Endüstriyel Tasarımcı
Son dönemde, Avrupadaki otomotiv devlerinde tasarımcı olarak çalışan Türklerin Ford
Focus, Peugeot 206 gibi tasarımlara imza attıklarını görüyoruz. Bu başarılar, fırsat
verildiğinde Türk tasarımcısının neler yapabildiğini gösteriyor değil mi?
ENDÜSTRİYEL TASARIM
Endüstriyel Tasarım eğitimi, tüketim pazarına yönelik, seri üretilebilecek her türlü
kullanım eşyasının tasarımını içerir. Otomotiv sektörü, elektronik ve iletişim sektörü,
mobilya sektörü, beyaz eşya, endüstriyel seramik, sergileme ve ambalaj sanayi gibi
pek çok sektörde AR-GE bölümlerinde çalışacak ya da danışmanlık hizmetiyle bu sektörlerin
ürün stratejisini belirleyecek profesyoneller yetiştirmek hedeflenmektedir.
Endüstriyel Tasarım Bölümünün temel vizyonu, tasarım aktivitesini ulusal ve uluslar
arası pazarın beklentileri ve ekonomik koşulları doğrultusunda geliştirmeyi hedeflemesidir.
Bu çerçevede temel proje bilgisinin ve tasarım kültürüne ilişkin birikimin yanısıra
pazarlama ve kurumsal kimlik, markaya yönelik ürün stratejisinin belirlenmesi, iletişim
stratejileri, tasarım ekonomisi ve yönetimi gibi konulara ağırlık verilir. Ayrıca
dört senelik lisans eğitiminin ilk iki yılında ortak bir programda eğitim gören
öğrenciler 3. yıldan itibaren ürün ve proje konusunda ya da pazarlama ve yönetim
konularında uzmanlaşabilirler.
Yaratıcılığı üç boyutlu düşünme yeteneği ile teknik olarak geliştiren didaktik yapı,
söz konusu sektörlere yönelik üretim koşullarını ve malzeme kullanımı konusunda
öğrenciyi teknik olarak donatır. Üç boyutlu düşünme pratiği ürün tasarımına yönelik
çizim ve prezentasyon teknikleriyle başlatılır, model yapımı ile gerçekleştirilir,
bilgisayar ortamında tasarım ve sunum teknikleriyle geliştirilir. Çağa damgasını
vuran görsel kültür, sanat ve tasarım akımları, tasarım sosyolojisi, tasarım semantik
bilgisi gibi konularla tasarım kültürü pekiştirilir. Endüstriyel Tasarım Lisans
Programında öğrenciler 3. yılın başından itibaren Ürün Tasarımı veya Tasarım Yönetimi
alanlarından birini seçerek bu alanlarda uzmanlaşırlar.
Ürün Tasarımı Uzmanlık Alanı:
Ürün Tasarımı öğrencileri, mezun olduklarında firmaların AR-GE bölümlerinde tasarımcı
olarak çalışabilir ya da serbest tasarımcı olarak firmalara tasarım danışmanlığı
hizmeti verebilirler.
Tasarım Yönetimi Uzmanlık Alanı:
Bu eğitim programında tasarımı salt bir ürün geliştirme aktivitesi değil ama aynı
zamanda kurumsal vizyonu etkileyen bir tasarım politikası oluşturmak olarak gören
bir anlayış çerçevesinde tasarım yöneticisi yetiştirilmesi hedeflenmektedir.
Bölüm ulusal ya da uluslararası tasarım ve üretim gerçekleştiren firmalarla temasa
geçerek her iki uzmanlık alanı öğrencilerinin bu kuruluşlar bünyesindeki yerel,
ulusal, hatta global nitelikli ürün tasarımı ya da tasarım yönetimi projeleri içinde
yer almalarına büyük önem vermektedir. Böylece öğrenciler daha eğitim aşamasımda
profesyonel tasarım ve iş deneyimi kazanmış olacaklardır. Misafir öğretim üyeleri
ve profesyonellerin katkıları, seminerler, endüstri gezileri, laboratuar, stüdyo,
model-maket atölyesi ortamlarında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde öğrenciler
için canlı ve etkileşimli bir atmosfer ile tasarım eğitiminde süreklilik de sağlanmış
olacaktır.
Endüstri ürünleri tasarımı veya endüstriyel tasarım seri üretim için
tüketici ihtiyaç ve problemlerine yönelik, estetik, işlevsellik, ergonomi, malzeme
bilgisi, pazarlanabilirlik, üretim yöntemleri ve olanakları gibi çeşitli kriterleri
gözeterek, yeni ürünler tasarlamaktır.
Türk Patent
Enstitüsü tarafından Bir ürünün tümünün veya bir parçasının, veya ürün üzerindeki
bir süslemenin; çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan
duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü ifade
eder. şeklinde tanımlanmıştır.
Mesleğin ortaya çıkış amacı; halktan her kesimin endüstrinin mahsülü olan kaliteli
ürünleri çok daha ucuz ve ulaşılabilir fiyatlardan satın alabilmesiyken, özellikle
2. dünya savaşı sonrası değişen dünya düzenine ayak uydurularak, "tüketici için
tasarım" felsefesi kayma yaşamış, yerini "sermaye için tasarım"a bırakmıştır.
Endüstriyel tasarımın gelişimi
Endüstriyel tasarıma bir disiplin olarak bakıldığında geçmişten günümüze pek çok
düşünce okuluna rastlanır. Her dönemdeki okullar, o dönemin teknoloji seviyesinden
ve insanların yaşayış şeklinden etkilenmiştir. Endüstriyel tasarım prensipleri,
o prensipleri yaratan insanların bilgi, tecrübe ve değer yargılarını yansıttığına
göre bu prensiplerin her dönem değişmesi doğal karşılanmalıdır. Endüstriyel tasarım
her dönemin ekonomik, mimari ve mühendislik gelişmelerinden birebir etkilenir. Mesela
sanayileşmenin olmadığı dönemlerde bugünkü anlamıyla bir endüstriyel tasarımdan
bahsetmek pek tabi ki mümkün olmayacaktır.
Endüstriyel tasarımın tarihsel gelişim süreci içerisinde incelediğimizde, yıllar
boyunca farklı biçimlerde gelişen düşünce akımlarının nesneleri şekil, kullanım
alanı, üretim teknikleri gibi birçok açıdan etkilediğini görebiliriz.
The Arts & Crafts Movement : el yapımı sanatçılık
Tasarımcı, yazar ve şair William Morris bu akımın öncülerindendir. Akımın savunucularının
vurguladıkları nokta, el yapımının, seri üretime üstünlüğüdür. Bu akım modern üretim
metotlarının kabalığını reddederek, el yapımının sanatçılığını benimsiyordu. Dekorasyon
işleminin ürünün esas tasarımını bozmadan yalnızca ürün yüzeyine yapılmasını savundular.
Morris ve arkadaşları, gereksiz dekorasyonu reddetmekle ürünün esas fonksiyonunun
ve yapım kalitesinin önemini belirtmek istiyorlardı. Onlara göre ürün tasarımının
ilk prensibi; kullanılan materyalin özelliklerine saygı duymaktı. Bu akımın bir
diğer özelliği Gotik tasarımların geleneklerine uymasıydı.
Art Nouveau: Yeni Sanat
Bu akım Fransada ortaya çıkmış kısa ömürlü bir akım olmakla beraber Avrupadaki hemen
hemen bütün ülkelere yayılmıştır. Sadece tasarımda değil mimaride, heykelde, resimde
ve tüm uygulamalı sanatlarda modern gelişmelere sebep olmuştur. Temelde Arts &
Crafts hareketindeki sanatların bütünlüğünü savunmuş, ancak Arts & Craftstaki
herkes için güzel tasarım fikrinden vazgeçip daha elitist ve daha pahalı tasarım
anlayışını benimsemiş, özellikle el yapımı üretime önem vermiştir. Kendisinden önceki
mimari dekorasyonlarda kullanılan geometrik şekillerden vazgeçerek, düz çizgiler
kullanmaya başlamıştır. Bu akım kendisinden öncekiler gibi sanatçıya önem vermiş
ancak tasarımı yeni seri üretimle nasıl birleştireceğine dair bir çözüm bulamamıştır.
Bu yüzden çok uzun süreli olamamıştır.
De Stijl & The Modern Movement: tasarımda 19. yüzyıl etkileri
19. yüzyılda hüküm süren bu akım fonksiyonelcilik, gelecekçilik, kübizm gibi alt
akımları içinde barındırır.
Fonksiyonelcilik akımının prensiplerini ilk kez Amerikalı heykeltıraş Horatio Greenough
Form and Function adlı kitabında ortaya koymuştur. Bu kitapta verilen temel mesaj;
şeklin fonksiyonu izlemesi gerektiğiydi. Bu akım imalat sürecinde ürünün önce işlevinin,
sonra görsel özelliklerinin göze alınmasının altını çizmiştir. Ürünün fonksiyonunu
ifade etme fikri arabaları makinalar tarafından üretilen ve standart parçalardan
oluşan Henry Ford tarafından da takip edilmiştir.
Gelecekçilik akımı İtalyada başlamıştır. Gelecekçiler, sanatta ve mimaride yeni
formları savunmuşlardır. Tarihsel temaların işlenmemesinin, makineleşmenin lehine
olacağını düşünmüşler, daha çok arabalar, uçaklar gibi hızlı makinalardan yana olmuşlardır.
Bu fikirler, eskinin güzellik anlayışını yıkmakla beraber yeni endüstriyel kültürün
eğilimlerini yansıtmıştır. Aynı yıllarda Pariste ise kübizm popüler olmuştur. Kübizm
sanat ve tasarım dünyasında bir devrim sayılacak yeni fikirler ortaya atmıştır.
O güne kadar vazgeçilemeyen naturalizmden uzaklaşarak kübik, dairesel, silindirik
şekilleri kullanmaya başlamıştır. Bu figürler, bu akımın savunucularının modern
dünyayı nasıl algıladıklarını göstermiştir. Onlar dünyayı değişik açılardan görünen
geometrik şekillere benzetmişlerdir. Cezanne, Picasso ve Braque bu hareketin en
ünlü isimleridir. De Stijl hareketi adını 1917-1928 yılları arasında aynı adla yayınlanan
bir tasarım dergisinden almıştır. Bu akıma göre tasarımda düzeni ve açıklğı yakalamanın
yolu makine üretiminden, soyutluktan ve evrensellikten geçiyordu. Onlara göre bu
kavramlar sınırsızlığı ifade ediyordu.
Bauhaus: açıklık ve şeffaflık
Bauhaus tasarım
okulu Almanya'da
Walter Gropius'un
liderliği altında sanatı ve teknolojiyi birleştirmek, yeni jenerasyon tasarımcı
ve mimarlarına yaratıcı tasarım ve modern endüstriyi kombine etmeyi öğretmek amacıyla
kurulmuştur. Bauhaus bugün bile mimaride ve endüstriyel tasarımda ilerici ve liberal
bir tutumun sembolü sayılır. Okul, modern anlamda endüstriyel tasarım teorisini
ve pratiği birleştirmeyi başarabilmiştir. Bu hareketin kabul ettiği en belirgin
özellikler; homojenlik, özellikle binalarda evrensel standartların kullanılması
ve bunların seri üretimine geçilmesiydi. Görsel sanatların asıl amacının yarattığı
objeyi bütün olarak görme olduğunu savunuyordu. Açıklık ve şeffaflık en önemli öğelerdendi.
Art Deco: Şık ama ucuz
Art Deco, 1920'lerde ve 1930'lardaki popüler stil ve tasarımları ifade etmek için
kullanılan terimdir. Bu yeni stil, Eski Mısırdan esinlenmiştir. Porselen tanrıça,
eski at arabası motifleri tasarımlarda sıklıkla kullanılmıştır. Bu hareket toplumun
bütününe hizmet amacında olduğundan ucuz ve seri üretilmiş ürünleri ön plana almıştır.
Seri olarak üretilmiş olmalarının yanı sıra bu ürünlerin en önemli özellikleri daha
kullanışlı ve daha konforlu olmalarıydı. Bu akım da tıpkı Art Nouveau akımı gibi
el yapımı ürünlerden vazgeçmiştir. 1930'larda üretilen bu yeni tasarım ürünler Büyük
Dünya Ekonomik Bunalımının hemen ardından, kriz mağdurlarına hitaben üretilmiş,
pahalı görünümlü, şık ama, ucuz ürünlerdi. Büyük Bunalım'ın etkisinde kalan yıllar
gösterdi ki batmakta olan bir piyasada bile endüstriyel tasarımcılar tarafından
tasarlanmış olan ürünler kendilerini alıcılarına beğendirebilirler. Yine Büyük Bunalımın
endüstriyel tasarıma bir diğer hediyesi olarak, tasarımlarda plastik kullanılmaya
başlanmış, böylece yeni bir materyal kullanılmış olmasının yanı sıra maliyetlerde
düşürülmüştür.
1940'lara gelindiğinde savaşlar sonrası dünyada her şey de olduğu gibi tasarımlarda
da yenilikler görülmüştür. Örneğin, aşırı geometrik motiflerden vazgeçilmiş daha
basit şekiller kullanılmaya başlanmıştır. Tüm tasarımcılar üretim verimini ve satışları
arttıracak tasarımların peşine düşmüşlerdir.
1960'lar ve pop
1950'li yıllar savaş yorgunu dünyanın yaralarını sarması ile geçerken, Amerika'nın
savaşta zarar gören ülkelerin ekonomilerine yardım amacıyla yaptığı finansal yardımlar,
dünyada bir tüketim toplumu yaratmıştır. Bunun endüstriyel tasarıma yansıması; Modern
Movement yıllarının şekil, fonksiyonu izler mantığının tasarım, satışları izler
olarak değişmesi olmuştur. Avrupada üreticiler iyi tasarımın daha fazla ürün sattığını
fark ettiklerinde tasarım danışmanlığı firmaları kurulmaya başlamıştır. Endüstriyel
tasarımcının yeni rolü yalnızca estetikle değil, insan ergonomisi ve piyasa koşullarıyla
da ilgilenmek haline gelmiştir. Tasarımlarda fiberglas, naylon gibi yeni materyaller
kullanılmaya başlanmıştır. İskandinav tasarımları başta Amerika olmak üzere tüm
dünyada popüler olmuştur. Bu tasarımlar şık, kullanışlı, doğal renklerde ve konforluydu.
1960'larda hızla yayılan gençlik hareketi pop kültürünün gittikçe yayılmasına ve
çok geçmeden endüstriyel tasarımı da etkisi altına almasına neden oldu. Pop Modern
Movementa karşı bir tepki hareketi olarak Londrada ortaya çıkmıştır. Tasarımın evrensel
olması gerekmediğini savunmuş, tersine gittikçe yayılan bireyselliğe uygun olarak
tüketici ihtiyaç ve isteklerine hizmet etmesini öngörmüştür. Ayrıca bu yıllarda
çevreye saygılı tasarımlar da popüler olanlar arasında olmuştur.
Postmodernizm: Yaratıcı kaos
1970'ler postmodernist hareketin başlayıp, hüküm sürdüğü yıllar olmuştur. Postmodernizm
Modernizmin prensiplerine tepki olarak ortaya çıkmıştır. Endüstriyel tasarımda geçmişte
kullanılan öğelerin yeniden ve ironik bir şekilde yorumlanması fikrini yaymıştır.
Ayrıca postmodernist tasarımlar bilimde ortaya atılan kaos teorilerinden etkilenmiştir.
Bunun bir sonucu olarak objeler, fikirleri ve kültürü yaymak için bir araç olarak
görülmeye başlanmıştır. Zaman içinde objeler yoluyla fikirleri yaymak o kadar önem
kazanmıştır ki fikir, objeden daha önemli bir hale gelmiştir. Dönemin tasarımcıları
kendi aralarında yaratıcı kaos adlı bir terim kullanmışlardır. Bu terim belli bir
tasarım anlayışını kabul etmemeyi, belli prensiplere bağlı kalmamayı ifade etmek
için kullanılmıştır. Ancak bugün bakıldığında postmodernizm çok sınırlayıcı bir
akım olarak görülmektedir.
Bu akımın bir sonucu olarak 1981 yılında kurulan Memphis Grup, endüstriyel tasarımda
renk ve dekorasyonu kullanarak yeni objeler yaratma ve hayal gücünü zenginleştirme
iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Memphis de Modernizme karşı bir alternatif olma iddiasında
olmuş, ancak hiç bir zaman homojen bir akım olamamıştır. Daha çok bir grup tasarımcının
ortaya attığı sivri amaçlar olarak kalmıştır.
Endüstri tasarımcıları nasıl insanlardır?
Endüstri tasarımcısının beynini analiz ettiğimiz zaman mutlaka aykırı düşünen bir
tarafının olduğunu ama gerçeklikle de yüzde yüz çakıştığını görürüz. Fakat, tasarımcı
beynini dışarıya göstermek zorundadır. Yoksa, kendi başka beyni başka garip bir
yaratık çıkar. O yüzden tasarımcıların kendilerini, bulundukları alanlara en uygun
biçimde monte etmeleri gerekiyor. Eğer, siz gençlerin kullandığı bir ürün yapıyorsanız
ve ortalığa kruvaze elbise ile çekilmiş bir fotoğrafınızı verirseniz size olan güven
kaybolur.
Endüstri tasarımı, dışarıdan neden teknik çizim bölümü gibi gözüküyor?
Eskiden endüstri tasarımı yapanlar, Leonardo da Vinci de dahil olmak üzere, çizim
yaparken bir kağıt ve karbon bir kalem kullanırlardı. Bugün biz en iyi bilgisayarları,
en iyi sistemleri kullanıyoruz ama onların tasarım ile hiçbir ilgisi yok.
Asıl iş beyindedir. Bu beyni bizim desteklememiz gerekir ve de bu beyni donatmamız
halinde pek çok şeyi rahatlıkla çözebiliriz. Bugün dünyada tasarım müzelerine baktığınız
zaman %99.9?u elle, kalemle çizilmiş ürünlerle doludur. İtalyanın en önemli lamba
tasarımları, bir kağıt üzerinde basit bir metod ile çizilmiş ama metropoliten bir
yerde durmaktadır.
Çizimden sonra ne olur? Yine bunların hepsi aletlerledir. Sizi sonuca götüren aletlerdir
ama ben, yaratıcılığın beyin faaliyeti olduğunu, tüketim beklentisi ile de hedefe
gittiğine ve gelecekte de böyle olacağına inanıyorum. Aslında endüstri tasarımı,
çizimden öte bir vizyon ve görüş meselesidir.
Bu durum, vizyonuna güvenen ama çizimlerine güvenemeyen kişilerin de endüstri tasarımcı
olabileceği gerçeğine götürür mü bizi?
Hayal gücünü ikiye ayıralım. Bazı insanlar, elinde kalemle durmadan çizerek soyut
bir şeyler tasarlamaya çalışırlar. Bana sorarsanız bu çizimler, tasarıma giriş dersinden
iyi not almalarını sağlar. Tasarıma giriş dersine gelenler çok meraklı ve isteklidir.
Biz onlara şöyle söyleriz; Senin onlara göre en iyi rakibin iyi çizimindir. Güzel
çizmenin büyüsü insanı yanlış yollara da götürebilir.
Diğer tip insanlarsa, olayı kafalarında çok iyi kurgular. Tasarımı, beyinlerinde
geliştirirler. Çizime gereğinden fazla anlam yüklemezler. İşte bu tarz, bizim aradığımız
yaratıcılık ekolüdür. Eğer ilginç ve yararlı bir objeyi beyninde geliştirebiliyorsa,
onu kağıda dökmenin bir yolunu mutlaka bulur. Aslolan fikirdir, çizim fikirleri
ifade edebilmek için bir araçtır.
Güzel çizgiler, tasarımcıya nasıl rakip olabilir ki?
O kadar iyi çiziyorsundur ki belki de yaptığın madde o kadar iyi olamayacaktır.
Onun için birinci madde: iyi çizmekten vazgeç! O ürün, eğer sizin çiziminizden iyi
olmayacaksa çok büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. İyi çizilmiş ve iyi yapılmamış
ürün, endüstri tasarımında intihardır. Çünkü sizi iyi çiziminize kanarak işe alırlar
ama çizdiğiniz kadar iyi bir otomobil çıkmadığı zaman da kapıya koyarlar.
Endüstri tasarımcısı hayallerin adamı değildir. Gidiyorsunuz çiziyorsunuz ve rakibiniz
ürünü sizden bir gün önce piyasaya sürdüğü gün, şirketi batırdınız demektir. Dolayısı
ile endüstri tasarımcısının antenleri daima açık olmalıdır. Uçanı, uçmayanı, yerin
üstündekini sezebilecek şekilde kendisini donatması gerekir. Sizden basit bir şey
istenir ve Benim ürünüm bu. Sen daha iyisini yap derler. Onu yaptığınız sürece oradasınızdır,
yapmadığınız anda orada değilsinizdir. Tavsiyem şudur: Yaratıcı kalem ve el çalışmalarının
bu işe çok büyük katkısı vardır. Ama ilerde tasarım kariyerinize zarar verecekse,
çizimin büyüsünden kendinizi bir şekilde kurtarmanız gereklidir.
Endüstri tasarımcıları ne kadar çok para kazanır?
Kazandıkları para, çalıştıkları şirkete ve o şirketteki pozisyonlarına göre değişir.
Endüstri tasarımcıları genellikle şirketlerde birkaç şekilde yer alır. Bazıları
büyük bir kuruluşta alt katlarda çalışır ve üst yönetimin kendisini anlamadığından
şikayet eder. Bu o şirketin yönetiminin tasarımcıyı yanlış kullandığını gösterir.
Dev gibi kuruluştur, aşağıda iyi giyimli insanlar vardır ama tasarım ekibi, yılda
1-2 kez yönetimle görüşür veya hiç görüşmez.
Bazı şirketler vardır, bunlar da tasarım öncelikli hareket ederler. Endüstri tasarımcılarının
odaları genel müdürün yanındaki odadadır. Biz endüstri tasarımını kurarken genel
müdür ya da en çok genel müdür yardımcısının yanındaki camlı odada oturacak şekilde
eğitim kurguluyoruz. Okulumuzdaki gençler, bu yönde hazırlanmış olan tasarımcılar
ve şirketin ürün stratejisi bölümünde görev alacak donanımdalar..
Büyük şirketin karar mekanizması neredeyse tasarımcı da orada olmalıdır. Şirketlerin
sıçraması, genel müdürün yanında oturan, yemeğini beraber yiyen tasarımcılar sayesinde
olmuştur hep. Tasarıma öncelik veren şirketlerde, iyi bir konuma erişen tasarımcılar,
gelir olarak oldukça yüksek bir statü elde edebilirler. Ancak, şunu da söylemek
gerekir. İşe başladığınızda böyle bir yerden başlamanız mümkün değil.
Son dönemde, Avrupadaki otomotiv devlerinde tasarımcı olarak çalışan Türklerin Ford
Focus, Peugeot 206 gibi tasarımlara imza attıklarını görüyoruz. Bu başarılar, fırsat
verildiğinde Türk tasarımcısının neler yapabildiğini gösteriyor değil mi?
Kesinlikle. Burada önemli olan sizin eğitiminizi nereye doğru tasarladığınızdır.
Örneğin, bizim öğrencilerimizin bir kısmı Fiatta görev alıyor. Bu gibi şirketler,
sizi uzun yıllar deneyerek aşağılardan yukarılara çekerek götürürler. Yurt dışındaki
Türk tasarımcıların hepsi, yıllardır bu sektörlerin içinde bulunmuş, ciddi anlamda
özel insanlardır. Ama ondan da önemlisi, tasarımın bu büyük yarışta en önemli şifre
olduğunu bilen şirketlerdir. Bazen bahsettiğiniz tasarımcılardan daha başarılı insanların,
hayatları boyunca yanlış bir yere demir attıklarını ve yeteneklerini tam anlamıyla
sergileyemediklerini görüyoruz. Bu da yeteneğin yanında dinamizmin de tasarımcılar
için önemli bir özellik olduğunu gösterir.