist tasarımlar bilimde ortaya atılan kaos teorilerinden
etkilenmiştir. Bunun bir sonucu olarak objeler, fikirleri ve kültürü yaymak için
bir araç olarak görülmeye başlanmıştır. Zaman içinde objeler yoluyla fikirleri yaymak
o kadar önem kazanmıştır ki fikir, objeden daha önemli bir hale gelmiştir. Dönemin
tasarımcıları kendi aralarında ?yaratıcı kaos? adlı bir terim kullanmışlardır. Bu
terim belli bir tasarım anlayışını kabul etmemeyi, belli prensiplere bağlı kalmamayı
ifade etmek için kullanılmıştır. Ancak bugün bakıldığında postmodernizm çok sınırlayıcı
bir akım olarak görülmektedir.
Bu akımın bir sonucu olarak 1981 yılında kurulan Memphis Grup, endüstriyel tasarımda
renk ve dekorasyonu kullanarak yeni objeler yaratma ve hayal gücünü zenginleştirme
iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Memphis de Modernizm'e karşı bir alternatif olma iddiasında
olmuş, ancak hiç bir zaman homojen bir akım olamamıştır. Daha çok bir grup tasarımcının
ortaya attığı sivri amaçlar olarak kalmıştır.