Markalaşma
MARKALAR KANUNU
MARKALAR KANUNU TASARISI TASLAĞI
BİRİNCİ KISIM: Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM: Amaç, Kapsam ve Tanımlar
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, bu Kanun hükümlerine uygun olarak bir markanın tescili
konusunda yapılan başvuruya veya tescil edildiğinde korunmasına ilişkin esasları
belirlemektir. (2) Bu Kanun, bir markanın tescili için yapılan başvuru, tescil,
itiraz, tescilli bir markanın korunması ve tescil sonrası işlemler ile ilgili usul
ve esasları kapsar. (3) Bu Kanun kapsamına girmeyen markalar, genel hükümler uyarınca
korunur. Tanımlar MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bülten: Marka başvurularının
yayımlandığı Resmi Marka Bültenini, b) Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması: 26/1/1995
tarih ve 4067 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 3/2/1995 tarih ve 95/6525
sayılı Bakanlar Kurulunun kararı ile onaylanan Anlaşmayı, c) Enstitü: Türk Patent
Enstitüsünü, ç) Garanti markası: Marka sahibinin kontrolü altında, bu markayı kullanmaya
yetkili kılınmış birçok teşebbüs tarafından üretilen mal ve/veya hizmetlerin ortak
özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi kaynaklarını ve kalitesini garanti etmeye
yarayan işareti, d) Garanti Markası Teknik Şartnamesi: Garanti markasının kullanılma
usul ve şeklini gösterir şartnameyi, e) Gazete: Sicile kaydedilen markaların yayımlandığı
Resmi Marka Gazetesini, f) İhtisas Mahkemesi: Fikri ve sınai haklar hukuk ve fikri
ve sınai haklar ceza mahkemesini, g) Madrid Protokolü: 5/8/1997 tarih ve 97/9731
sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan, Markaların Uluslararası Tescili Konusundaki
Madrid Sözleşmesi İle İlgili Protokolü, ğ) Marka: Bir teşebbüsün imalâtını ve/veya
ticaretini yaptığı malları ve/veya sunduğu hizmetleri, başka teşebbüslerin mal ve/veya
hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işareti, h) Nice Anlaşması: 12/7/1995 tarih
ve 95/7094 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan Markaların Tescili Amacıyla
Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına ilişkin Nice Anlaşması ve değişikliklerini,
ı) Ortak marka: Bir sözleşme çerçevesinde, tüzel kişilik meydana getirmeksizin bir
araya gelen gerçek veya tüzel kişilerin oluşturduğu birliğe dahil teşebbüslerce
üretilen mal ve/veya hizmetleri, diğer teşebbüslerin mal ve/veya hizmetlerinden
ayırt etmeye yarayan ve bu teşebbüslerce ayrı ayrı kullanılabilen işareti, i) Ortak
Marka Teknik Şartnamesi: Ortak markanın kullanılma usul ve şeklini gösterir şartnameyi,
j) Paris Sözleşmesi: 8/8/1975 tarih ve 7/10464 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile
onaylanan Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine
Dair 20/3/1883 tarihli Sözleşme ile Türkiye tarafından onaylanmış değişikliklerini,
k) Sınıf: Markaların kullanılacağı mallar ve/veya hizmetlerin Nice Anlaşmasına göre
sınıflandırılmasını, 1l) Sicil: Kayıt ortamının türüne bakılmaksızın, markalara
ilişkin tüm tescil bilgilerinin ve tescil olunan marka ile ilgili bütün değişikliklerin
kaydedildiği Markalar Sicilini, m) Tebliğ: 6/11/2003 tarih ve 5000 sayılı Türk Patent
Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının
(f) bendi ile 25 inci maddesine göre Türk Patent Enstitüsünce uygulanacak olan ücret
tarifesine ilişkin tebliği, n) Ücret: Tebliğde belirtilen ilgili ücretin, bu ücretin
katma değer vergisinin ve varsa harcının toplamını, o) Vekil: Bu Kanunda belirtilen
konularda; ilgili kişileri Enstitü nezdinde temsil etmeye ve işlemleri yürütmeye
yetkili, Marka Vekilleri Siciline kayıtlı gerçek veya tüzel kişi marka vekilini,
ö) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu: Enstitünün almış olduğu kararlara karşı
yapılacak itirazları inceleyen ve nihai kararı veren Kurulu, ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM Korumadan Yararlanacak Kişiler, Uluslararası Anlaşmaların Öncelikle
Uygulanması Korumadan yararlanacak kişiler
MADDE 3- (1) Bu Kanun ile sağlanan korumadan; aşağıdaki niteliklerden en az birine
sahip gerçek veya tüzel kişiler yararlanır; a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları,
b) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ikametgahı olan veya yönetim merkezi bulunan
ya da sınai veya ticari faaliyette bulunanlar, c) Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret
Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip olanlar, ç) Karşılıklılık
ilkesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere kanunen veya fiilen marka
koruması tanıyan devletlerin uyruğunda olanlar. Uluslararası anlaşmaların öncelikle
uygulanması MADDE 4- (1) Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre yürürlüğe konulmuş
uluslararası anlaşmaların hükümlerinin bu Kanun hükümlerinden daha elverişli olması
halinde, bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen kişiler, elverişli hükümlerin uygulanmasını
talep etme hakkına sahiptir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Markanın İçereceği İşaretler, Marka Korumasının Elde Edilmesi ve Marka
Tescilinde Red Nedenleri Markanın içereceği işaretler
MADDE 5- (1) Marka, bir teşebbüsün mal ve/veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün
mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil,
özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların veya ambalajların biçimi
gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, her türlü işaretleri
içerir. (2) Marka, mal veya ambalajı ile birlikte tescil ettirilebilir. Bu durumda
mal veya ambalajın tescili, marka sahibine mal veya ambalaj için inhisari bir hak
sağlamaz. İnhisari hak sağlamayan bu tür unsurlar tescil belgesi üzerinde açıkça
belirtilir. 2Marka korumasının elde edilmesi MADDE 6- (1) Bu Kanun ile sağlanan
marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Enstitüce resen incelenen marka başvurusu
red nedenleri
MADDE 7- (1) Aşağıda yazılı işaretler marka olarak tescil edilemez; a) 5 inci madde
kapsamına girmeyen işaretler, b) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili
olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile
aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar, c) Ticaret alanında tür,
nitelik, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği,
hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik
özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak
içeren markalar, ç) 24/6/1995 tarih ve 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre tescil edilmiş veya marka tescil
başvurusundan daha önceki bir tarihte coğrafi işaret tescil başvurusu yapılmış menşe
ad veya mahreç işaretlerini kapsayan veya bunlardan oluşan ve menşe adı veya mahreç
işaretinin 555 sayılı Kanun hükmünde Kararnameden doğan haklarını ihlal eder nitelikte
olan ve menşe ad veya mahreç işaretinin kapsamı ile aynı veya aynı türdeki mallar
için tescili talep edilen markalar, d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan
veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye
yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar, e) Malın
özgün doğal yapısından ortaya çıkan veya teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu
olan veya mala asli değerini veren şekli münhasıran veya esas unsur olarak içeren
işaretler, f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı
gibi konularda halkı yanıltacak markalar, g) Yetkili mercilerden kullanmak için
izin alınmamış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesine
göre reddedilecek markalar, ğ) Kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı markalar. h)
İlgili merciler izin vermediği sürece, Paris Sözleşmesi'nin 2 nci mükerrer 6 ncı
maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler
bakımından halka mal olmuş nişan, rozet, arma, amblem gibi işaretleri ve adlandırmaları
içeren markalar, ı) Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesi'nin 1 inci
mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markalar, i) Dini değerleri ve sembolleri
içeren markalar. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu
mallar veya hizmetler ile ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik
kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez. Enstitüce yayıma
itiraz üzerine incelenen marka başvurusu red nedenleri
MADDE 8- (1) Tescil başvurusu yapılan markaya, tescil edilmiş veya tescil başvurusu
daha önceki bir tarihte yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz edilmesi
durumunda, aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez; a) Tescil başvurusu yapılan
marka, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki bir tarihte yapılmış marka
ile aynı ise ve aynı mal ve/veya hizmetleri kapsıyorsa, b) Tescil başvurusu yapılan
marka ile tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki bir tarihte yapılmış
markanın aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynılığı
veya benzerliği nedeniyle; tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya
3tescil başvurusu daha önceki bir tarihte yapılmış marka ile ilişkilendirilmesi
olasılığını da içerecek biçimde halk tarafından karıştırılma olasılığı varsa. (2)
Marka sahibinin izni olmadan, ticari vekili veya temsilcisinin markanın kendi adına
tescili için yaptığı başvuru, vekil veya temsilcinin geçerli bir gerekçe gösterememesi
halinde, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Tescilsiz bir markanın
veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine,
tescil başvurusu yapılan marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez; a) Markanın tescili
için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda
belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmişse, b) Belirtilen
işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa.
(4) Tescil başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki
bir tarihte yapılmış marka ile aynı veya benzer olmakla birlikte, farklı mallar
veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha
önceki bir tarihte yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle
haksız bir yararın sağlanabileceği veya markanın itibarının zarar görebileceği veya
ayırt edici karakterini zedeleyen sonuçların doğabileceği hallerde, aynı veya benzer
markanın tescili başvurusu, farklı mal ve/veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile,
tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki bir tarihte yapılmış marka sahibinin
itirazı üzerine reddedilir. (5) Tescil başvurusu yapılan markanın, başkasına ait
kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, herhangi bir fikri veya sınai mülkiyet
hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.
(6) Ortak markaların ve garanti markalarının sona ermesinden itibaren üç yıl içinde
ortak marka veya garanti markası ile aynı veya benzer olan markanın aynı veya benzer
mal ve/veya hizmetler için yapılan tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir. (7)
Tescilli markanın yenilenmemesi nedeniyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren
iki yıl içinde aynı veya benzer bir markanın, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetler
için yapılan tescil başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı ve bu süre içinde
markasını kullanmış olması koşuluyla reddedilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve Markanın Kullanılması
Marka tescilinden doğan hakların kapsamı
MADDE 9- (1) Marka tescili, sahibine, markayı münhasıran kullanma hakkı verir. Aşağıda
belirtilen hallerde, marka sahibinin, izni alınmadan markasının kullanılmasının
önlenmesini talep etme yetkisi vardır; a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal
ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin
kullanılması, b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı
mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu
nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında bağlantı kurulma olasılığı
da dahil, karıştırılma olasılığı olan herhangi bir işaretin kullanılması, c) Tescilli
marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya
hizmetlerle benzer olmayan, ancak tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir
yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın
ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar, birinci fıkra hükmü uyarınca, yasaklanabilir; a)
İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması, 4b) İşareti taşıyan malın piyasaya
sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya
o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması, c) İşareti taşıyan malın
gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması, ç) İşaretin, teşebbüsün
iş evrakı ve reklamlarında kullanılması, d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına
ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşullarıyla, işaretin aynı veya
benzerinin dijital ortamda ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici
kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması. (3) Markanın sahibine
sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla
hüküm ifade eder. Marka tescil başvurusunun yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve
marka tescili ilan edilmiş olsaydı yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle
başvuru sahibi, hukuk davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların
geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. Markanın
sözlük veya başka başvuru eserlerinde yer alması
MADDE 10- (1) Tescilli bir markanın, tescilli olduğu belirtilmeden sözlük, ansiklopedi
veya başka bir başvuru eserinde, jenerik ad izlenimi verecek şekilde yayımlanması
durumunda, marka sahibinin talebi üzerine yayımcı, yayımın talebi takip eden ilk
baskısında markanın tescilli bir marka olduğunu belirtmek suretiyle yanlışlığı düzeltir.
Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markanın kullanımının yasaklanması
MADDE 11- (1) Marka sahibinin izni olmadan ticari vekili veya temsilcisi adına marka
tescilinin yapılması halinde, marka sahibi kullanım için yetki vermemiş ise ve ticari
vekil veya temsilcinin haklı bir gerekçesi yoksa, marka sahibi, markasının kullanımının
yasaklanmasını yetkili mahkemeden talep edebilir. Marka tescilinden doğan hakların
kapsamında istisna
MADDE 12- (1) Marka sahibi, markasının, üçüncü kişiler tarafından, dürüstçe ve ticari
veya sanayi konularıyla ilgili olarak, ticari hayatın gidişatı içinde, aşağıda belirtilen
biçimlerde kullanmasını engelleyemez; a) Kendi adı veya adresini belirtmek, b) Malların
veya hizmetlerin türü, kalitesi, miktarı, kullanım amacı, değeri, coğrafi kaynağı,
üretim veya sunuluş zamanı veya bunların diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda
bulunmak, c) Özellikle aksesuar, yedek parça gibi, malların ya da hizmetlerin kullanım
amacını göstermek bakımından zorunluluk bulunan hallerde marka olarak kullanmak.
d) Yurtdışında tescilli marka sahipleri, aynı markanın Türkiyede bir başkası adına,
kendi markalarının tescilinden sonraki bir tarihte tescile bağlanması halinde, bu
markayı taşıyan malları, sadece ihraç amacıyla ve Türkiyede piyasaya sunmamak ve
hak sahibine üretim ve ihracata ilişkin bilgi ve belgeleri ibraz etmek şartlarıyla,
Türkiyede ürettirebilir ve stoklayabilir. Bu hükme aykırı davranan yurtdışında tescilli
marka sahiplerine karşı, tescilli bir markadan doğan haklar ileri sürülebilir. Marka
tescilinden doğan hakların tüketilmesi
MADDE 13- (1) Marka sahibi tarafından veya onun izni ile markayı taşıyan malların
Türkiyede piyasaya sunulmasından sonra marka sahibi, markanın bu mallarla ilgili
olarak kullanılmasını yasaklayamaz. (2) Marka sahibinin, malın piyasaya sunulmasından
sonraki ticaretine karşı çıkma hususunda haklı nedenlerinin bulunduğu hallerde,
özellikle malların piyasaya sunulmasından sonra durumlarının değiştirildiği ya da
bozulduğu hallerde üçüncü kişilerin ticari amaçlı kullanımlarını önleme yetkisi
vardır. 5 Markanın kullanılması
MADDE 14- (1) Marka sahibi tarafından, markanın tescil edildiği mallar veya hizmetlerle
ilgili olarak kullanımına, markanın tescil edildiğinin Gazetede yayımlandığı tarihten
itibaren beş yıl içinde haklı bir neden olmadan başlanılmaması veya bu kullanıma
beş yıl kesintisiz ara verilmesi halinde, markanın hükümsüzlüğüne yetkili mahkemece
karar verilir. (2) Aşağıda belirtilen durumlar markayı kullanma kabul edilir; a)
Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeksizin farklı unsurlarla kullanılması,
b) Markanın Türkiyede yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması,
c) Markanın, marka sahibinin izni ile üçüncü kişi tarafından kullanılması, ç) Bir
garanti markası veya ortak markanın, markayı kullanmaya yetkili kişilerden sadece
biri tarafından kullanılması.
İKİNCİ KISIM: Marka Başvurusu
BİRİNCİ BÖLÜM: Başvuru Şartları, Başvurunun Bölünmesi, Geri Çekilmesi ve Sınırlandırılması
Tescil mercii
MADDE 15- Bir markanın tescilinde yetkili merci Enstitüdür. Tescil başvurusu her
marka için ayrı ayrı yapılır. Başvuru şartları
MADDE 16- (1) Marka tescil başvurusu aşağıda belirtilen unsurları içerir; a) Şekli
ve kapsamı Yönetmelikte belirtilen, başvuru sahibi veya vekili tarafından imzalanmış
tescil talebi, b) Başvuru sahibinin adı, uyruğu ve adresi, c) Başvuru vekil aracılığı
ile yapılıyorsa vekilin adı ve adresi, ç) Markanın yayıma ve çoğaltmaya elverişli
örneği, d) Markanın kullanılacağı malların ve/veya hizmetlerin listesi, e) Başvuru
sahibi, başka bir devletde yapmış olduğu önceki tarihli bir başvuruya dayanan rüçhan
hakkından yararlanmak istiyorsa, bu yöndeki beyanı, f) Başvuru sahibi mal ve/veya
hizmetlerin markayla birlikte bir sergide teşhirinden kaynaklanan korumadan yararlanmak
istiyorsa, bu yöndeki beyanı, g) Başvuru ortak marka ya da garanti markası için
yapılmış ise noter tasdikli teknik şartname, ğ) Marka örneğinde Latin alfabesi dışında
harf veya harfler kullanılmış ise bunların Latin alfabesindeki karşılığı, h) Başvuru
ücretinin ödendiğini gösterir belge, ı) İlave sınıf veya sınıfların ücretinin ödendiğini
gösterir belge, i) Başvuruda rüçhan hakkı beyan edilmiş ise, rüçhan hakkı beyanı
ücretinin ödendiğini gösterir belge. (2) Birinci fıkrada sayılan unsurlar, Paris
Sözleşmesine veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf veya karşılıklık
ilkesini uygulayan devletlerin resmi dillerinden birinde verilirse, bunların Türkçe
tercümelerinin başvuru talebine eklenmesi gerekir. 6 (3) Başvuru tarihi, yukarıda
sayılan unsurlardan bu Kanunun 25 inci maddesi uyarınca uyarınca verilmesi zorunlu
olanların, Enstitüce teslim alındığı gün, saat ve dakika itibarıyla kesinlik kazanır.
(4) Başvuruya ilişkin usul ve esaslar Yönetmelikle düzenlenir. (5) Enstitü, başvuruda
yer alan unsurların doğruluğundan makul nedenlerle şüphe etmesi halinde, başvurunun
incelenmesi aşamasında Enstitüye delil sunulmasını isteyebilir. Sınıflandırma MADDE
17- (1) Tescil başvurusu yapılan markanın üzerinde kullanılacağı mal ve/veya hizmetlerin
Nice Anlaşmasına göre sınıflandırılmasına ilişkin esaslar ile başvuru ücretinin
kapsayacağı sınıf veya sınıflara ilişkin esaslar Yönetmelikle düzenlenir. (2) Enstitü
başvuru dilekçesinde yer alan mallar, hizmetler ve sınıf numaraları üzerinde gerekli
düzenlemeleri yapma yetkisine sahiptir. (3) Mal ve hizmet listesinin Yönetmelikte
belirtilen esaslara uygun olmaması halinde, Enstitü, yapılacak düzenlemeler için
başvuru sahibinden sınıflandırma listesi düzenleme ücretini talep eder. Ücretin
iki aylık süre içinde ödenmemesi halinde başvuru yapılmamış sayılır ve ödenen ücretler
Enstitüye gelir kaydedilir. (4) Bir marka tescil başvurusunda, mal ve/veya hizmetlerin
aynı sınıflarda yer aldıkları gerekçesiyle bunların birbirlerine benzer oldukları
ya da mal ve/veya hizmetlerin ayrı sınıflarda yer aldıkları gerekçesiyle bunların
birbirlerine benzer olmadıkları kabul edilemez. Marka başvurusunun bölünmesi
MADDE 18- (1) Bir marka tescil başvurusu, tescil edilene kadar, başvuru sahibinin
yazılı talebi üzerine ve bölünme ücretinin ödenmesi koşuluyla, iki veya daha fazla
sayıda başvuruya bölünebilir ve ilk başvurunun kapsamındaki mal ve/veya hizmetler
bölünmüş başvurular arasında dağıtılabilir. Başvurunun yayımlanmasından sonra gerçekleşen
bölünme de ayrıca yayımlanır. (2) Bölünmüş başvurular, ilk başvurunun başvuru tarihini
ve varsa rüçhan hakkını korurlar. Bölünmüş başvurular tekrar birleştirilemezler.
(3) Başvurunun bölünmesi talebi, aşağıdaki hallerde kabul edilmez; a) Bölünmesi
talep edilen başvurunun yayımına itiraz halinde, itiraza konu olan mal ve/veya hizmetlerin
bölünmüş tek bir başvuruda kalmaması durumu, b) Bölünmesi talep edilen başvurunun
Enstitünün ret kararına konu olması halinde, itiraza konu olan mal ve/veya hizmetlerin
bölünmüş tek bir başvuruda kalmaması durumu, c) Bölünme talebinin reddini gerekli
kılan haklı nedenlerin varlığı. (4) Kabul edilmeyen bölünme taleplerinde ücret iade
edilmez. Başvurunun geri çekilmesi veya sınırlandırılması
MADDE 19- (1) Marka tescil başvurusu, başvuru sahibi tarafından, markanın tescil
edilmesinden önce, ücretinin ödenmesi ve Yönetmelikte belirtilen esaslara uyulması
koşuluyla geri çekilebilir veya kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin bir kısmı açısından
sınırlandırılabilir. (2) Başvurunun geri çekilmesi veya sınırlandırılması, söz konusu
işlemler Enstitüce gerçekleştirildiği tarihten itibaren hüküm doğurur. Başvurunun
yayımlanmasından sonra gerçekleşen geri çekme veya sınırlandırma Bültende yayımlanır.
Başvuru üzerindeki hak sahiplerinin izni olmadıkça, başvuru sahibi başvurusunu geri
çekemez veya sınırlandıramaz. (3) Birinci fıkrada belirtilen taleplerin vekil aracılığıyla
yapılabilmesi için vekaletnamenin bu konulardaki yetkiyi açıkça belirtmesi ve vekaletnamedeki
müvekkil imzasının, noter tarafından tasdik edilmesi zorunludur. 7
İKİNCİ BÖLÜM Rüçhan Hakkı Uluslararası sözleşmelere dayanan başvurulardan doğan
rüçhan hakları
MADDE 20- (1) Paris Sözleşmesine ve Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf
olan devletlerden birinin uyruğunda olan veya bu devletlerden birinin uyruğunda
olmamakla birlikte onlardan birinde ikametgahı veya işler durumda ticari müessesesi
bulunan gerçek veya tüzel kişiler veya kanuni halefleri, bu devletlerin herhangi
birinde yetkili mercilere bir markanın tescili için usulüne uygun olarak yaptıkları
başvuru tarihinden itibaren altı ay süreyle, aynı marka ve kapsamındaki aynı mal
ve/veya hizmetler için tescil belgesi almak üzere Türkiye'de başvuru yapma konusunda
rüçhan hakkından yararlanırlar. Rüçhan hakkından yararlanılabilmesi için ilk başvuru
yapılan devletin yetkili makamından rüçhan hakkı belgesi alınması şarttır. Bu süre
içinde kullanılmayan rüçhan hakları düşer. (2) Birinci fıkrada belirtilen süre içinde,
rüçhan hakkına dayanılarak başvuru yapıldığı takdirde, rüçhan hakkının doğduğu tarihten
itibaren, üçüncü kişiler tarafından yapılacak, rüçhan hakkına konu olan tescil başvurusunun
mal ve/veya hizmetler itibarıyla kapsamındaki başvurular ve bunlar adına yapılacak
marka tescilleri hüküm ifade etmez. (3) Birinci fıkrada belirtilen gerçek veya tüzel
kişiler ile kanuni halefleri, Paris Sözleşmesine taraf olmayan bir devlette yaptıkları
usulüne uygun marka tescil başvurusuna dayanarak birinci fıkrada belirtilen esaslarla
rüçhan hakkından yararlanırlar. (4) İlk başvurunun konusunu oluşturan ve aynı devlette
yapılan sonraki başvurunun tarihi, sonraki başvurunun yapıldığı tarihten önceki
başvurunun geri çekilmiş, terk edilmiş veya kamunun incelemesine açılmaksızın ve
herhangi bir hakkı saklı olmaksızın rüçhan hakkı talebine dayanak oluşturmayacak
bir biçimde reddedilmiş olması halinde, rüçhan hakkının belirlenmesinde ilk başvuru
sayılır. Bundan böyle önceki başvuru, rüçhan hakkı talebine temel teşkil etmez.
(5) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde belirtilen gerçek
veya tüzel kişiler hakkında da yukarıda belirtilen hükümler uygulanır. (6) Yabancı
bir devlette yapılacak marka tescil başvurusunda kullanılmak üzere Enstitüden talep
edilen rüçhan hakkı belgesi, talep üzerine ve rüçhan hakkı belgesi düzenleme ücretinin
ödenmesi koşuluyla verilir. Sergilerde sergilemeden doğan rüçhan hakları
MADDE 21- (1) Tescil başvurusuna konu markanın kullanılacağı malları veya hizmetleri
Türkiye'de açılan ulusal veya uluslararası sergilerde ya da Paris Sözleşmesine taraf
devletlerde açılan resmi veya resmi olarak tanınan sergilerde markayla birlikte
sergileyen ve markanın tasdikli örneğini ibraz eden bu Kanunun 3 üncü maddesinde
yazılı gerçek veya tüzel kişiler, sergideki sergileme tarihinden itibaren altı ay
içinde, Türkiye'de aynı markanın tescili için başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından
yararlanırlar. (2) Tescil başvurusunda gösterilen markanın kullanılacağı mallar
veya hizmetler, sergide görünür şekilde resmi açılış tarihinden önce markayla birlikte
sergilenmişse, rüçhan süresi, malların sergi yerine konulduğu veya hizmetin sergilendiği
tarihten itibaren başlar. (3) Türkiye'de açılan sergilerin düzenleyicileri, tescil
başvurusundaki bir markanın kullanılacağı mallarını veya hizmetlerini sergileyenlere,
sergiledikleri malların veya hizmetlerin türlerini açıkça belirten ve malın veya
hizmetin markayla birlikte sergide görünür şekilde sergilendiği tarih ile serginin
resmi açılış tarihini gösterir bir belgeyi verirler. 8 (4) Yabancı devletlerde sergilenen
mallar veya hizmetler için de, serginin açıldığı devletteki serginin düzenleyicileri
tarafından, üçüncü fıkrada belirtilen hususları içeren bir belgenin verilmesi şarttır.
(5) Başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir markanın kullanılacağı malların,
Türkiyede açılan sergilerde sergilenmesine ve sergi bittikten sonra devletine geri
gönderilmesine engel olunmaz. (6) Bir sergide sergilenmiş, tescil başvurusu bulunan
veya tescilli bir markanın kullanılacağı mallar veya hizmetler ile ilgili olarak
birden çok başvuru yapılmışsa, bu durumda bu malları veya hizmetleri ilk sergileyen
kişi, aynı zamanda sergilenmesi halinde ise, ilk başvuruda bulunan kişi rüçhan hakkından
yararlanır. Rüçhan hakkının hüküm ve sonuçları
MADDE 22- (1) Bu Kanunun 20 nci ve 21 inci maddeleri hükümleri uyarınca rüçhan hakkının
hüküm ve sonuçları, rüçhan hakkının talep edildiği başvurunun tarihi itibarıyla
doğar. Rüçhan hakkının talep edilmesi ve belgelendirilmesi
MADDE 23- (1) Başvuru sahibi, yararlanmak istediği rüçhan hakkı çeşidini başvuru
ile birlikte, beyan ücretini ödeyerek belirtir. İlgili rüçhan hakkı belgesini, başvuru
tarihinden itibaren üç ay içinde vermediği takdirde rüçhan hakkından yararlanma
beyanı yapılmamış sayılır. Alınan rüchan hakkı beyan ücreti Enstitüye gelir kaydedilir.
(2) Sergilerde teşhir hakkına dayalı olarak alınmış bir rüçhan, bu Kanunun 20 nci
maddesine göre verilen rüçhan süresini uzatmaz.
ÜÇÜNCÜ KISIM: Tescil İşlemleri
BİRİNCİ BÖLÜM: Başvurunun İncelenmesi Hızlı inceleme talebi
MADDE 24- (1) Başvuru sahibi, talep edilmesi ve ücretinin ödenmesi koşuluyla hızlı
incelemeden yararlanabilir. Hızlı inceleme ücretinin ödenmemesi halinde talep yapılmamış
sayılır. Şekli inceleme ve eksikliklerin giderilmesi
MADDE 25- (1) Marka tescil başvurusunun bu Kanunun 16 ncı maddesinde belirtilen
koşullara ve Yönetmeliğe uygun bir şekilde yapılmadığı hallerde; Enstitü başvuru
sahibine bildirimde bulunarak eksiklikleri gidermesi için iki aylık süre verir.
(2) Ancak; bu Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d),
(h) ve uygulanabilir hallerde; (e), (f), (g), (ı) ve (i) bentlerinde belirtilen
unsurlar başvuru anında verilmiş ise başvuru, bunların Enstitüce teslim alındığı
gün, saat ve dakika itibarıyla kesinlik kazanır. Bu unsurlar başvuru anında verilmez
veya belirtilen şartlara uygun bulunmaz ise eksikliklerin giderilmesi için Enstitü
tarafından birinci fıkrada belirtilen süre verilir. Bu durumda tescil başvurusu,
eksikliklerin giderildiği ve bu unsurların Enstitüce teslim alındığı gün, saat ve
dakika itibarıyla kesinlik kazanır. (3) İkinci fıkrada belirtilenler dışında kalan,
ancak bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca verilmesi gereken diğer unsurlarda eksiklik
olması halinde, bu eksikliklerin birinci fıkrada belirtilen süre içinde giderilmesi
gerekir. Ancak bu eksiklikler başvuru tarihinin kesinleşmesine etki etmez. 9 (4)
Verilen süre içinde eksiklikleri tamamlanmayan marka tescil başvurusu yapılmamış
sayılır ve bu tür başvurularda ödenen ücretler Enstitüye gelir kaydedilir. Ancak
rüçhan hakkı beyan edilmekle beraber buna ilişkin eksikliklerin giderilmemesi veya
rüçhan hakkı belgesinin bu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen süre içinde Enstitüye
teslim edilmemesi, sadece rüçhan hakkının kaybına neden olur. (5) Enstitü nezdinde
işlem yapma yetkisine sahip olan vekil, yaptığı marka tescil başvurusu ile birlikte
vekâletnamesini vermemiş ise vekâletnamenin Enstitüye verilmesi için, marka başvuruları
için tescil aşamasında iki ay süre verilir. Vekilin, Enstitüde, başvuru sahibi adına
başvuru yapma yetkisini içeren, önceden verilmiş bir vekâletnamesi mevcut ise, vekilin
başvuru sırasında veya vekâletnamenin verilmesi için tanınan iki aylık süre içinde,
yaptığı işlemin dayanağı olan vekâletnameye atıfta bulunması zorunludur. Bu süre
içinde vekâletname verilmez veya önceden verilmiş vekâletnameye atıfta bulunulmaz
ise; a) Başvuru sahibinin Türkiyede ikametgâhı veya gerçek ve işler durumda ticari
bir müessesesi varsa bildirimler ve işlemler başvuru sahibi adına yürütülür. b)
Başvuru sahibinin Türkiyede ikametgâhı veya gerçek ve işler durumda ticari bir müessesesi
yoksa başvuru sahibine yeni bir vekil ataması için iki aylık süre verilir. Anılan
sürede yeni ve yetkili bir vekil atanarak, vekaletnamenin Enstitüye gönderilmemesi
durumunda, başvuru işlemden kaldırılır. Bu durumda başvuru sahibine yeni bir bildirim
yapılmaz ve alınan ücret Enstitüye gelir kaydedilir. (6) Kesinleşmiş bir marka tescil
başvurusuna ilişkin olarak, talepte bulunulması ve ön yazı düzenleme ücretinin ödenmesi
koşulu ile başvuruda bulunulduğuna ilişkin yazı başvuru sahibine veya vekiline verilir.
(7) Rüçhan hakkı beyan edilmişse, Enstitü tarafından bu Kanunun 20 nci, 21 inci
ve 22 nci maddeleri hükümlerine göre ayrıca inceleme yapılır. Başvuru yapma hakkı
açısından inceleme
MADDE 26- (1) Bu Kanunun 3 üncü maddesi kapsamına girmeyen gerçek veya tüzel kişilerin
başvurusu reddedilir. Resen incelenen red nedenleri açısından inceleme
MADDE 27- (1) Başvuru şartları eksiksiz şekilde yerine getirilen marka tescil başvurusu
ile ilgili olarak, başvuru kapsamında bulunan mallar veya hizmetlerin bir kısmının
veya tamamının, bu Kanunun 7 nci maddesi hükmüne uygun bulunmadığı sonucuna varılırsa,
başvuru bu mallar veya hizmetler bakımından kısmen veya tamamen reddedilir. (2)
Markanın ayırt edici olmayan bir unsur içerdiğinin tespit edilmesi ve bu unsurun
markada yer almasının marka koruması kapsamında şüpheye yol açabilecek olması halinde,
Enstitü, inhisari hak sağlamayan bu tür unsurları, başvurunun Bültende yer alan
yayımında ve tescil belgesi üzerinde açıkça belirtir. Bu şekilde yapılan yayım kararına
karşı başvuru sahibi, bu Kanunun 32 nci maddesine göre itiraz edebilir.
İKİNCİ BÖLÜM Başvurunun Yayımlanması, Görüş ve İtirazlar Başvurunun yayımlanması
MADDE 28- (1) Başvuru şartları eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiş ve bu Kanunun
26 ncı ve 27 nci maddeleri hükümlerine göre reddedilmemiş bir marka tescil başvurusu,
Bültende yayımlanır. (2) Ancak, marka tescil başvurusunun yayımlanmasından sonra,
başvurunun kısmen veya tamamen reddine karar verilirse, bu karar da ayrıca yayımlanır.
10 Üçüncü kişilerin görüşleri
MADDE 29- (1) Marka tescil başvurusunun yayımlanmasından sonra üç ay içinde, herhangi
bir gerçek veya tüzel kişi ya da üreticileri, imalatçıları, hizmetleri sağlayanları,
tacirleri veya tüketicileri temsil eden dernek, oda veya birlikler, bu Kanunun 7
nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ı) bentleri hariç diğer bentleri kapsamında,
markanın tescil edilemeyeceğini belirten yazılı ve gerekçeli görüşlerini Enstitüye
sunabilirler. Ancak bu kişiler, Enstitü nezdinde işlemlere taraf olamazlar. (2)
Enstitü, gerekli gördüğü hallerde birinci fıkrada belirtilen üçüncü kişilerin görüşlerini
başvuru sahibine gönderir ve bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde bu görüşlere
karşı beyanda bulunmalarını ister. (3) Enstitü, üçüncü kişilerin görüşlerini bu
Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ı) bentleri hariç diğer bentleri
kapsamında değerlendirir, doğruluğuna kanaat getirirse yayım kararını değiştirir
ve bu kararı Bültende yayımlar. Yayıma itiraz
MADDE 30- (1) Tescil başvurusu yapılmış bir markanın, bu Kanunun 7 nci maddesinin
(b) ve (ı) bentleri ile 8 inci maddesi hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine
ilişkin itirazlar, ilgili kişiler tarafından, marka tescil başvurusunun yayımından
itibaren üç ay içinde yazılı olarak yapılır. (2) İtiraz sahibi, itiraz gerekçelerini
ve itirazını destekleyen delillerini itiraz anında vermemiş ise birinci fıkrada
belirtilen süre içinde bunları Enstitüye teslim edebilir. İtiraz gerekçelerinin
bu süre içinde teslim edilmemesi halinde yayıma itiraz yapılmamış sayılır. (3) Enstitü,
bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde, ek delil sunulmasını itiraz sahibinden
isteyebilir. Bu süre içinde istenilen ek delillerin Enstitüye verilmemesi halinde
itiraz mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir. (4) İtirazın değerlendirilmesi
için, itiraz ücretinin, birinci fıkrada belirtilen süre içinde ödenmesi ve ödemeyi
gösterir belge ile Yönetmelikte belirtilen diğer belgelerin aynı süre içinde Enstitüye
teslim edilmesi gerekir. Yayıma itirazın incelenmesi
MADDE 31- (1) Yayıma itirazlar incelenirken, tarafların itiraz ve karşı görüşleri
gerek görülen sıklıkta birbirlerine iletilerek, bildirim tarihinden itibaren bir
ay içinde sunulmak üzere yazılı görüşleri istenebilir. Görüşlerin istenilen sürede
Enstitüye teslim edilmemesi halinde itiraz, mevcut delillere göre değerlendirilir.
Ayrıca Enstitünün uygun görmesi halinde, taraflar uzlaşmaya da davet edilebilir.
(2) Yayıma itirazın incelenmesi neticesinde markanın, başvuruda bulunulan mallar
veya hizmetlerin bir kısmı veya tamamı için tescil olunamayacağı sonucuna varılırsa,
başvuru bu mallar veya hizmetler bakımında kısmen veya tamamen reddedilir. Aksi
halde itirazın reddine karar verilir. Karara itiraz
MADDE 32- (1) Enstitü tarafından alınacak kararlardan zarar gören kişiler, kararın
bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı olarak itiraz edebilirler. Alınan
kararlarla ilgili işlemlere taraf diğer kişiler de itiraz etme hakkına sahiptirler.
(2) Nihai karar niteliği taşımayan ve bağımsız olarak itiraz edilmesine izin verilmeyen
kararlara karşı ancak nihai kararla birlikte itiraz edilebilir. 11(3) İtiraz sahibi,
itiraz gerekçelerini ve itirazını destekleyen delilleri itiraz anında vermemiş ise
birinci fıkrada belirtilen süre içinde bunları Enstitüye teslim edebilir. İtiraz
gerekçelerinin bu süre içinde teslim edilmemesi halinde karara itiraz yapılmamış
sayılır. (4) Ayrıca Enstitü, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde, ek delil
sunulmasını itiraz sahibinden isteyebilir. Bu süre içinde istenilen ek delillerin
Enstitüye teslim edilmemesi halinde itiraz mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir.
(5) İtirazın değerlendirilmesi için, itiraz ücretinin, birinci fıkrada belirtilen
süre içinde ödenmesi ve ödemeyi gösterir belge ile Yönetmelikte belirtilen diğer
belgelerin aynı süre içinde Enstitüye teslim edilmesi gerekir. Değiştirme kararı
MADDE 33- (1) Karara itirazın, haklılığının ve doğruluğunun belirlenmesi halinde,
karar değiştirilir. (2) Kararın değiştirilmemesi halinde itiraz, herhangi bir yorumda
bulunulmadan Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna gönderilir. Yeniden İnceleme
ve Değerlendirme Kurulu incelemesi
MADDE 34- (1) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, bildirim tarihinden itibaren
bir ay içinde, taraflardan ek delillerini sunmalarını veya itirazlara ilişkin karşı
görüşlerini bildirmelerini isteyebilir. (2) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu
yapacağı inceleme ve değerlendirme sonucunda, itiraz hakkında Enstitünün nihai kararını
verir. İtiraz ücretinin mahsup ve iadesi
MADDE 35- (1) Marka tescil başvuruları ile ilgili olarak alınan kararlara karşı
yapılan itirazların incelenmesi için alınan ücret, itiraz kabul edildiği takdirde,
marka tescil belgesi düzenleme ücretine mahsup edilir. Aksi hallerde ücret iadesi
yapılmaz. Kararlara karşı dava açılması
MADDE 36- (1) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun itirazlar ile ilgili olarak
verdiği nihai kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde,
Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Tescil, Koruma Süresi ve Yenileme Tescil
MADDE 37- (1) Bu Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre başvurusu eksiksiz yapılmış
veya eksiklikleri giderilmiş, süresi içinde hakkında itiraz yapılmamış veya yapılan
itiraz reddedilmiş ve süresi içinde tescil belgesi düzenleme ücretinin ödendiğini
gösterir belge dahil noksan evrakları Enstitüye teslim edilmiş bir başvuru, tescil
edilerek Sicile kaydedilir ve Gazetede yayımlanır. Başvuru sahibine verilmek üzere,
Marka Tescil Belgesi düzenlenir. (2) Noksan evrakların teslimi, bu Kanunun 85 inci
maddesindeki ek süre prosedürü çerçevesinde yapılmasına rağmen, tescil belgesi düzenleme
ücreti, noksan tebligat yazısında bildirilen sürede ödenmişse bu ücret, ek süre
talep ücretinden mahsup edilir. (3) Sicil kaydında; marka örneği, başvuru tarihi,
marka tescil numarası, markanın kullanılacağı mallar veya hizmetlerin listesi, mal
veya hizmetlerin sınıf veya sınıfları, marka sahibinin ve varsa vekilinin adı, soyadı,
uyruğu, adresi, tescil tarihi, marka üzerindeki bütün değişiklikler ve Yönetmelikte
belirtilen diğer hususlar yer alır. Sicil kaydı yapılan marka, bu unsurları kapsar
biçimde Gazetede yayımlanır. 12 (4) Sicil alenidir. Talep edilmesi ve ücretinin
ödenmesi koşuluyla Sicil örneği verilir. Henüz tescil edilmemiş bir marka tescil
başvurusu örneği, ücretinin ödenmesi koşuluyla ve Bültende ilan edildikten sonra,
ilan edilen bilgileri kapsayacak biçimde verilir. (5) Devir, intikal, unvan veya
nevi değişiklikleri, marka tescil belgesinin kaybı gibi benzeri hallere ilişkin
olarak, talep üzerine tescil belgesinin yeniden düzenlenerek marka sahibine gönderilebilmesi
için tescil belgesi düzenleme ücretinin ödendiğini gösterir belgenin teslim edilmesi
gerekir. Markanın koruma süresi
MADDE 38- (1) Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır.
Bu süre, onar yıllık dönemler halinde yenilenir. Yenileme
MADDE 39- (1) Koruma süresi sona eren marka, sahibinin veya vekilinin talebi ve
yenileme ücretinin ödenmesi koşuluyla yenilenir. (2) Enstitü, marka sahibini ve
marka üzerinde Sicile kaydedilmiş bir hakka sahip bulunan herhangi bir kimseyi,
koruma süresinin sona erme tarihinden makul bir süre önce, koruma süresinin dolmakta
olduğu konusunda bilgilendirebilir. Ancak bu bilgilendirmenin yapılmamış olması
Enstitüye herhangi bir sorumluluk getirmez. (3) Yenileme talebinin, koruma süresinin
sona erdiği ayın son gününde biten, altı aylık süre içinde yapılması ve aynı süre
içinde yenileme ücretinin ödenmesi gerekir. Bu süre içinde yenileme talebinin yapılmaması
veya yenileme ücretinin ödenmemesi halinde, yenileme talebi, koruma süresinin sona
erdiği ayın son gününü izleyen günden başlayan altı aylık ilave süre içinde, ek
bir ücretin ödenmesi koşuluyla da yapılabilir. (4) Marka, yenileme ücretinin yanı
sıra mal/hizmet çıkarma ücretinin de ödenmesi koşuluyla, tescil kapsamında bulunan
mal ve/veya hizmetlerin bir kısmı için de yenilenebilir. (5) Yenileme, önceki koruma
süresinin sona erdiği günden itibaren hüküm ifade eder. Yenileme Sicile kaydedilir
ve yayımlanır. (6) Üçüncü fıkrada belirtilen süreler içinde yenilenmeyen markalara
ilişkin marka hakkı, koruma süresinin bittiği günü izleyen gün sona erer. (7) Yenileme
talebinin içerdiği herhangi bir beyan veya unsurun doğruluğu konusunda haklı nedenlerle
şüpheye düşülmesi halinde Enstitü delil sunulmasını isteyebilir.
DÖRDÜNCÜ KISIM Hukuki İşlemler, Değişiklikler ve Düzeltmeler
BİRİNCİ BÖLÜM Marka Tescilinden Doğan Haklarla İlgili Hukuki İşlemler Marka hakkının
hukuki işlemlere konu olması
MADDE 40- (1) Tescilli bir marka, devredilebilir, diğer şekillerde mülkiyet değişikliğine
konu olabilir, miras yolu ile intikal edebilir, kullanma hakkı lisans konusu olabilir,
rehin ve haciz edilebilir. (2) Tescilli bir marka ile ilgili olarak yapılacak sağlararası
işlemler yazılı şekle tabi olup ücretinin ödenmesi ve Yönetmelikte belirtilen hususların
yerine getirilmesi koşuluyla Sicile kaydedilir ve Gazetede yayımlanır. (3) Markaya
ilişkin mülkiyet değişikliği sonucunu doğuran hukuki işlemler, Sicile kaydedilmediği
sürece, Enstitü tarafından hak sahibine yapılacak bildirimlerde mevcut Sicil kaydı
dikkate alınır. 13 Devir MADDE 41- (1) Marka, teşebbüsten bağımsız olarak tescil
edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir. (2) Bir teşebbüsün
aktif ve pasifleri ile birlikte devri, aksi kararlaştırılmamışsa, teşebbüse ait
markaların da devrini kapsar. Bu hüküm teşebbüsün devrine ilişkin taahhüt hakkında
da uygulanır. (3) İkinci fıkra hükmü ile markanın bir ticaret şirketine sermaye
olarak konması veya marka hakkının bir mahkeme kararı veya cebri icra marifetiyle
yapılan satış sonucu intikal etmesi halleri hariç, devir sözleşmesinin yazılı şekilde
yapılması ve taraflarca imzalanması zorunludur. (4) Devir belgelerinden, markanın
devri nedeniyle, tescil edildiği mal veya hizmetlerin niteliği, kalitesi veya coğrafi
kaynağı ile ilgili olarak halkın yanılgıya sevk edilme ihtimalinin bulunduğu açıkça
anlaşılıyor ise devir alan, markanın tescilini, halkı yanılgıya düşürmeyecek mal
veya hizmetlere ilişkin olarak sınırlandırmayı kabul etmediği takdirde Enstitü devri
Sicile kaydetmez. (5) Devir, taraflardan birinin ilgili markanın tescil numarası
ile yapılacak değişikliği belirtir imzalı talebi, Yönetmelikte belirtilen belgelerin
teslim edilmesi ve ücretinin ödenmesi ile Sicile kaydedilir ve Gazetede yayımlanır.
(6) Tescilli bir markanın devri sırasında aynı markanın veya ayırt edilemeyecek
derecede benzerinin, aynı veya halkı yanılgıya düşürecek derecede benzeri mallar
veya hizmetler için başka marka tescillerinin bulunması halinde, bu markaların da
devredilmesi şarttır. (7) Devir Sicile kaydedilmediği sürece devralan, marka tescilinden
doğan hakları üçüncü kişilere karşı ileri süremez. Ancak, devir sözleşmesinin yapıldığı
tarihten sonra marka üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişi, hakkı iktisap ettiği
tarihte devir sözleşmesinin yapılmış olduğunu biliyorsa, devir Sicile kaydedilmeden
önce de bu kimselere karşı ileri sürülebilir. (8) Devrin Sicile kaydı talebi ile
ilgili olarak herhangi bir belgenin doğruluğundan şüpheye düşülmesi halinde Enstitü
delil sunulmasını isteyebilir. Rehin
MADDE 42- (1) Tescilli bir marka, teşebbüsten bağımsız olarak, rehnedilebilir. Rehin
sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve taraflarca imzalanması zorunludur. (2)
Rehin, taraflardan birinin ilgili markanın tescil numarasını belirtir imzalı talebi,
Yönetmelikte belirtilen belgelerin teslim edilmesi ve ücretinin ödenmesi ile Sicile
kaydedilir ve Gazetede yayımlanır. (3) Rehin Sicile kaydedilmediği sürece rehin
alan, bu hakkını üçüncü kişilere karşı ileri süremez. Ancak, rehin sözleşmesinin
yapıldığı tarihten sonra marka üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişi, hakkı iktisap
ettiği tarihte rehin sözleşmesinin yapılmış olduğunu biliyorsa, rehin Sicile kaydedilmeden
önce de bu kimselere karşı ileri sürülebilir. (4) Rehin hakkı konusunda, bu Kanunda
hüküm bulunmayan hallerde, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
ilgili hükümleri uygulanır. Haciz
MADDE 43- (1) Tescilli bir marka, teşebbüsten bağımsız olarak haczedilebilir. (2)
Haciz Sicile kaydedilir ve Gazetede yayımlanır. (3) Haciz konusunda, 9/6/1932 tarih
ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun ve 21/6/1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. 14Lisans
MADDE 44- (1) Tescilli bir markanın kullanım hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin
bir kısmı veya tamamı için ulusal sınırların bütünü içinde veya bir kısmında geçerli
olacak şekilde lisans sözleşmesine konu olabilir. Lisans sözleşmesinin yazılı şekilde
yapılması ve taraflarca imzalanması zorunludur. (2) Lisans, inhisari lisans veya
inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir. Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa,
lisans inhisari değildir ve lisans veren markayı kendi kullanabileceği gibi, üçüncü
kişilere de aynı markaya ilişkin başka lisanslar verebilir. İnhisari lisansda ise
lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi
de markayı kullanamaz. (3) Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri,
lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. (4)
Lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin
kalitesini garanti altına alacak önlemleri alır. Lisans alanın, lisans sözleşmesinin;
lisans süresini, marka örneğini, markanın kullanılacağı malların veya hizmetlerin
kapsamını, kullanımın söz konusu olacağı bölgeyi ve lisans alan tarafından üretilecek
malların veya sunulacak hizmetlerin kalitesini belirleyen hükümlerine uyması zorunludur.
Aksi takdirde marka sahibi, tescilli bir markadan doğan haklarını, lisans alana
karşı ileri sürebilir. (5) Lisans, taraflardan birinin ilgili markanın tescil numarasını
belirtir imzalı talebi, Yönetmelikte belirtilen belgelerin teslim edilmesi ve ücretinin
ödenmesi ile Sicile kaydedilir ve Gazetede yayımlanır. (6) Lisans Sicile kaydedilmediği
sürece lisans alan, bu hakkını üçüncü kişilere karşı ileri süremez. Ancak, lisans
sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonra marka üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişi,
hakkı iktisap ettiği tarihte lisans sözleşmesinin yapılmış olduğunu biliyorsa, lisans
Sicile kaydedilmeden önce de bu kimselere karşı ileri sürülebilir. (7) Lisans sözleşmelerinde,
bu Kanuna ve konuya ilişkin diğer kanunlara aykırı hükümler bulunamaz. Lisans sözleşmelerine
ilişkin ileride kabul edilecek yasal düzenlemeler, önceden yapılmış lisans sözleşmeleri
üzerinde de etkili olur ve sözleşmenin, bunlara aykırı hükümleri geçersiz sayılır.
Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markanın devri MADDE 45- (1) Marka sahibinin
izni olmadan, ticari vekili veya temsilcisi adına marka tescilinin yapılması halinde,
ticari vekil veya temsilcinin haklı bir gerekçesi yoksa, marka sahibi, söz konusu
tescilin kendine devredilmesini yetkili mahkemeden talep edebilir. Hukuki işlemlerin
başvurulara uygulanması
MADDE 46- (1) Bu Kanunun 40 ıncı, 41 inci, 42 nci, 43 üncü ve 44 üncü maddeleri
hükümleri marka tescil başvuruları hakkında da uygulanır ve başvuru yayımlanmış
ise söz konusu işlem de Bültende yayımlanır.
İKİNCİ BÖLÜM Değişiklikler ve Düzeltmeler İsim, unvan, adres veya nevi değişiklikleri
MADDE 47- (1) Marka sahibinin isim, unvan, adres veya nevinin değiştiği hallerde
bu değişiklik, ilgili markanın tescil numarası ile yapılacak değişikliği belirtir
talep, Yönetmelikte belirtilen belgelerin teslim edilmesi ve ücretinin ödenmesi
ile Sicile kaydedilir ve Gazetede yayımlanır. (2) Birinci fıkra hükmü marka başvurularına
da uygulanır ve başvurunun yayımlanmasından sonra gerçekleşen değişiklikler Bültende
yayımlanır. 15(3) Değişikliğin aynı kişiye ait birden fazla başvuru veya tescil
ile ilgili olduğu hallerde, talep edilen değişikliğin her bir başvuru ve tescil
için aynı olması koşuluyla tek bir talep yapılması yeterlidir. (4) Birinci fıkrada
bahsedilen değişikliklerin, marka sahibinin yeni bir marka başvurusu sırasında tespit
edilmesi halinde Sicilde adına kayıtlı bulunan tescil ve başvuruların tamamı üzerinde
bu değişikliklerin yapılması gerekir. (5) İsim, unvan, adres veya nevi değişiklikleri
Sicile kayıt edilmediği sürece Enstitü tarafından hak sahibine yapılacak bildirimlerde
mevcut Sicil kaydı dikkate alınır. (6) Değişiklik talebinde yer alan herhangi bir
beyanın doğruluğundan haklı nedenlerle şüpheye düşülmesi halinde Enstitü delil sunulmasını
isteyebilir. Hataların düzeltilmesi MADDE 48- (1) Başvuru sahibi veya vekili tarafından
yapılan, Sicile, belgelere, yazışmalara, Bültene veya Gazeteye yansımış olan, başvuru
sahibinin ismine, unvanına ve adresine ilişkin hatalar ile ifade veya kopyalama
hatalarının ve aşikar hataların düzeltilmesine ilişkin talep, marka örneğinin değişikliğe
uğramaması ve mal ve/veya hizmet listesinin genişlememesi koşuluyla, ilgili markanın
başvuru veya tescil numarası, düzeltilecek hata ile yapılacak düzeltmeyi içermesi
ve ücretinin ödenmesi halinde yerine getirilir. (2) Düzeltmenin aynı kişiye ait
birden fazla başvuru veya tescil ile ilgili olduğu hallerde, hatanın ve talep edilen
düzeltmenin her bir başvuru ve tescil için aynı olması ve ilgili tüm başvuru ve
tescil numaralarının talepte beyan edilmesi koşuluyla tek bir talep yapılması yeterlidir.
Ancak düzeltme talep edilen her başvuru veya tescil için ayrı ayrı ücret ödenir.
(3) Birinci fıkrada belirtilen koşullara uygun olmayan düzeltme taleplerinde ücret
iadesi yapılmaz. (4) İddia edilen hatanın gerçekten var olup olmadığı konusunda
haklı nedenlerle şüpheye düşülmesi halinde Enstitü delil sunulmasını isteyebilir.
(5) Enstitü, birinci fıkrada belirtilen hususlar ile ilgili olarak kendi yaptığı
hataları resen veya talep üzerine ücret almadan düzeltir.
BEŞİNCİ KISIM Markanın Hükümsüzlüğü ve Marka Hakkının Sona Ermesi
BİRİNCİ BÖLÜM Markanın Hükümsüzlüğü Hükümsüzlük nedenleri
MADDE 49- (1) Aşağıdaki hallerde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından
karar verilir; a) Marka, bu Kanunun 7 nci maddesinin hükümleri ihlal edilmek suretiyle
tescil edilmiş ise, b) Marka, bu Kanunun 8 inci maddesinin hükümleri ihlal edilmek
suretiyle tescil edilmiş ise, c) Başvuru sahibi, marka tescil başvurusunu kötü niyetle
yapmış ise, ç) Marka sahibi, markanın tescil edildiği mallar veya hizmetlerle ilgili
olarak kullanımına, markanın tescil edildiğinin Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren
beş yıl içinde haklı bir neden olmadan başlamamış veya bu kullanıma kesintisiz beş
yıl ara vermiş ise, Beş yıllık sürenin dolması ile davanın açıldığı tarih arasında
markanın tescil edildiği mallar veya hizmetlerle ilgili olarak kullanımına başlanıldığı
hallerde markanın hükümsüzlüğü istenemez. Beş yıllık sürenin dolmasından sonra,
ancak hükümsüzlük 16başvurusunun yapılmasından önceki üç ay içinde başlayan kullanma,
marka sahibinin dava açılacağını öğrenmesinden sonra gerçekleşmiş ise dikkate alınmaz.
d) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak
marka, tescil edildiği mallar veya hizmetler için yaygın bir ad haline gelmiş ise,
e) Marka sahibinin veya yetkili kıldığı kişinin kullanımı sonucunda marka, tescil
edildiği malların veya hizmetlerin niteliği, kalitesi, üretim yeri ve coğrafi kaynağı
konusunda halkta yanlış anlama olasılığını doğuruyor ise, f) 57 nci maddeye aykırı
kullanım var ise, g) Marka sahibi, bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen koşulları
kaybetmiş ise. (2) Hükümsüzlük nedenleri markanın tescil edildiği mallar veya hizmetlerin
bir bölümüne ilişkin bulunuyorsa, markanın yalnızca o mal veya hizmet ile ilgili
olarak hükümsüzlüğüne karar verilir. (3) Bir marka, bu Kanunun 7 nci maddesinin
birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup
da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetlere ilişkin olarak tescilden
sonra ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. Hükümsüzlük talebi ve zamanaşımı
MADDE 50- (1) Markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden, zarar gören kişiler, Cumhuriyet
Savcıları, Enstitü veya ilgili resmi makamlar isteyebilir. (2) Markanın hükümsüzlüğü
davası, Sicile marka sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır. Bu davalarda Enstitüye
husumet yöneltilemez. Açılan dava, Sicile marka üzerinde hak sahibi olarak kayıtlı
kişilere ihbar olunur. (3) Bu davalar, bu Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(a) ve (b) bentlerinde belirtilen nedenlerin öğrenilmesinden itibaren beş yıllık
ve herhalükarda markanın tescil edildiğinin Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren
on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu davalar, bu Kanunun 49 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (c), (ç), (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hallerde
herhangi bir süreye tabi değildir. Hükümsüzlüğün etkisi
MADDE 51- (1) Bu Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri
uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde bu karar, markanın koruma
süresinin başladığı tarihten itibaren etkili olup marka hakkına bu Kanun ile sağlanan
koruma hiç doğmamış sayılır. (2) Bu Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(ç), (d), (e), (f) ve (g) bentleri uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi
halinde ise bu karar, hükümsüzlük talebinin yapıldığı tarihten itibaren etkilidir.
Ancak bu nedenlerin, daha önceki bir tarihte doğmuş olduğunun bilinmesi halinde
ve talep üzerine, hükümsüzlük kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına da
karar verilebilir. (3) Marka sahibinin ağır ihmalinden veya kasıtlı olarak hareket
etmesinden zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, hükümsüzlüğün
geriye dönük etkisi aşağıdaki durumları etkilemez; a) Hükümsüzlük kararından önce,
markaya tecavüz nedeniyle açılan bir davada verilen kesinleşmiş kararlar, b) Hükümsüzlük
kararından önce yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler. Ancak sözleşme gereği ödenmiş
bedeller koşullar elverdiğince hakkaniyet gereği kısmen ya da tamamen geri istenebilir.
(4) Bir markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş karar, herkese karşı hüküm doğurur.
Hükümsüzlük kararının kesinleşmesinden sonra marka Sicilden terkin edilir ve durum
Gazetede yayımlanır. 17
İKİNCİ BÖLÜM Marka Hakkının Sona Ermesi Marka hakkının sona ermesi
MADDE 52- (1) Marka hakkı; a) Koruma süresinin dolması ve markanın süresi içinde
yenilenmemesi, b) Marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi, nedenlerinden birinin
gerçekleşmesi ile sona erer. (2) Koruma süresinin dolması ve markanın süresi içinde
yenilenmemesi hali bu durumun gerçekleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Marka
hakkından vazgeçme ve marka hakkının sınırlandırılması
MADDE 53- (1) Marka sahibi, ücretinin ödenmesi ve Yönetmelikte belirtilen esaslara
uyulması koşuluyla, marka hakkından vazgeçebileceği gibi, markanın üzerinde kullanılacağı
malların ve/veya hizmetlerin bir kısmından da vazgeçmek suretiyle marka hakkını
sınırlandırabilir. (2) Marka sahibi, sicile kayıtlı hak sahiplerinin izni olmadıkça,
marka hakkından vazgeçemez veya marka hakkını sınırlandıramaz. (3) Vazgeçme veya
sınırlandırma, Sicile kayıt tarihi itibarıyla hüküm doğurur ve Gazetede yayımlanır.
(4) Birinci fıkrada belirtilen taleplerin vekil aracılığıyla yapılabilmesi için,
vekaletnamenin bu konudaki yetkileri açıkça belirtmesi ve vekaletnamedeki müvekkil
imzasının, noter tarafından tasdik edilmesi zorunludur.
ALTINCI KISIM Garanti Markaları ve Ortak Markalar Garanti markası veya ortak
marka teknik şartnamesi
MADDE 54- (1) Bir garanti markasının veya ortak markanın tescili için başvuru ile
birlikte markanın kullanılma usul ve şeklini gösterir bir teknik şartnamenin verilmesi
zorunludur. (2) Garanti Markası Teknik Şartnamesi, markanın garanti ettiği mal veya
hizmetlerin ortak özellikleri, markanın kullanılma usulleri, markanın kullanma hakkının
verilmesinden sonra denetimlerin nasıl ve hangi sıklıkta yapılacağı ile teknik şartnameye
aykırı kullanma halinde uygulanacak müeyyideler hakkında hükümler içerir. (3) Garanti
markasının, marka sahibinin veya marka sahibine iktisaden bağlı olan bir teşebbüsün
mal veya hizmetlerinde kullanılması yasaktır. (4) Ortak Marka Teknik Şartnamesinde,
ortak markayı kullanmaya yetkili olan teşebbüsler de belirtilir. Ortak markanın
tescili ve ortak marka hakkından vazgeçilmesi için ortak marka sahipleri birlikte
hareket ederler. (5) Ortak markanın yenilenmesi için ortaklardan birinin başvurması
yeterlidir. Ortak markayı ayrı ayrı kullanmaya yetkili olan marka sahipleri tek
başlarına dava açmaya da yetkilidirler. 18Teknik şartnamenin değiştirilmesi
MADDE 55- (1) Teknik şartnamede yapılacak değişiklikler, Enstitü tarafından onaylanmadıkça
uygulanamaz. (2) Bu Kanunun 54 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına veya
kamu düzenine yahut genel ahlaka aykırı değişiklik talepleri, Enstitü tarafından
reddedilir. Kanuna aykırı teknik şartname
MADDE 56- (1) Teknik şartname, Bu Kanunun 54 üncü maddesinde belirtilen şartları
içermediği takdirde, teknik şartnamede gerekli değişikliklerin yapılması, Enstitü
tarafından marka sahibine bildirilir. Marka sahibi bildirim tarihinden itibaren
altı ay içinde gerekli değişiklikleri yapmaz ve teknik şartnameyi düzeltmez ise,
garanti markası veya ortak markanın tescil talebi reddedilir. Alınan ücret Enstitüye
gelir kaydedilir. Teknik şartnameye aykırı kullanma
MADDE 57- (1) Garanti markasının veya ortak markanın devamlılık arz eder biçimde
teknik şartnameye aykırı olarak kullanılmasını engellemek için marka sahibi gerekli
önlemleri almaz ve zarar gören kişiler, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili resmi makamlardan
birinin başvurusu üzerine mahkemece tanınacak süre içinde söz konusu aykırı kullanım
düzeltilmez ise tanınan süre sonunda markanın mahkeme tarafından hükümsüzlüğüne
karar verilir. Devir ve lisans
MADDE 58- (1) Garanti markasının veya ortak markanın devri veya bir ortak markada
lisans verilmesi, Sicile kayıt halinde geçerlidir.
YEDİNCİ KISIM Marka Hakkına Tecavüz ve Tecavüz Halinde Davalar
BİRİNCİ BÖLÜM Marka Hakkına Tecavüz Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
MADDE 59- (1) Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır; a) Marka sahibinin
izni olmaksızın, markayı bu Kanunun 9 uncu maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmak,
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini
kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede
benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği
halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya
bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrükçe onaylanmış
bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak, ç) Marka
sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları
üçüncü kişilere devretmek.
İKİNCİ BÖLÜM Hukuk Davaları Marka sahibinin talepleri
MADDE 60- (1) Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde
bulunabilir; 19a) Marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve/veya giderilmesi,
tecavüzün durdurulmasına dair mahkeme kararına uyulmasını sağlamak amacıyla karara
uymamanın karşılığı olarak tecavüz devam ettiği sürece tecavüz eden tarafından cezai
mahiyette bir ödeme yapılmasına karar verilmesi, b) Kusur varsa maddi ve manevi
zararın tazmini, c) Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması
cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araç,
cihaz, makine gibi vasıtalara el konulması, ç) Uygun olduğu takdirde, (c) bendi
uyarınca el konulan ürünler ile araç, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet
hakkının tanınması, d) Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin
alınması, bu çerçevede masrafların tecavüz edene ait olmaması için çok özel nedenler
mevcut olmadığı takdirde masraflar tecavüz edene ait olmak üzere, özellikle (c)
bendi uyarınca el konulan ürünler ile araç, cihaz ve makineler üzerindeki markaların
silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için, kaçınılmaz ise imhası, e)
Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz
eden tarafından karşılanarak ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya ilan yoluyla duyurulması.
2) Birinci fıkranın (ç) bendi uyarınca el konulan ürünler ile araç, cihaz ve makineler
üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması talebinin tazminat talebi ile birlikte
yapılması halinde bunların değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değer, kabul
edilen tazminatı aştığı zaman, marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir.
Tazminat
MADDE 61- (1) Marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü
üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar
için gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutan veya ticari amaçla
elde bulunduran kişi, kusurlu ise neden olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü olur.
(2) Taklit markayı herhangi bir şekilde kullanan kişi, marka sahibinin markanın
varlığından ve tecavüzden kendisini haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasını talep
etmesi halinde veya kullanmanın kusurlu bir davranış teşkil etmesi halinde, neden
olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü olur. Zararı kanıtlayan belgeler
MADDE 62- (1) Marka sahibi, markasının izni olmaksızın taklit edilerek kullanılması
sonucunda uğradığı zarar miktarının belirlenmesi için markanın kullanılması ile
ilgili belgelerin verilmesini, tazminat davasının açılabilmesi için gerekli şartların
oluştuğu hallerde, tazminat ödemekle yükümlü olan kişiden talep edebilir. Yoksun
kalınan kazanç MADDE 63- (1) Marka sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybın
değerini değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı
da kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı
olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır; a) Marka hakkına
tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde
edebileceği muhtemel gelire göre, b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmakla
elde ettiği net kazancına göre, c) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans
anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans
bedeline göre. 20 (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle markanın
ekonomik önemi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı, süresi ve
çeşidi gibi etkenler göz önünde tutulur. Yoksun kalınan kazancın artırımı
MADDE 64- (1) Marka üzerinde tasarruf yetkisi olan kişi, yoksun kalınan kazancın
hesaplanmasında, bu Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b) veya (c)
bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birini seçmişse; mahkeme, ürünün
satışında markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğu kanaatine vardığı
takdirde, kazancın hesaplanmasında makul bir payın daha eklenmesine karar verir.
(2) Markanın, ilgili ürüne ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğunun kabul
edilebilmesi için, ilgili ürüne olan talebin oluşmasında markanın belirleyici etken
olduğunun anlaşılmış olması gerekir. Markanın itibarı
MADDE 65- (1) Marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan
bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibarı zarara uğrarsa, marka sahibi,
bu gerekçeyle, ayrıca tazminat isteyebilir. Dava açılamayacak kişiler
MADDE 66- (1) Marka sahibi, marka hakkına tecavüz eden tarafından piyasaya sürülmüş
ürünleri kişisel ihtiyacı ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişilere karşı,
bu Kanunun bu bölümünde yer alan davaları açamaz. Zamanaşımı
MADDE 67- Marka hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin davalarda, zamanaşımı
süresi için 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanununun 60 ıncı maddesi hükmü
uygulanır. Lisans sahibinin dava açması ve şartları
MADDE 68- (1) Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, inhisari lisans sahibi, üçüncü
bir kişi tarafından marka sahibinin marka hakkına tecavüz edilmesi halinde, marka
sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir. Aksi sözleşmede
kararlaştırılmamışsa, inhisari olmayan lisans sahibinin dava açma hakları yoktur.
(2) Birinci fıkra hükümlerine göre marka hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı
olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı
açmasını marka sahibinden isteyebilir. Marka sahibinin, bu talebi kabul etmemesi
veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde gerekli davayı açmaması
halinde, lisans sahibi yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabilir
ve açılan dava marka sahibine ihbar olunur. (3) Lisans sahibi ciddi bir zarar tehlikesi
karşısında ise, ikinci fıkrada belirtilen sürenin bitiminden önce, ihtiyati tedbire
karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. İhtiyati tedbir kararı alınmasından
sonra dava açılması hakkında 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 109 uncu maddesi hükmü uygulanır. (4) Üçüncü bir kişi tarafından marka
hakkına tecavüz edilmesi durumunda, lisans sahipleri, tecavüz nedeniyle uğradıkları
zararın giderilmesi amacıyla, marka sahibinin açacağı davaya katılmaya yetkilidir.
21Marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığı hakkında dava ve şartları
MADDE 69- (1) Menfaati olan herkes, marka tescil başvurusu veya marka sahibine karşı
dava açarak, fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesini
talep edebilir. (2) Birinci fıkrada belirtilen davanın açılmasından önce, kendisinin
Türkiye'de giriştiği veya girişeceği sınai faaliyeti sonucu üretilen ürünlerde veya
sağlanan hizmetlerde kullanacağı markanın, başkasına ait marka hakkına tecavüz teşkil
edip etmediği hakkında, marka sahibinden görüşlerini bildirmesi noter aracılığı
ile talep edilir. (3) Marka sahibinin, bu talebin kendisine tebliğinden itibaren
bir ay içinde cevap vermemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi kişi tarafından
kabul edilmemesi halinde, menfaat sahibi birinci fıkraya göre dava açabilir. (4)
Birinci fıkrada belirtilen dava, marka hakkına tecavüzden dolayı kendisine karşı
dava açılmış bir kişi tarafından açılamaz. (5) Dava, Sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine
tebliğ edilir. (6) Bu maddede belirtilen dava, markanın hükümsüzlüğü davasıyla birlikte
de açılabilir. Delillerin tespiti ve muhafazası talebi
MADDE 70- (1) Marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye yetkili olan kişi, bu haklara
tecavüz sayılabilecek olaylara ilişkin delillerin tespitini ve muhafazasını mahkemeden
talep edebilir. (2) Mahkeme tarafından delillerin muhafazasına ilişkin karar kaldırıldığında
veya bu karar talep sahibinin herhangi bir eylemi veya ihmali nedeniyle ortadan
kalktığında ya da dava sonunda tecavüz tehdidi veya tecavüz olmadığına karar verildiğinde,
delillerin muhafazası nedeniyle davalının uğradığı zararın tazmin edilebilmesi amacıyla
talep sahibi tarafından teminat yatırılmasına karar verilebilir. İhtiyati tedbir
talebi
MADDE 71- (1) Marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye yetkili kişiler, kendilerinden
makul olarak temini beklenebilecek nitelikteki, marka hakkına tecavüz edecek şekilde
markanın kullanılmakta olduğunu veya kullanılması için ciddi ve etkin çalışmalar
yapıldığını gösteren delilleri sunmaları şartıyla, dava sonucunda verilecek hükmün
etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini talep edebilirler.
(2) İhtiyati tedbir talebi, dava açılmadan önce veya dava ile birlikte veya daha
sonra yapılabilir. İhtiyati tedbir talebi, davadan ayrı olarak incelenir. İhtiyati
tedbirin niteliği
MADDE 72- (1) İhtiyati tedbirler, verilecek hükmün etkinliğini tamamen sağlayacak
nitelikte olmalı ve özellikle aşağıda belirtilen tedbirleri kapsamalıdır; a) Marka
hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde markanın kullanılması için yapılan ciddi ve
etkin çalışmaların durdurulması, b) Marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin
durdurulması, c) Marka hakkına tecavüz edilerek üretilen veya gümrükçe onaylanmış
bir işlem veya kullanıma tabi tutulan ürünlere veya bunların imalinde kullanılan
vasıtalara Türkiye sınırları içinde, gümrükler, serbest liman ve bölgeler de dahil
olmak üzere bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanması, ç) Herhangi
bir zararın doğması ihtimaline karşılık teminat verilmesi. d) Marka hakkına tecavüz
olduğuna karar verilmesi halinde hak sahibinin zararının tazminini güvence altına
almak amacıyla, davalının taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konulması, banka
hesaplarının bloke edilmesi. 22 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması
MADDE 73- Tespit talepleri ve ihtiyati tedbirler ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm
bulunmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Gümrüklerde
el koyma
MADDE 74- (1) Marka sahibinin marka hakkına tecavüz oluşturan ürünlerin ve bunların
imalinde kullanılan vasıtaların gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi
tutulması halinde bu ürünlere ve vasıtalara gümrüklerde, serbest liman ve bölgelerde
el koyma ile ilgili hususlarda gümrük mevzuatı hükümleri uygulanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Cezai Hükümler Marka hakkına ilişkin cezai hükümler
MADDE 75- (1) Marka hakkına tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satan, satışa
sunan, depolayan, gümrükçe onaylanmış bir işlem ya da kullanıma tabi tutan, bir
yerden başka bir yere taşıyan veya her ne şekilde olursa olsun ticari amaçla elinde
bulunduran kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin günden yirmibeşbin güne
kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tecavüz edilen marka kullanılarak
üretilmiş malı veya hizmeti satan, satışa sunan, depolayan, gümrükçe onaylanmış
bir işlem veya kullanıma tabi tutan, bir yerden başka bir yere taşıyan veya her
ne şekilde olursa olsun ticari amaçla elinde bulunduran kişi, bu malı veya hizmeti
nereden temin ettiğini bildirerek üretenlerin ortaya çıkarılmasını sağlarsa, hakkında
cezanın yarısına hükmolunur. (2) Bir eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması
olduğunu belirten işareti, yetkisi olmadan kaldıran kişi, iki aydan bir yıla kadar
hapis veya ikibin günden dörtbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(3) Hak sahibi olmadığı veya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığı halde, devretmek,
lisans vermek veya rehnetmek suretiyle marka üzerinde tasarrufta bulunan kişi, altı
aydan iki yıla kadar hapis ve onbin günden onbeşbin güne kadar adli para cezası
ile cezalandırılır. (4) Tescilli bir marka sahibi olmadığı halde, tescilli bir marka
sahibi olduğu anlamına gelecek yazı, işaret veya ifadeleri kullanan kişi, altı aydan
iki yıla kadar hapis ve beşbin günden onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda sayılan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi halinde, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (6) Yukarıdaki
fıkralarda sayılan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Şikayet, dava zamanaşımı süresi içinde olmak şartıyla fiil ve failden haberdar olma
tarihinden itibaren altı ay içinde yapılır. (7) Davacı, temin edilebilir olması
halinde orijinal ürünü, aksi takdirde ayırt edilebilir nitelikte görüntü veya fotoğrafını
şikayet anında ibraz eder. Cumhuriyet Savcısı, arama kararında bilirkişi görevlendirir
ve bilirkişi, dosyaya sunulmak üzere, arama sırasında olayın niteliğine göre görüntü
veya fotoğraf çekimi yapar. (8) Yukarıdaki fıkralarda sayılan suçlarla ilgili 26/9/2004
tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunundaki uzlaşma yöntemleri, Savcılık tarafından gerekli işlemler
yapılmış olmak koşuluyla mahkemece, iddianamenin kabulünden sonra uygulanmaz. (9)
Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen suçlarla ilgili olarak marka hakkı
sahibi ile 68 inci maddede belirtilen koşulları sağlayan lisans sahipleri, dördüncü
fıkrada belirtilen suçlarla ilgili olarak ise Enstitü, 18/5/2004 tarih ve 5174 sayılı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa veya 7/6/2005
tarih ve 5362 sayılı Esnaf ve 23Sanatkarlar Kanununa tabi kuruluşlar ve tüketici
dernekleri şikayet hakkına sahiptir. Şikayetten her aşamada vazgeçilebilir. Hükmün
kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçildiğinde hüküm bütün cezai sonuçları ile
ortadan kalkar. Şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesi veya cezanın ortadan
kaldırılması halinde, müdahil ve sanık veya hükümlü, yargılama giderlerinden müteselsilen
sorumlu olur. (10) Suçun işlendiğinin sabit olması halinde, mahkeme el konulan malların
müsaderesi yerine, mülkiyetinin marka hakkına tecavüz edilen kişiye devrine karar
verebilir. Ancak bunun için marka hakkına tecavüz edilen kişinin talepte bulunması
gerekir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Mahkemeler Görevli ve yetkili mahkemeler
MADDE 76- (1) Bu Kanunda belirtilen davalarda görevli mahkeme; hukuk davalarında
fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri, ceza davalarında ise soruşturma evresinde
koruma tedbirleri konusunda sulh ceza mahkemeleri, kovuşturma evresinde de fikri
ve sınai haklar ceza mahkemeleridir. Fikri ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemeleri
tek hakimli olarak görev yaparlar. (2) Fikri ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemelerinin
bulunmadığı yerlerde asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas
mahkemesi olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet
Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler. (3) Sulh
ceza mahkemelerince verilen kararlara karşı itiraz, fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi
bulunan yerlerde bu mahkemelere, bulunmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca ikinci fıkra gereğince görevlendirilen asliye ceza mahkemesine yapılır.
(4) Enstitünün bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda
ve Enstitünün kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Enstitü aleyhine açacakları
davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.
(5) Marka sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili
mahkeme, davacının ikametgahının olduğu veya tecavüz fiilinin gerçekleştiği veya
tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerdeki mahkemedir. (6) Davacının Türkiye'de
ikamet etmemesi halinde yetkili mahkeme, Marka Vekilleri Siciline kayıtlı vekilinin
işyerinin bulunduğu yerdeki mahkeme, eğer vekillik kaydı silinmiş ise Ankara Fikri
ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. (7) Üçüncü kişiler tarafından marka başvurusu
veya marka sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının ikametgahının
bulunduğu yerdeki mahkemedir. Marka başvurusu veya marka sahibinin Türkiye'de ikamet
etmemesi halinde altıncı fıkra hükmü uygulanır. (8) Birden fazla mahkemenin yetkili
olduğu durumda, yetkili mahkeme, ilk davanın açıldığı mahkemedir. Hükmün ilanı
MADDE 77- (1) Dava sonucunda haklı çıkan taraf, haklı bir sebebin veya menfaatinin
bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere, kesinleşmiş kararın
günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini
talep edebilir. (2) İlanın şekli ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan talebi,
kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde yapılabilir. Bu süreden sonra yapılan
talep yapılmamış sayılır. 24
SEKİZİNCİ KISIM Madrid Protokolü Çerçevesinde Yapılan Marka Başvuruları Uygulanacak
hükümler
MADDE 78- (1) Bu Kısımda yer alan hükümler, Madrid Protokolü çerçevesinde Enstitü
vasıtasıyla Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatına yapılacak uluslararası tescil başvuruları
ile bir uluslararası tescil başvurusunda Türkiyenin belirlenen akit taraf olması
sebebiyle Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından Enstitüye gönderilen uluslararası
marka tescil başvurularına uygulanır. Madrid Protokolü ve bu Kısımda düzenlenenler
dışındaki hususlarda, Kanunun bu Kısım dışındaki hükümleri, birinci fıkrada belirtilen
iki halde de uygulama alanı bulur. Enstitüye başvuru
MADDE 79- (1) Enstitüde tescilli veya başvuru halinde bulunan bir markaya dayanılarak,
Madrid Protokolü hükümleri çerçevesinde bir uluslararası tescil başvurusunun veya
uluslararası tescillerle ilgili herhangi bir talebin Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatına
iletilmesinin istenmesi durumunda Enstitü, Madrid Protokolü hükümleri çerçevesinde
gerekli işlemleri yapar. Söz konusu taleplerin değerlendirmeye alınabilmesi için
Yönetmelikte belirtilen belgelerin ve söz konusu işleme dair Enstitüce alınan ücretin
ve Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatına ödenmesi gereken ücrete ait bilgilerin verilmesi
zorunludur: (2) Yönetmelikte belirtilen belgelerden herhangi birinin eksik olması
üzerine Enstitü, söz konusu eksikliğin giderilmesi için başvuru sahibine veya varsa
vekile bildirimde bulunur ve eksikliğin iki ay içinde giderilmesini talep eder.
Belirtilen süre içinde eksiklik giderilmez ise, talep usulden reddedilir ve alınan
ücret iade edilmeyip Enstitüye gelir kaydedilir. (3) Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı
tarafından bildirilen ve Enstitü kanalıyla yerine getirilmesi gereken uygunsuzluk
bildirimlerine ilişkin hususlar, Yönetmelikle düzenlenir. Uluslararası tescilin
etkisi
MADDE 80- (1) Türkiyenin belirlenen akit taraf olduğu bir uluslararası tescil, başvuru
tarihinden itibaren Enstitüye doğrudan yapılan başvuruyla aynı hüküm ve sonuçları
doğurur. (2) Türkiyenin belirlenen akit taraf olduğu ve Enstitünün Madrid Protokolünün
5 inci maddesine istinaden red veya kısmi red bildiriminde bulunduğu hallerde, karara
itiraz için belirtilen iki aylık itiraz süresi, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatının
red veya kısmi red bildirimini uluslararası başvuru sahibine gönderdiği tarihten
itibaren on gün sonra işlemeye başlar.
DOKUZUNCU KISIM Çeşitli Hükümler İşlem yetkisi olan kişiler
Madde 81- (1) Aşağıdaki kişiler bu Kanun ile ilgili konularda Enstitü nezdinde işlem
yapabilirler; a) Gerçek kişiler, b) Temsil hak ve yetkisine sahip bulunan gerçek
kişiler tarafından temsil olunan tüzel kişiler, c) Marka vekilleri. (2) İkametgâhı
yurt dışında bulunan kişiler, marka vekili vasıtasıyla temsil edilir ve marka tescil
talebinin imzalanması dahil tüm işlemleri marka vekili vasıtasıyla yapılır. 25 (3)
Marka vekili tayin edilmesi halinde, marka vekiline yapılan tebligat asile yapılmış
sayılır. (4) Enstitü nezdinde vekillik yapma yetkisi olmayan kişilerin bu Kanun
ile ilgili konularda işlem yapması halinde, başvuru veya marka sahibinin Türkiyede
ikametgâhı varsa bildirimler doğrudan başvuru veya marka sahibine yapılır. Başvuru
veya marka sahibinin Türkiyede ikametgâhı yoksa, itiraza ilişkin hükümler saklı
kalmak koşuluyla, başvuru veya marka sahibine yeni bir vekil ataması için iki aylık
süre verilir. Bu süre içinde vekil atanmaz ise söz konusu işleme ilişkin talep geri
çekilmiş sayılır, başvuru veya marka sahibine yeni bir bildirim yapılmaz ve alınan
ücret Enstitüye gelir kaydedilir. (5) Vekilin azli veya vekillikten çekilmesi, ancak
bu hususların Enstitüye bildirilmesi halinde, Enstitü nezdinde hüküm ifade eder
ve bu durumda dördüncü fıkra hükmü uygulanır. Vekaletname
MADDE 82- (1) Enstitü nezdindeki işlemlerin vekil vasıtasıyla yürütülecek olması
halinde Enstitüye temsil yetkisini içeren usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletname
verilmesi şarttır. (2) Vekaletname, içinde tanımlanan bir veya birden fazla başvuru
ve/veya tescili veya vekaletnameyi verenin belirlediği istisnalar saklı kalmak üzere
müvekkilin mevcut ve gelecek tüm başvuru ve/veya tescillerini kapsayacak şekilde
verilebilir. (3) Vekaletname, marka başvurusu ve/veya tescili ile ilgili olarak
Enstitü nezdinde yapılacak tüm işlemleri kapsayacak şekilde verilebileceği gibi
vekaletnamede, vekilin yetkisi belirli işlemlerle de sınırlandırılabilir. (4) Enstitü
nezdinde başvuru veya tescilden doğan haktan vazgeçilmesi işlemleri ile kısmen veya
tamamen bu sonuçları doğuracak işlemlerin vekil tarafından yapılabilmesi için, vekaletnamenin
bu konudaki yetkiyi açıkça belirtmesi ve vekaletnamedeki müvekkil imzasının, noter
tarafından tasdik edilmesi zorunludur. Enstitü nezdinde yapılan işlemler ile ilgili
olarak vekil tarafından yapılan herhangi bir bildirimde, vekilin yaptığı işlemin
dayanağı olan vekaletnameye atıfta bulunulması istenebilir. (5) Vekaletname ile
ilgili olarak Enstitü makul nedenlerle şüpheye düşerse, her türlü delilin ibrazını
isteyebilir. (6) Vekalet bakımından bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar
Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Enstitü tarafından yapılacak bildirimler
MADDE 83- (1) Bu Kanun uyarınca Enstitü tarafından yapılacak bildirimler muhataba
iadeli taahhütlü mektupla yapılır. (2) Enstitü tarafından yapılan bildirimlerin
herhangi bir nedenle tebliğ edilememesi durumunda, Enstitü tarafından yapılan bildirim,
Yönetmelikte belirlenen usule uygun olarak, elektronik ortamda ilan edilir. Söz
konusu ilanı takip eden onuncu günün sonunda bildirimin gerçekleştiği kabul edilir
ve bu Kanunda belirtilen süreler bildirimin gerçekleştiği kabul edilen bu tarihten
itibaren işlemeye başlar. Ücretler ve ödememenin sonuçları
MADDE 84- (1) Marka başvurusu ve tescil edilmiş bir marka ile ilgili ücretler, başvuru
veya marka sahibi veya varsa Marka Vekilleri Siciline kayıtlı vekili tarafından
ödenir. (2) Marka başvurusu veya tescil edilmiş bir marka ile ilgili ödenmesi gereken
ücretin, bu Kanunda belirtilen esaslar ve süreler çerçevesinde ödenmemesi veya ödendiğini
gösterir belgenin bu süre içinde Enstitüye teslim edilmemesi halinde, marka başvurusu
ve ilgili diğer talepler geri çekilmiş kabul edilir. 26 Sürelerin kaçırılması durumunda
verilecek ek süre
MADDE 85- (1) Üçüncü fıkrada belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere, Enstitü tarafından
bir işlemin yerine getirilmesi için başvuru veya talep sahibine belirli bir süre
verildiği ve ilgili tarafın söz konusu süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirmediği
durumlarda; sürenin bittiği tarihten itibaren iki aylık süre içinde, başvuru veya
talep sahibi işlemin tamamlanması için bir aylık ek süre talebinde bulunabilir.
(2) Ek süre talebinin kabul edilebilmesi için, ek süre talep dilekçesinin, ek süre
talebi ücretinin ödendiğini gösterir belgenin ve Yönetmelikte belirtilen diğer belgelerin
birinci fıkrada belirtilen iki aylık süre içinde Enstitüye teslim edilmesi şarttır.
Bir aylık ek süre, ilave sürenin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (3)
Aşağıda belirtilen hallerde ek süre verilmez; a) Bu Kanunun 28 inci, 30 uncu ve
32 nci maddelerindeki üçüncü kişilerin görüşlerinin sunulması, yayıma veya karara
itiraz sürelerinin dolması, b) Yayıma veya karara itirazların ya da üçüncü kişilerin
görüşlerinin incelenmesi veya Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu incelemesi
sırasında verilen herhangi bir sürenin dolması, b) Yenileme talebinin yapılabileceği
altı aylık ilave sürenin dolması, a) Rüçhan hakkı belgesinin verilebileceği üç aylık
sürenin dolması, b) Ek sürenin talep edilebileceği iki aylık sürenin dolması, ç)
Aynı başvuru veya tescilde, aynı işleme ilişkin alınan ek sürenin dolması, d) Sonuçları
veya işlemlerin seyri bakımından, Enstitü dışındaki birden fazla tarafı ilgilendiren
işlemler, e) Tescil edilmemiş bir başvuruya yeni bir başvuru tarihi verilmesi sonucunu
doğuracak işlemler. (4) Ek süre talebinin ikinci ve üçüncü fıkrada yer alan hususlara
uygun olmaması halinde talep yapılmamış sayılır. Alınan ek süre talep ücreti Enstitüye
gelir kaydedilir. Tanınmış marka tespit talebi
MADDE 86- (1) Talep edilmesi, Yönetmelikte belirtilen belgelerin teslim edilmesi
ve ücretinin ödenmesi koşullarıyla Enstitü, tescilli bir markanın, sektörel veya
sektörel ayrımı gözetmeksizin tüm sektörlerde Tanınmış Marka olup olmadığını, ilan
edilen kriterler çerçevesinde tespit eder. Enstitü her yıl yapacağı yayımla o yıl
içinde tanınmış marka olarak tespit ettiği markaları kamuya ilan eder. (2) Enstitünün,
tanınmışlığın tespitine ilişkin olarak aldığı karara karşı talep sahibi veya tanınmış
marka olarak tespit edilen markanın ilanına karşı üçüncü kişiler karara ve yayıma
itiraz prosedürleri çerçevesinde itiraz edebilirler. (3) Tanınmış marka olarak tespit
edilen bir markanın tanınmışlık süresi, tespit talebinin Enstitü kayıtlarına girdiği
tarihinden itibaren beş yıldır. Beş yılın sonunda, tanınmışlığın tespitine ilişkin
olarak alınan kararın devam etmesi isteniyorsa birinci fıkrada belirtilen esaslarla
yeniden başvuruda bulunulması gereklidir.
ONUNCU KISIM Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan mevzuat
MADDE 87- (1) 24/6/1995 tarih ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır. (2) Diğer kanunlarda
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye yapılan atıflar
bu Kanuna yapılmış sayılır. 27 Yönetmelik
MADDE 88- (1) Bu Kanunda belirtilen Yönetmelik, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren
altı ay içinde Enstitü tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulur. Bu Kanun veya
önceki kanun hükmünde kararname hükümlerinin uygulanması Geçici
MADDE 1- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış marka tescil başvurularına,
bu Kanun uygulanır. Şu kadar ki, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin elverişli hükümler içermesi halinde hak sahibinin bunların
uygulanmasını talep etme hakkı vardır. Mevcut yönetmeliğin uygulanması Geçici
MADDE 2- (1) Bu Kanunda belirtilen Yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar mevcut Yönetmeliğin
bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Yürürlük
MADDE 89- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme
MADDE 90- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 28
GENEL GEREKÇE
Bir teşebbüsün imalâtını veya ticaretini yaptığı malları veya sunduğu hizmetleri,
başka teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaret olarak tanımlayabileceğimiz
markanın temel fonksiyonu, sahibinin ürettiği mal veya hizmetleri benzerlerinden
ayırt etmesidir. Serbest piyasa ekonomisinde, bir işletmenin ürün ya da hizmetleri,
ancak benzerlerinden farklılaşabildiği ölçüde tüketicilerce tercih edilir. Bir işletme
ne kadar kaliteli ve makul fiyatla üretim yaparsa yapsın, bu ürünlerini bir marka
altında sunmadığı sürece, ürünleri benzer ürünlerden ayırt edilemeyecektir. Modern
ekonominin temel direklerinden olan marka, aynı zamanda fikri ve sınai hakların
da ana unsurlarındandır. Marka hakkının da içinde yer aldığı fikri ve sınai haklar
alanındaki düzenleme ve uygulamalar, ülkeler arasındaki ekonomik ilişkileri etkileyen
önemli faktörlerdendir. Ülkemiz açısından, özellikle sanayileşmiş ülkelerle ve Avrupa
Birliği ile olan ekonomik ve ticari ilişkilerin uyumlu bir şekilde yürümesinde fikri
ve sınai haklar alanındaki ulusal mevzuat ve uygulamalar önemlidir. Ülkemizde markalar
ile ilgili ilk düzenleme 1871 tarihli Alamet-i Farika Nizamnamesi ile yapılmıştır.
Bu nizamname 1888 tarihli Fabrikalar Mamulatı İle Eşyayı Ticariyeye Mahsus Alameti
Farikalara Dair Nizamname ile yürürlükten kaldırılmıştır. Her iki nizamnamenin de
kaynağı markalarla ilgili olarak Fransada 1857 yılında kabul edilen kanundur. Bilahare
3/3/1965 tarihli ve 551 sayılı Markalar Kanunu 12/3/1965 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
1980li yıllarda, sınai mülkiyet haklarının çağdaş düzenlemelere göre yeniden düzenlenmesi
için çalışmalara başlanmıştır. Bu çalışmalara Avrupa Topluluğu-Türkiye Ortaklık
Konseyinin 6/3/1995 tarihli ve 1/95 sayılı kararından sonra hız verilmiştir. Anılan
kararda taraflar, fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarının yeterli ve etkin korunması
ve güçlendirilmesinin sağlanmasına verdikleri önemi ifade etmişlerdir. Kararın 29.2
nci maddesi ve 8 sayılı Ekinde, Türkiye, Avrupa Topluluğunda yürürlükte bulunan
koruma düzeyine eşit koruma düzeyini teminat altına alarak fikri, sınai ve ticari
mülkiyet haklarını etkin bir şekilde korumayı taahüt etmiş, bu haklarla ilgili uluslar
arası bazı anlaşmalara katılmayı üstlenmiş ve ticaret ve hizmet markaları bakımından
89/104 sayılı Konsey Yönergesini esas alacağını kabul etmiştir. Daha sonra, 8/6/1995
tarihli ve 4113 sayılı Kanunla Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma
yetkisi verilmiştir. 4113 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak 24/6/1965 tarihinde
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmış olup
27/6/1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yaklaşık 135 yıllık bir geçmişe sahip olan
Marka Hukukumuz, 556 sayılı KHK ile modern bir yapıya kavuşmuştur. 556 sayılı KHK
hazırlanırken, Avrupa Birliği ülkelerinin marka kanunlarının temelini oluşturan
89/104 sayılı Topluluk Marka Yönergesi ve 40/94 sayılı Topluluk Marka Tüzüğü ve
uluslararası anlaşmalar esas alınmış ve böylelikle Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş
ülkelerle tam uyumlu bir mevzuat hazırlanmasına çalışılmıştır. Yapılan çalışmalar
başarıya ulaşmış ve Türkiyenin fikri ve sınai mülkiyet alanındaki mevzuatı 27 Kasım-01
Aralık 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen TRIPs Konseyinde, TRIPs Anlaşmasına
uyumlu bulunmuştur. Markaların Korunması Hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
her ne kadar modern ülke mevzuatlarıyla uyumlu olsa da, marka konusundaki mevzuatın
kanunla düzenlenmesi gerektiği düşünülerek, Türk Patent Enstitüsünde 556 Sayılı
KHKnın revizyonu için tasarı oluşturma çalışmaları fasılasız devam etmiştir. Bu
çalışmalar devam 29ederken Anayasa Mahkemesinin, 14/5/2004 tarih ve 25462 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan ve 556 sayılı KHKnin 61 inci maddesinin (d) bendinin iptaline
ilişkin kararı, 556 sayılı KHKnın kanunlaştırılması çalışmalarına hız vermiştir.
Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, Kanun Hükmünde Kararname ile
suç veya ceza yaratılamayacağı, suç ve cezanın kanunla düzenlenmesinin Anayasa hükmü
gereği olmasıdır. Bunlara ilaveten, kararda 61 inci maddenin (d) bendinin iptali
hükmünün, kararın yayımından 1 yıl sonra (14/5/2005) yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Markalar Kanunu Tasarısı hazırlanırken, 556 sayılı KHKnın modern mevzuatlarla uyumu
dikkate alınmış ve KHKnın özünün zedelenmemesine özellikle dikkat edilmiştir. Bunun
yanı sıra, tasarının bir yandan Türkiye'nin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun
ve daha iyi işleyebilecek bir sistemin oluşturulmasına hizmet etmesi, öte yandan
taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara uyumu amaçlanmıştır. Özellikle, 1/1/2005
tarihinde ülkemizde uygulanmaya başlanan Marka Kanunu Antlaşmasına katılımımız ile
556 sayılı KHKnın bazı hükümlerinin değiştirilmesi ihtiyacı doğmuştur. Marka Kanunu
Antlaşmasının temel amacı ofis işlemlerinde akışın hızlandırılması, gereksiz belge
işlemlerinin kaldırılması, belgeye dayalı çalışmaların en aza indirilmesi ve başvuru
masraflarının azaltılmasıdır. Marka Kanunu Andlaşması ve onun eki olan Marka Kanunu
Andlaşması İle İlgili Yönetmelikte marka başvurusu ve tescil işlemleri için üye
ülkelerin marka ofislerince yürütülen prosedürlerin uyumlaştırılması ve basitleştirilmesi
öngörülmektedir. Tasarı hazırlanırken Marka Kanunu Andlaşmasına uyum göz önüne alınmıştır.
Ayrıca, sınai mülkiyet hakları konusunda dünya konjonktüründeki gelişmelere paralel
olarak AB mevzuatı ve Dünya Ticaret Örgütü Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları
Anlaşması (TRIPs) tekrar gözden geçirilmiştir. Zaman içindeki değişimlere uyum sağlamak
ve uygulamada görülen aksaklıkları gidermek amacıyla çeşitli ülkelerin ulusal mevzuatlarından
da yararlanılarak tasarıya bu günkü biçimi verilmiştir. Tasarıda yapılan en önemli
düzenlemelerden biri, Marka Kanunu Andlaşmasına uyum çalışmaları çerçevesinde hazırlanan
marka tescil başvurusunun bölünmesi prosedürü olmuştur. Böylelikle birden çok mal
ve/veya hizmet grubunda tescili talep edilen bir marka tescil başvurusunun, itiraza
konu olan bölümleri hariç tescil işlemlerinin devamına imkan sağlanmıştır. Tasarıdaki
bir diğer önemli düzenleme, Marka Kanunu Andlaşmasına uyum çalışmaları çerçevesinde
başvuru veya tescil işlemleri sırasında talep edilecek belgelerin asgariye indirilmesidir.
Böylelikle hem Türk Patent Enstitüsünün iş yükü azalacak hem de tescil işlemlerinde
sürat arttırılarak marka sahibi olmak için gereken zaman azaltılacaktır. Ancak bu
düzenleme yapılırken söz konusu andlaşmaya uygun olarak Türk Patent Enstitüsünün
makul nedenlerle şüpheye düşmesi halinde her türlü belgeyi isteyebileceği hükmü
konularak, üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Tasarıda yer alan ve başvuru sahibi lehine öngörülen bir diğer önemli yenilik ise,
ek süre prosedürüdür. Bu prosedür ile, istisnai durumlar haricinde Enstitü tarafından
bir işlemin yerine getirilmesi için başvuru veya talep sahibine belirli bir süre
verildiği ve ilgili tarafın söz konusu süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirmediği
durumlarda; sürenin bittiği tarihten itibaren iki aylık süre içinde, başvuru veya
talep sahibine işlemini tamamlayabilmesi için bir aylık ek süre talebinde bulunabilme
hakkı tanınmıştır. Benzer prosedür, Marka Kanunu Andlaşmasının revizyonuna ilişkin
olarak 31/3/2006 da Türkiyenin de aralarında bulunduğu ülkelerce imzalanan Singapur
Anlaşmasında da bulunmaktadır. Andlaşma henüz yürürlüğe 30girmemiş ve Türkiye Büyük
Millet Meclisince onaylanmamıştır. Ancak, başvuru veya talep sahibi lehine olan
bu düzenlemeye, ülkemizdeki marka bilincini yerleştirme çalışmalarına katkı sağlayacağı,
hak kayıplarının önüne geçeceği, kişileri aynı işlem için tekrar başvuru yapma ve
Enstitüyü aynı işlemi tekrar inceleme mükellefiyetlerinden kurtaracağı düşünüldüğü
için tasarıda yer almıştır. Usul ekonomisine de uygun olan bu düzenlemenin, özellikle
Enstitüce tesciline karar verilmiş, marka tescil başvurularında istenen noksan evrakların
süresinde tamamlanamadığı durumlarda kullanılacağı düşünülmektedir. Yine tasarıda,
Topluluk Marka Tüzüğüne uygun biçimde, markanın hükümsüzlüğü davasında verilecek
hükümsüzlük kararının etki tarihi, hükümsüzlük nedenlerine göre ayrı ayrı düzenlenmiş,
ayrıca bu konuda zamanaşımı hükmüne de yer verilmiştir. 31
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Madde, bu Kanun tasarısının amaç ve kapsamını belirlemektedir. Madde 2-
Madde, Kanun tasarısında geçen ve açıklanmasına ihtiyaç duyulan ibarelerin tanımlanması
amacıyla düzenlenmiştir. Madde 3- Madde, bu Kanun tasarısı kapsamındaki hükümlerden
yararlanacak kişilerin açıkça belirlenmesi amacıyla düzenlenmiştir. Madde 4- Madde,
Anayasanın uluslararası anlaşmaların geçerliliği hakkındaki hükmüne uygun olarak,
yürürlükteki uluslararası anlaşmaların bu Kanun hükümlerinden daha elverişli olması
halinde, elverişli olan hükümlerin uygulanmasının talep edilebilmesine imkan vermek
amacıyla düzenlenmiştir. Madde 5- Maddenin birinci fıkrasında, marka olarak tescil
edilebilecek işaretler belirtilmiştir. Düzenleme, Dünya Ticaret Örgütü Ticaretle
Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşmasının (TRIPS) 15 inci, 89/104 sayılı Topluluk
Marka Yönergesinin 2 nci ve 40/94 sayılı Topluluk Marka Tüzüğünün 4 üncü maddesi
ile uyumlu bulunmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası ile endüstiriyel tasarım ve marka
arasındaki farkın açıkça belirtilmesi ve uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi
amaçlanmıştır. Madde 6- Türk Hukukunda marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Bununla beraber, tescilsiz marka sahiplerinin hukuki durumunu düzenleyen istisnai
hükümler de tasarıda yer almaktadır. Bu istisnalar kapsamında olan bir kişi, marka
tescil başvurusuna itiraz ederek tescili önleme ya da tescil edilmiş ise markanın
hükümsüzlüğünü isteme hakkına sahip bulunmaktadır. Madde 7- Markalar, bir teşebbüsün
imalâtını ve/veya ticaretini yaptığı malları ve/veya sunduğu hizmetleri, başka teşebbüslerin
mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir. Markalarda kullanılabilecek
işaretlerin seçiminde serbesti olmasına rağmen bazı kısıtlamalar getirilmiştir.
Bu maddede, daha çok kamu düzeni ile ilgili olan ve Enstitü tarafından resen incelenen
marka başvurusu red nedenleri yer almaktadır. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendi
5 inci madde kapsamına girmeyen işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini
düzenlemektedir. 5 inci maddede, markanın içereceği işaretlere yer verilmiş olup
bir markanın, ayırt ediciliğe sahip olması markanın en önemli niteliği olarak belirlenmiştir.
İşaret, teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğerlerinden ayırt etme özelliğine sahip
olmalıdır. Eğer, işaret bu niteliğe sahip değilse, marka olarak tescil edilmesi
mümkün bulunmamaktadır. Bir işaret iki durumda ayırt ediciliği sağlamaz. Bunlar,
mal veya hizmete bağlı olarak ayırt edici olmama hali ve hiçbir mal veya hizmet
için ayırt edici olmama halidir. Örneğin saat kelimesi, saat malı için mala bağlı
olarak ayırt edici değilken, iplik malı için marka olabilecektir. Oysa (.) (tek
nokta şekli) üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetten bağımsız olarak tüm mal ve
hizmetler için ayırt edici olmayacaktır. Yapılan düzenleme bu iki durumu da kapsamakta
ve markanın temel fonksiyonu olan ayırt ediciliği sağlamayı garanti altına almaktadır.
32Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde tescil edilmiş veya daha önce tescil
için başvurusu yapılmış bir markanın aynı yada ayırt edilemeyecek derecede benzerinin,
aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetler için reddi öngörülmüştür. Daha önceki
marka sahiplerinin haklarının korunmasını ve kamunun yanıltılmasını önlemeyi amaçlayan
bu hüküm 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden aynen alınmıştır. Maddenin birinci
fıkrasının (c) ve (d) bentlerinde yer alan ve tasvir edici işaretler olarak nitelendirilen
bu tür işaretler, herkesin kullanımına açık tutulması gereken, ayırt ediciliğe sahip
bulunmayan ve hiç kimsenin tekeline verilemeyecek işaretlerdir. Söz konusu işaretleri,
münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların red nedeni olarak yer alması,
rekabetin bozulmasının ve diğer üreticiler ile tüketicilerin bundan zarar görmesinin
önlenmesine yönelik olarak tercih edilmiştir. Tüm modern marka sistemlerinde ve
Topluluk Marka Tüzüğünün 7 nci maddesinde de aynı hüküm yer almaktadır. Maddenin
birinci fıkrasının (ç) bendi ile menşe adlar ve mahreç işaretleri ile markalar arasındaki
ilişki düzenlenmiştir. Anılan bent hükmüne göre menşe adı veya mahreç işaretini
içeren veya bunlardan oluşan marka tescil başvuruları, üç koşulun varlığı halinde
reddedilir. Bu koşulların ilki, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre, tescil edilmiş veya marka tescil başvurusundan
daha önceki bir tarihte coğrafi işaret tescil başvurusu yapılmış menşe ad veya mahreç
işaretlerini kapsayan veya bunlardan oluşan bir marka tescil başvurusu olmalı, ikincisi
marka tescil başvurusu, menşe adı veya mahreç işaretin tescilinden doğan haklar
kapsamında kullanılmalı ve üçüncüsü de marka tescil başvurusunun, menşe ad veya
mahreç işareti ile aynı veya aynı türdeki mallar için tescili talep edilmelidir.
Benzer düzenleme, Topluluk Marka Tüzüğünün 7 nc maddesinde ve 555 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 18 inci maddesinde yer almaktadır. Ancak markaların red sebeplerinin
başka bir KHKda bulunmasının sistematik açısından sakıncalar doğurabileceği göz
önüne alınarak, mezkur düzenleme hazırlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (e)
bendi, Topluluk Marka Tüzüğünün 7 nci ve Alman Marka Kanununun 8 inci maddesinde
aynen yer almaktadır. Böylelikle malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan veya
teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan veya mala asli değerini veren şekli
münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemeyecektir.
Örneğin, otomobil lastiği, portakal gibi herkes tarafından bilinen ve kullanılan
şekiller münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemez. Ancak bunlara
özgün bir şekil verildiğinde marka olarak seçilebilirler. Maddenin birinci fıkrasının
(f) bendi, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı
gibi konularda halkı yanılgıya düşürecek markaların tescil edilemeyeceğini hükme
bağlamış olup Topluluk Marka Tüzüğünün 7 nci maddesinde ve Alman Marka Kanununun
8 inci maddesinde aynen yer almaktadır. Burada önemli olan, işaretin orta seviyedeki
halkı yanıltıcı nitelikte olup olmadığıdır. Maddenin birinci fıkrasının (g) bendi,
ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi uyarınca reddedilmesi gereken marka tescil
başvurularını düzenlenmekte olup hüküm, anılan sözleşme uyarınca maddede yer almıştır.
Paris Sözleşmesinin yollama yapılan 2 nci mükerrer 6 ncı maddesine göre, Birlik
ülkelerine ait arma, bayrak ve diğer hükümranlık belirtilerinin ve bu devletler
tarafından kabul edilmiş resmi kontrol ve teminat, işaret ve damgalarının ayrıca
diğer armacılık sanatı açısından her çeşit taklitlerin yetkili makamların izni alınmadan
gerek fabrika ve ticaret markası ve bu markaları düzenleyen unsurlar olarak tescilini
red veya iptal eylemeyi, uygun tedbirlerle kullanılmasının yasaklanmasını temin
hususunda Birlik 33Ülkeleri mutabık kalmışlardır. Aynı madde hükmüne göre, bu yasak,
üye devletlerden birinin ya da bir çoğunun üyesi bulunduğu hükümetlerarası örgütlerin
emareleri, kısaltılmış kelimeleri ya da diğer amblemleri, bayrak, armaları hakkında
da uygulanır. Anılan hükmün uygulanabilmesi için üye devletler, korunmasını istedikleri
hükümranlık belirtileri, resmi kontrol ve garanti işaretleri ile damgaların listesini
diğer devletlere duyurulması için Uluslararası Büroya bildireceklerdir. Maddenin
birinci fıkrasının (ğ) bendi ile kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı marka tescil
taleplerinin reddi düzenlenmiş olup benzer düzenleme Topluluk Marka Tüzüğünün 7
nci maddesinde de yer almaktadır. Maddenin birinci fıkrasının (h) bendi ile Paris
Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren,
tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş veya ilgili mercilerin tescil
izni vermediği işaret ve adlandırmaları içeren markaların tescil edilemeyeceği vazedilmiş
olup benzer hüküm Topluluk Marka Tüzüğünün 7 nci maddesinde de yer almaktadır. Örneğin
Nasreddin Hoca gibi kültürel değer bakımından halka mal olmuş tiplemenin marka olarak
alınması mümkün değildir. Maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde ise, sahibi tarafından
izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi anlamındaki tanınmış
markaların korunması hüküm altına alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (i) bendi
ile dini değerleri ve sembolleri içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği
hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm ile, dini sembollerin ticaret alanında kullanılmasının
önlenmesi amaçlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise kullanım sonucu ayırt edicilik
kazanmış markaların (a), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilememe hali düzenlenmiş
olup hüküm Topluluk Marka Tüzüğünde de aynen yer almaktadır. Böylece temelde marka
olamayacak bir işarete, ayırt edicilik kazandıran ve onu marka haline getiren müteşebbis
korunmuştur. Madde 8- 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede de aynen yer alan bu
hüküm 89/104 sayılı Topluluk Marka Yönergesi Madde 8 ile uyumlu olduğundan özüne
ilişkin değişikliğe ihtiyaç duyulmamıştır. Maddenin birinci fıkrasında aynı veya
karışıklığa yol açabilecek derecede benzer marka başvurularına itiraz düzenlenmiştir.
Hüküm Topluluk Marka Tüzüğünde de yer almaktadır. Ticari vekil veya temsilcinin,
marka sahibinin izni olmadan markanın kendi adına tescil başvurusunda bulunması
ve geçerli bir gerekçe gösterememesi halinde marka sahibinin itirazını düzenleyen
ikinci fıkrası, 89/104 sayılı Topluluk Marka Yönergesinin 4 üncü maddesine uygun
bulunmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise daha önce kullanılan tescilsiz bir
marka veya ticari işaretin sahibi tarafından yapılabilecek itirazlar, Topluluk Marka
Tüzüğüne benzer olarak düzenlemiştir. 34Maddenin dördüncü fıkrasında ise tanınmış
markalar Dünya Ticaret Örgütü Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması
(TRIPs) ve Topluluk Marka Tüzüğüne uyumlu olarak düzenlenmiştir. Maddenin beşinci
fıkrasında ise, marka tescil başvurusunun başkasına ait şahsi, fikri veya sınai
hakları içermesi halinde itiraz hakkı Topluluk Marka Tüzüğüne uyumlu olarak düzenlenmiştir.
Maddenin altıncı ve yedinci fıkralarında ise, koruma süresi sona eren markaların
başkaları adına tescil edilmek istenmesi durumunda itiraz hakkı, Topluluk Marka
Tüzüğüne uygun olarak düzenlenmiştir. Madde 9- Maddenin birinci fıkrasında marka
tescilinden doğan hakkın kapsamı belirtilmiş, ikinci fıkrada ise marka sahibinin
izni olmadan üçüncü kişilerin markayı kullanmalarının yasaklanabileceği haller örnekseme
yoluyla sayılmıştır. Topluluk Marka Tüzüğünün 9 uncu maddesi ve Alman Marka Kanununun
14 üncü maddesi gözetilerek konulan madde ile mezkur düzenlemeler ile uyum amaçlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde markanın internette kullanılması hali düzenlenmiştir.
Bu bent Topluluk Marka Tüzüğü ve Alman Marka Kanununda yer almamaktadır. Ancak internette
marka kullanımının marka hakkı kapsamına girdiği hususunda hem yerli ve yabancı
doktrinde hem de yerli ve yabancı mahkeme içtihatlarında tam bir görüş birliği mevcuttur.
Fiilen karşımıza yeni çıkan bir olgunun, markalar ile ilgili düzenleme yapılırken
açıkça vazedilmesinin faydalı olacağı düşüncesiyle mezkur hüküm konulmuştur. Hüküm
konulurken aralarında WIPO tahkim ve arabuluculuk merkezinin de bulunduğu internet
alan adı ile marka arasındaki uyuşmazlıkları çözen merkezlerin kuralları esas alınmıştır.
Bu bağlamda İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru
bir bağlantısı olmaması ve dolayısıyla kötü niyetli olması koşullarıyla, işaretin
aynı veya benzerinin internette ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici
kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması yasaklanmıştır. Türkçeye
yönlendirici kod olarak çevirdiğimiz kelimenin, internetteki kullanımı metatagdır.
Ancak kelimenin Türkçe tam çevirisi hakkında görüş birliği bulunmamaktadır. Madde
10- Madde de markanın, tescilli marka olduğu belirtilmeden sözlük, ansiklopedi veya
başka başvuru eserlerinde jenerik ad izlenimi verecek şekilde yer alması durumunda,
yayımcının, marka sahibinin talebini takip eden ilk baskıda markanın tescilli olduğunu
belirtmek suretiyle yanlışlığı düzeltmek yükümlülüğü olduğu düzenlenmiştir. Hükmün
amacı, markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin cins ismi, yani jenerik
adı haline dönüşmesinin önlenmesidir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede benzer
şekilde yer alan hüküm Topluluk Marka Tüzüğünün 10 uncu maddesinde de yer almaktadır.
Madde 11- Maddede markası Türkiyede tescilli olmayan marka sahibine, markasını haklı
bir gerekçesi olmaksızın kendi adına tescil ettiren ticari vekil veya temsilcisinin
kullanımının yasaklanmasını talep etme hakkı düzenlenmiştir. Topluluk Marka Tüzüğünün
11 inci maddesinde yer alan hüküm 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede de yer almaktaydı.
Tasarıda, hüküm mehaza uygun şekilde düzenlenmiştir. Madde 12- Markanın, sahibine
sağladığı münhasır haklara sınırlamalar getiren bu hüküm, Topluluk Marka Tüzüğünün
12 nci maddesinde ve Topluluk Marka Yönergesinin 6 ncı maddesinde yer almaktadır.
Ancak, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede de yer 35alan hükme, ifade ediliş biçimi
bakımından doktrinde yöneltilen eleştiriler ve Tüzük ile Yönergedeki anlam netliğinin
Kanun Hükmünde Kararnamede bulunmaması nedenleri ile madde aslına uygun biçimde
yeniden kaleme alınmıştır. Maddede, üçüncü kişilerin kendi ad ve adresini belirtmek,
mal ve hizmetler ile ilgili açıklamada bulunmak ve özellikle aksesuar, yedek parça
gibi, malların ya da hizmetlerin kullanım amacını göstermek bakıından zorunluluk
bulunan hallerde markanın kullanılmasının marka sahibince önlenemeyeceği düzenlenmiştir.
Ayrıca, maddede yurtdışında tescilli marka sahipleri, aynı markanın Türkiyede bir
başkası adına, tescilli olması halinde, bu markayı taşıyan malları, ihraç etmek
amacıyla ve Türkiyede piyasaya sunmamak ve hak sahibine üretim ve ihracata ilişkin
bilgi ve belgeleri ibraz etmek şartlarıyla, Türkiyede üretebilme ve stoklayabilme
imkanı getirilmiştir. Madde 13- Madde, marka sahibi tarafından veya onun izni ile
satışa sunulmuş markalı ürün üzerindeki marka hakkının tüketilmiş sayılması ile
ilgilidir. Markadaki haklar açısından, ülkemiz ulusal tükenme ilkesini kabul etmiş
olduğundan bu ilke birinci fıkrada açıkça belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası
ise Topluluk Marka Tüzüğünün 13 üncü ve Topluluk Marka Yönergesinin 7 nci maddesine
uygun olarak tekrar düzenlenmiş ve tükenme kapsamında olmayan durumlar belirtilmiştir.
Madde 14- Maddede markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması
gereğine açıkça işaret olunmuştur. Ancak maddede söz konusu olan kullanım, markanın
tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın
fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımıdır. İngilizce de, genuine use
biçiminde tarif edilen bu kullanım, Türkçemize ciddi veya gerçek kullanım biçiminde
çevrilebilir. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı hükümsüz kıldırmasını önlemek
amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar
bu madde kapsamında kullanım olarak mütalaa edilmeyecektir. Madde metninde ciddi
veya gerçek kullanım kelimelerinin kullanılmamasının nedenleri, hukuk literatürümüzde
bu kelimelerin bulunmaması ve bu kelimelerin kullanılmasının karmaşaya yol açabileceği
ihtimalidir. Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Madde
hükmünde, kullanma zorunluluğu bakımından, markanın tescil edildiğinin Gazetede
yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde kullanımına haklı bir neden olmadan
başlanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi şeklinde iki olasılık
düzenlenmiştir. Dolayısıyla, marka sahibi, haklı nedenlerin varlığı halinde markanın
hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, maddede belirtilen
sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin
marka sahibinin kusurlu dvranışından kaynaklanmaması gerekmektedir. İkinci fıkrada
markayı kullanma kabul edilebilecek durumlar sayılmıştır. Maddenin mehazını, Topluluk
Marka Tüzüğünün 15 inci ve Topluluk Marka Yönergesinin 10 uncu maddesi oluşturmaktadır.
Madde 15- Bu madde ile marka tescilinde yetkili makamın Türk Patent Enstitüsü olduğu
ve talep edilen her marka için ayrı bir başvuru yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
36Madde 16- Maddenin birinci fıkrasında, geçerli bir marka tescil başvurusu yapılması
için gerekli belgeler Marka Kanunu Andlaşması hükümleri de dikkate alınarak tekrar
düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında yabancı dilde olan belgelerin Türkçe
tercümelerinin gerekliliği, üçüncü fıkrasında, başvuru tarihinin 25 inci madde uyarınca
verilmesi zorunlu olan belgelerin Enstitücü teslim alındığı gün, saat ve dakika
itibariyle kesinlik kazanacağı, dördüncü fıkrasında ise başvuru ile ilgili usul
ve esasların Yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir. Maddenin beşinci fıkrası
ise Marka Kanunu Andlaşmasında olduğu gibi Türk Patent Enstitüsünün makul nedenlerle
şüpheye düşmesi halinde, her türlü belgeyi isteyebileceği hükmünü içermektedir.
Bu bağlamda, Enstitü gerekli şartlarda başvuru sahibinden iştigal belgesi dahil
her türlü belgeyi isteyerek üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasını önleyecektir.
Madde 17- Madde, mal veya hizmetlerin ait oldukları sınıflandırma ilkelerini belirtmektedir.
Ayrıca, Enstitünün başvuru dilekçesinde yer alan mal veya hizmetler üzerinde düzenleme
yetkisi ve bunun koşulları da maddede açıkça belirtilmiştir. Madde 18- Madde ülkemizde
1/1/2005 tarihinde uygulanmaya başlanan Marka Kanunu Andlaşması çerçevesinde mevzuatımıza
giren yeni bir müesseseyi yani, markanın bölünmesini düzenlemektedir. Marka tescil
başvurusunun bölünmesi prosedürü, birden çok mal ve/veya hizmet grubunda tescili
talep edilen bir marka tescil başvurusunun, itiraza konu olan bölümleri hariç tescil
işlemlerinin devamına imkan sağlamayı amaçlamaktadır. Marka Kanunu Andlaşması çerçevesinde
bölünme zamanı, bölünme koşulları ve Enstitünün bölünme talebini kabul etmeyeceği
haller ayrıntılı olarak sıralanmıştır. Kanunda ayrıntılı düzenleme yapmaya çalışılmasının
sebebi hukuki güvenlik ve henüz uygulanmaya başlanmamış bir prosedürün yol açabileceği
sakıncaların öngörülerek şimdiden bertaraf edilmesi çabasıdır. Madde 19- Bu madde
ile bir markanın tescile bağlanmadan önce nasıl geri çekilebileceği ve sınırlandırılabileceği
düzenlenmiştir. Topluluk Marka Tüzüğünün 44 üncü maddesi esas alınarak düzenlenen
hüküm, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 38 inci maddesinden daha kapsamlı
olduğu gibi Enstitü uygulamaları ile de rahatlıkla bağdaşabilecek niteliktedir.
Madde 20- Bu madde Paris Sözleşmesinin temel ilkelerinden olan rüçhan hakkı ile
ilgilidir. Rüçhan hakkı, söz konusu Sözleşmeye veya Dünya ticaret Örgütü Kuruluş
Anlaşmasına taraf bu devletlerden birinde ikametgahı veya işler durumda ticari veya
sınai müessesesi bulunan kişilerin veya kanuni haleflerinin, kendi ülkesinde veya
başka bir ülkede yaptığı marka başvurusunu esas alarak, başvuru tarihinden itibaren
altı ay içinde diğer üye ülkelere başvuru yapması halinde, iki tarih arasında üçüncü
kişiler tarafından aynı konuda ve aynı mal veya hizmetler için yapılacak marka tescil
başvurusunun veya marka tescillerinin önüne geçmesi sonucunu doğurur. Maddenin birinci
fıkrasında, ülkemizin 31/12/1994 tarihinde Dünya Ticaret Örgütüne üye olmasıyla,
Paris Sözleşmesine taraf ülkelerin yanısıra bu Örgüte üye ülkelerin de Türkiyede
rüçhan hakkından yararlanması sağlanmıştır. 37Maddenin ikinci fıkrasında, hangi
başvuruların rüçhan hakkı doğuracağı tanımlanmıştır. Buna göre, Paris Sözleşmesine
taraf veya Dünya Ticaret Örgütüne üye herhangi bir ülkede veya bu devletlerin oluşturduğu
ikili ya da çok taraflı anlaşmalar kapsamında yapılan ve başvuru tarihi almaya hak
kazanmış her başvuru rüçhan hakkı doğurur. Maddenin üçüncü fıkrasında rüçhan hakkına
temel oluşturan usulüne uygun başvurunun tanımı yapılmış ve bu başvurunun akıbetinin
önemli olmadığı vurgulanmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında, aynı devlete aynı
konuda yapılan iki başvurudan hangisinin rüçhana temel alınacağı ve bunun kriterleri
açıklanmıştır. Maddenin beşinci fıkrasında, karşılıklılık ilkesi gereğince, Türkiyeye
yapılan bir ilk başvurunun kendisi için rüçhan hakkı doğurduğunu kabul eden bir
ülkede yapılan başvuruların da Türkiye için rüçhan hakkı doğuracağının kabul edileceği
açıklanmıştır. Maddenin son fıkrasında ise, Türkiyeye yapılan bir ilk başvuru esas
alarak rüçhan hakkı talebinde bulunacak kişinin alması gereken rüçhan hakkı belgesinin
koşulları düzenlenmiştir. Madde 21- Sergilerde teşhirden doğan rüçhan haklarını
düzenleyen bu madde, Topluluk Marka Tüzüğünün 33 üncü maddesi esas alınarak düzenlenmiştir.
Bu maddenin birinci fıkrasının hükmüne göre tescil başvurusundaki markanın kullanılacağı
malları veya hizmetleri Türkiye'de açılan ulusal veya uluslararası sergilerde ya
da Paris Sözleşmesine taraf devletlerde açılan resmi veya resmi olarak tanınan sergilerde
markayla birlikte teşhir eden ve markanın tasdikli örneğini ibraz eden, 3 üncü maddede
yazılı gerçek veya tüzel kişiler, sergideki teşhir tarihinden itibaren altı ay içinde
Türkiye'de aynı markanın tescili için başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanırlar.
Maddenin ikinci fıkrasında ise sergiden önce malın ve markanın sunulması durumunda
rüçhan hakkının başlangıç süresi düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında
sergi düzenleyicilerinin talepte bulunana vermesi gereken belge tarif edilmiştir.
Maddenin beşinci fıkrası ile marka hakkına uluslararası ilişkilerden doğan bir istisna
getirilmiş ve başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir markanın kullanılacağı
malların, Türkiyede açılan sergilerde teşhir edilmesine ve sergi bittikten sonra
devlete geri gönderilmesine engel olunamayacağı belirtilmiştir. Maddenin son fıkrasında
ise, birden çok talep halinde sergilerde teşhirden doğan rüçhan hakkından yararlanacak
kişi belirlenmiştir. Madde 22- Rüçhan hakkının hüküm ve sonuçları ile ilgili olan
bu maddede, rüçhan hakkının hüküm ve sonuçlarının rüçhan hakkının talep edildiği
başvurunun tarihi itibariyle doğacağı açıklanmıştır. Madde 23- Madde, rüçhan hakkının
talep edilmesi ve belgelendirilmesi ile ilgili olup, maddenin birinci fıkrasında
rüçhan hakkı talebinin yapılması ve rüçhan hakkı belgesinin verilmesine ilişkin
süreler düzenlenmiştir. 38 Maddenin ikinci fıkrasında ise, sergide teşhirden dolayı
alınan rüçhan hakkının başvuruya dayanan rüçhan hakkının süresini uzatmayacağı belirtilmiştir.
Madde 24- Bu madde, Enstitünün verdiği hızlı inceleme hizmetinin koşullarını düzenlemektedir.
Sadece incelemenin erken yapılmasını sağlayan bu talep ile daha önceki başvuru tarihli
bir marka tescil talebinin maddi hukuk bakımından önüne geçilmesi mümkün değildir.
Avrupa Birliği ile uyum kapsamında hüküm düzenlenirken benzer düzenleme içeren Alman
Marka Kanununun 38 inci maddesi dikkate alınmış ve paralel düzenleme yapılmıştır.
Madde 25- Bu maddenin ilk iki fıkrası ile bir başvurunun kesinleşme tarihi saptanmaktadır.
Ayrıca bu fıkralarda, 16 ncı maddede ve Yönetmelikte belirtilen şartları yerine
getirmeyen başvurulara, eksik belgelerin veya bilgilerin tamamlanması için süre
verilmesi düzenlenmektedir. Böylece, başvuru sahibine mevcut başvurusunun, başvuru
tarihi değiştirilerek, işlemlere devam edebilme olanağı sunulmuştur. Maddenin üçüncü
fıkrasında, kesinleşme tarihini etkilemeyen ve sonradan tamamlanabilecek eksiklikler
düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında, eksiklikleri gidermemenin müeyyidesi
hüküm altına alınmıştır. Maddenin beşinci fıkrasında, Enstitü nezdinde işlem yapma
yetkisine sahip olan vekilin, yaptığı marka tescil başvurusunda vekaletnamesini
vermesine ilişkin esaslar ve verilecek süre ile vekaletname verilmemesinin sonuçları
düzenlenmiştir. Maddenin altıncı fıkrasında, kesinleşmiş bir marka tescil başvurusuna
ilişkin olarak bilgilendirme yazısı verilmesi prosedürü düzenlenerek, tescile kadar
geçen sürede başvuru sahiplerinin mağdur olması önlenmiştir. Madde ve koşullar düzenlenirken
Marka Kanunu Andlaşması hükümleri de dikkate alınmış ve böylelikle tasarı ve Andlaşma
arasında uyum sağlanmıştır. Madde 26- Madde, başvuru yapma hakkını düzenleyen üçüncü
maddeye yollama yaparak, bu madde kapsamına girmeyen kişilerin başvurusunun reddedileceğini
hükme bağlamaktadır. Madde 27- Madde, başvuru şartları eksiksiz yerine getirilmiş
marka tescil talebinin 7 nci madde kapsamında incelenmesini ve sonuçlarını düzenlemektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, şerhli yayın prosedürü düzenlenmekte ve böylelikle
hem başvuru sahibinin, hem de ticaretle uğraşan diğer tacirlerin ve kamunun mağdur
olması veya yanıltılması önlenmektedir. Madde 28- Maddenin birinci fıkrasında, marka
başvurusunun Resmi Marka Bülteninde yayımlanmasının koşulları düzenlenmiştir. 39
Maddenin ikinci fıkrasında ise, başvurunun yayımından sonra başvurunun kısmen veya
tamamen reddine ilişkin karar verilirse, bu kararın da yayımlanacağı belirtilerek,
marka tescil taleplerinin tüm aşamalarının kamunun bilgisine sunulması sağlanmıştır.
Madde 29- Madde, marka tescil başvurusunun yayımına karşı üçüncü kişilerin görüş
bildirmelerini Topluluk Marka Tüzüğünün 41 inci maddesi ile uyumlu bir şekilde düzenlemiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, kimlerin, hangi süreler içinde üçüncü kişi olarak marka
tescilinin yayımının, 7 nci maddeye aykırılığı iddiasında bulunabileceği düzenlenmiştir.
Ancak kanunun 7 nci maddesinin (b) ve (ı) bentleri esas olarak marka sahibi kişileri
ilgilendirdiğinden ve bu kişiler için de itiraz müessesesi düzenlendiğinden üçüncü
kişi görüşlerine mesnet teşkil edemeyeceği de maddede açık olarak düzenlenmiştir..
Maddenin ikinci fıkrasında, üçüncü kişilerin görüşlerinin değerlendirilmesi usulü,
üçüncü fıkrasında ise sonuçları düzenlenmiştir. Madde 30- Maddenin birinci fıkrasında
marka tescil başvurusunun 7 inci maddenin (b) ve (ı) bendi ile 8 inci madde kapsamında
tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazların koşulları düzenlemektedir. 556
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinde ve Topluluk Marka Tüzüğünün
42 nci maddesinde düzenlenen yayıma itiraz söz konusu tüzük esas alınarak düzenlenmiştir.
Ayrıca, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden farklı olarak yayıma itiraz ve karara
itiraz ayrımına gidilmiştir. Böylelikle 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sadece
itiraz başlığı altında yer verilen ve farklı düzenlemeler içeren hükümler arasında
varolan çelişki giderilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında itiraz süresi içinde ancak
itiraz dilekçesinden sonra delillerin sunulabileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin
üçüncü fıkrasında, Enstitünün ek delil talep etme hakkı ve bunun sonuçları belirtilmiştir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, itirazın değerlendirilmesi için itiraz ücretinin itiraz
süresi içinde ödenmesi ve ödemeyi gösterir belge ile Yönetmelikte belirtilen diğer
belgelerin aynı süre içinde Enstitüye teslim edilmesi gereği düzenlenmiştir. Madde
31- Madde, yayıma itirazların incelenmesi usulünü 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
36 ıncı ve Topluluk Marka Tüzüğünün 43 üncü maddelerini göz önüne alarak düzenlemektedir.
Bu bağlamda, Enstitü ilgili dairesi kişileri uzlaşmak için bir araya getirebileceği
gibi tarafların iddialarını birbirine göndererek cevaplarını da talep edebilir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, yayıma itirazın incelenmesi neticesinde Enstitünün
itirazı kısmen veya tamamen kabul edebileceği gibi reddedebileceği de hüküm altına
alınmıştır. Madde 32- Topluluk Marka Tüzüğünün 57 inci ve devamı maddelerinde ve
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 47 nci ve devamı maddelerinde düzenlenen
karara itiraz, ilgisi nedeniyle yayıma itiraz bölümünün altına alınmıştır. 40Maddenin
birinci fıkrasında, Enstitü kararlarından zarar gören kişilerin bu kararlara nasıl
itiraz edebileceği düzenlemektedir. Sadece, nihai kararlara karşı itiraz edilebileceği
prensibi de maddenin ikinci fıkrasında belirtilmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında
itiraz süresi içinde ancak itiraz dilekçesinden sonra delillerin sunulabileceği
hükme bağlanmıştır. Dördüncü fıkrada ise Enstitünün ek belge talep etme hakkı ve
bunun sonuçları belirtilmiştir Maddenin son fıkrasında ise, karara itirazın değerlendirilmesi
için itiraz ücretinin itiraz süresi içinde ödenmesi ve ödemeyi gösterir belge ile
Yönetmelikte belirtilen diğer belgelerin aynı süre içinde Enstitüye teslim edilmesi
gereği düzenlenmiştir. Madde 33- Maddenin birinci fıkrasında karara itirazın incelenmesi
neticesinde Enstitünün ilgili dairesinin itirazın haklılığına ikna olursa kararını
değiştirebileceği hüküm altına alınmıştır. İkinci fıkrada ise ilgili dairenin kararını
değiştirmemesi halinde, karara itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna
gönderileceği belirtilmiştir. Bu düzenlemeler 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
aynen var olduğu gibi Topluluk Marka Tüzüğü ile de tam uyumludur. Madde 34- Yeniden
İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun inceleme usulü maddede düzenlenmiştir. Kurul
bildirimden itibaren bir ay içinde taraflardan ek delil veya karşı görüş talep edebilir.
Yapacağı inceleme neticesinde de Enstitünün itiraz hakkındaki nihai kararını verir.
Madde 35- Bu madde, itiraz ücretinin mahsup ve iadesi ile ilgilidir. Madde hükmü
uyarınca, ancak itiraz ücretinin marka tescil belgesi düzenleme ücretine mahsubu
mümkün olup itiraz ücretinin para olarak iadesi mümkün değildir. Çünkü Enstitü alınan
ücret karşılığı bir hizmet sunmaktadır. Hizmet bedeli olduğu için de ücret iadesi
söz konusu olmayacaktır. Madde 36- İdarenin hukuka uygunluğunun kontrolü ve idarenin
tüm eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu Anayasanın 125 inci maddesinde
hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun
itirazlarla ilgili verdiği nihai karalara karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk
Mahkemesinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Madde 37- Madde, bir marka başvurusunun
nasıl tescile bağlanacağını düzenlemektedir. Birinci fıkrada tescil edilip sicile
bağlanma koşulları belirtilmektedir. İkinci fıkrada, noksan evrakların 85 inci maddede
belirtilen ek sürede teslim edilmesine rağmen, tescil belgesi düzenleme ücretinin
noksan tebligat yazısında bildirilen sürede ödenmesi halinde ek süre ücretinden
mahsup edilmesi düzenlenmiştir. Üçüncü fıkrada, sicil kaydında bulunması gereken
hususlar yer almakta, sicildeki bilgilerin Resmi Marka Gazetesinde yayımlanacağı
ifade edilmektedir. Dördüncü fıkrada ise sicilin aleniliği açıklanmaktadır. Ayrıca
sicil örneğinin ve marka tescil başvurusu örneğinin verilme koşulları düzenlenmiştir.
41Son fıkrada ise, belli durumlarda ve talep üzerine yeniden marka tescil belgesi
düzenlenmesi hükme bağlanmaktadır. Madde 38- Bu maddede, tescilli bir markanın koruma
süresinin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 40 ıncı maddesinde ve Topluluk
Marka Tüzüğünde 46 ıncı maddesinde ifade edildiği gibi başvuru tarihinden itibaren
on yıl olduğu ve onar yıllık dönemler halinde yenileneceği açıklanmıştır. Madde
39- Tescile bağlanmış bir markanın yenilenmesi Topluluk Marka Tüzüğünün 47 inci
maddesi ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 41 inci maddesi esas alınarak
düzenlenmiş ve Topluluk Marka Tüzüğüyle tam uyum sağlanmıştır. Madde 40- Bu maddede,
tescil edilmiş bir marka üzerinde yapılabilecek işlemler tanımlanmıştır. İşletmeden
bağımsız bir ekonomik değer taşıyan markanın hukuki işlemlere konu olması bu madde
ile sağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrası ile tescilli bir marka ile ilgili yapılacak
sağlararası işlemlerin sicile kaydı ve yayımı düzenlenerek üçüncü kişilerin bu işlemlerden
haberdar olması sağlanmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise Enstitünün yapacağı
bildirimlerde mevcut sicil kaydında hak sahibi olarak gözüken kişiyi esas alacağı
belirtilmiştir. Madde 41- Bu madde ile bir markanın sağlararası hukuki işlemlerle
devri düzenlenmiştir. İşletmeden bağımsız olarak da devredilebilecek olan markanın,
marka hukuku bakımından önemli hususları maddede belirtilmiştir. Madde düzenlenirken
Topluluk Marka Tüzüğünün 17 nci maddesi ve Medeni Kanunumuzun devir ile ilgili ilkeleri
ve doktrinde bu hükme yöneltilen eleştiriler esas alınmıştır. Bu ilkeler ışığında,
hak sahibi değişikliğine yol açan bu işlem mümkün olduğu kadar ayrıntılı ve anlaşılır
bir şekilde düzenlenmiştir. Madde 42- Bu madde ile bir markanın sağlar arası hukuki
işlemlerle rehin edilmesi düzenlenmiştir. Madde düzenlenirken Topluluk Marka Tüzüğünün
19 uncu maddesi ve Medeni Kanunumuzun rehin ile ilgili ilkeleri esas alınmıştır.
Maddenin dördüncü fıkrasında rehin hakkında bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek
herhangi bir hukuki boşluk oluşmasının önüne geçilmiştir. Madde 43- Madde, bağımsız
bir ekonomik değere sahip olan, tescilli bir markanın haczini düzenlemektedir. Madde
düzenlenirken Topluluk Marka Tüzüğünün 20 nci maddesi temel teşkil etmiştir. Bu
bağlamda, maddenin üçüncü fıkrasında haciz hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun
ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ilgili hükümlerinin
uygulanacağı belirtilmiştir. Madde 44- Maddede, markanın kullanımının lisans sözleşmesine
nasıl konu olabileceği düzenlenmektedir. Madde düzenlenirken sözleşme serbestisi
prensibi ve Topluluk Marka Tüzüğünün 22 nci maddesi esas alınmıştır. Kanunda lisans
düzenlenirken sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde, taraflara lisansın biçimini,
süresini, coğrafi bölgesini ve hangi mal ve hizmetler için lisans verileceğini belirleme
serbesti tanınmıştır. Bu serbestinin sınırları ise son fıkrada düzenlenmiştir. 42
Madde 45- Madde, marka sahibinin izni olmadan, ticari vekili veya temsilcisi adına
marka tescilinin yapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir gerekçesi
yoksa, marka sahibinin, söz konusu tescilin kendine devredilmesini mahkemeden talep
etmesini düzenlemektedir. Madde 46- Madde hükmüne göre, 40 ıncı, 41 inci, 42 nci,
43 üncü ve 44 üncü madde hükümleri marka tescil başvuruları hakkında da uygulanır
ve başvuru yayımlanmış ise yapılan hukuki işlemler de Bültende yayımlanır. Madde
47- Bu madde ile, marka sahibinin isim, unvan, adres veya nevinin değiştiği durumlarda
bu değişikliğin Enstitü kayıtlarında ne şekilde yer alacağı düzenlenmiştir. Madde
düzenlenirken özellikle 1/1/2005 tarihinde ülkemizde uygulanmaya başlanan Marka
Kanunu Andlaşması hükümleri ile uyum amaçlanmış ve düzenleme bu bakımdan titiz bir
incelemeye tabi tutulmuştur. Madde 48- Madde, marka veya başvuru sahibi tarafından
yapılan ve marka siciline, belgelere, yazışmalara, Bültene veya Gazeteye yansımış
olan, başvuru sahibinin adı ve adresindeki hatalar ile ifade ya da kopyalama hatalarının
ve aşikar hataların düzeltilmesine ilişkin talebin, marka örneğini değişikliğe uğratmaması
ya da mal veya hizmet listesini genişletmemesi koşulları ile nasıl yapılabileceğini
düzenlemektedir. Madde düzenlenirken özellikle 01.01.2005 tarihinde ülkemizde uygulanmaya
başlanan Marka Kanunu Andlaşması hükümleri ile uyum amaçlanmış ve düzenleme bu bakımdan
titiz bir incelemeye tabi tutulmuştur Madde 49- Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında,
hangi hallerde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verileceği
belirtilmiş, ayrıca hükümsüzlük nedenlerinin, markanın tescil edildiği bir kısım
mal veya hizmete ilişkin olması halinde, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak
kısmi hükümsüzlüğe karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Kısmi hükümsüzlük kararı,
marka hakkının tescil kapsamında yer alan mal veya hizmetlerin bir kısmına ilişkin
olup, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde ise, dava konusu yapılan marka
etkilenecek, marka tüm unsurları ile birlikte hükümsüz sayılacak ve karar belirli
bir sicil numarasıyla tescilli markanın, bütün olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden
terkinine ilişkin olacaktır. Markanın içerisinde yer alan unsur veya unsurlardan
sadece birinin hükümsüzlük kararının verilmesinde etken olması halinde markanın
bölünmesi suretiyle, markada yer alan o unsurun hükümsüzlüğüne karar verilemeyecektir.
Zira, mahkemenin münferit durumu nazara alarak markanın bölünerek kısmi hükümsüzlüğüne
karar vermesi halinde, marka mevzuatının diğer hükümleri ile uyumsuzluklar ortaya
çıkmakta, bu durum başka marka sahipleri ile yeni ihtilaflar doğmasına sebebiyet
vermekte ve yasaklanmış bir tescil fiilinin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmesi
sonucu doğmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrası, tescilden sonra ayırt edicilik kazanmış
markanın 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d) bentlerine aykırılık iddiası
ile reddedilemeyeceğini düzenlemektedir. Madde 50- Bu maddenin birinci fıkrası ile
hükümsüzlüğü yetkili mahkemeden isteyebilecek kişiler belirtilmektedir. 43Maddenin
ikinci fıkrasında ise hükümsüzlük davasının sicilde kayıtlı marka sahibine karşı
açılacağı, sicilde hak sahibi olarak gözüken kişilere davanın ihbar olunacağı ve
davada Enstitünün hasım gösterilemeyeceği düzenlenmektedir. Üçüncü fıkrada, dava
zamanaşımı sürelerine yer verilmiş, 49 uncu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b)
bentlerinde belirtilen nedenlerin varlığı halinde, bu nedenlerin öğrenilmesinden
itibaren beş yıllık ve herhalükarda markanın tescil edildiğinin Gazetede yayımlandığı
tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresinin olduğu ve aynı maddenin diğer bentlerindeki
hallerde ise hükümsüzlük davasının süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği
düzenlenmiştir. Madde 51- Bu madde hükümsüzlük kararlarının ne zamandan itibaren
etkili olacağını düzenlemektedir. Birinci fıkrada, 49 uncu maddenin (a), (b) ve
(c) bentleri uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın, koruma
süresinin başladığı tarihten itibaren etkili olacağı, dolayısıyla marka hakkının
hiç doğmamış sayılacağı belirtilmektedir. 49 uncu maddenin (ç), (d), (e), (f) ve
(g) bentlerindeki nedenler ise başlangıçta geçerli olan bir markanın mevcut olduğu,
ancak zamanın geçmesi ve marka sahibinin davranışları sonucunda markanın hükümsüzlüğünü
gerektiren hallerdir. Bu nedenle ikinci fıkrada, anılan bentler uyarınca markanın
hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, hükümsüzlük kararının etkisini kural olarak
hükümsüzlük talebinin yapıldığı tarihten itibaren göstereceği, ancak bu nedenlerin
daha önceki bir tarihte doğmuş olduğunun bilinmesi halinde ve talep üzerine hükümsüzlük
kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında hükümsüzlük kararlarının etkilemeyeceği haller düzenlenmiştir.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş kararın
sadece davadaki taraflara değil de herkese karşı hüküm doğuracağı vurgulanmaktadır.
Madde 52- Maddede, marka hakkının hangi durumlarda sona ereceği ve sona ermenin
hukuki etkisi belirtilmektedir. Madde 53- Maddede, marka sahibinin marka hakkından
vazgeçmesi veya bu hakkını sınırlandırması, vazgeçmenin veya sınırlandırmanın caiz
olmadığı haller ve vazgeçmenin veya sınırlandırmanın hüküm ve sonuçlarını doğurduğu
an ile bunun Gazetede ilanı düzenlenmiştir. Son fıkra da ise vazgeçme veya sınırlandırma
talebi vekil vasıtası ile gerçekleştiriliyorsa, böyle bir talep için vekaletnamede
bu yetkinin açıkça belirtilmesinin ve vekaletnamedeki müvekkil imzasının noter tarafından
tasdik edilmesinin şart olduğu düzenlenmiştir. Madde 54- Maddenin birinci fıkrasında,
kanunda düzenlenen marka çeşitlerinden garanti veya ortak marka talebinde bulunmak
için teknik şartnamenin verilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmektedir. İkinci ve
üçüncü fıkralarda, garanti markasının özellikleri ve hüküm ve sonuçları düzenlenmektedir
Dördüncü ve beşinci fıkralarda ortak markanın özellikleri ve hüküm ve sonuçları
düzenlenmektedir. 44 Madde 55- Maddede, yapılacak olan teknik şartname değişikliklerinin
ancak Enstitünün onayıyla yürürlüğe gireceği ve 54 üncü maddenin ikinci ve dördüncü
fıkralarında belirtilen özelliklere uymayan veya kamu düzenine yahut genel ahlaka
aykırı olan değişiklik taleplerinin Enstitüce reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Madde 56- Maddede, garanti veya ortak marka tescil talebine eklenen teknik şartnamenin
54 üncü maddede belirtilen koşullara uygun olmadığının Enstitüce saptanması halinde
izlenecek prosedür gösterilmektedir. Başvuru sahibi teknik şartnameyi düzeltmek
için kendisine verilen sürede düzeltme yapmazsa garanti veya ortak marka başvurusunun
reddedileceği de son fıkrada hükme bağlanmıştır. Madde 57- Madde, garanti veya ortak
markanın, devamlılık arz eder biçimde teknik şartnameye aykırı kullanımına göz yumulması
ve mahkemenin tanıyacağı süre içinde aykırılığın giderilmemesinin müeyyidesinin,
markanın hükümsüzlüğü olduğunu düzenlemektedir. Madde 58- Maddede, garanti markasının
veya ortak markanın devri veya rehni ile bir ortak markada lisans verilmesi halinde,
bu işlemler bakımından Sicile kaydın bir geçerlilik şartı olduğu düzenlenmiştir.
Madde 59- Bu maddenin amacı, marka sahibinin münhasıran yetkisinde olan markayı
kullanma hakkına, başkaları tarafından tecavüz edilmesini engellemektir. Marka hakkına
tecavüz oluşturan davranışlar maddede tahdidi olarak sayılmıştır. Maddenin birinci
fıkrasının (a) bendinde, marka hakkının kapsamını belirleyen 9 uncu maddeye yollama
yapılarak anılan maddenin ihlalinin, yani bu maddede belirtilen biçimlerde marka
kullanımının, marka sahibinin izni olmadığı müddetçe, marka hakkına tecavüz oluşturacağı
belirtilmiştir. (b) bendinde, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini
kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi, (c) bendinde, taklit markayı taşıyan
ürünleri, bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği halde satan, dağıtan veya bir
başka şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için gümrükçe onaylanmış bir
işlem veya kullanıma tabi tutan veya ticari amaçla elde bulunduran kişinin fiili,
(ç) bendinde, lisans yoluyla verilmiş hakların izinsiz şekilde genişletilmesi veya
devredilmesi, marka hakkına tecavüz fiileri olarak düzenlenmiştir. Madde 60- Madde
de, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin mahkemeden hangi taleplerde bulunabileceğine
ilişkin düzenleme yapılmıştır. Madde 61- Maddenin birinci fıkrasında, markayı taklit
eden kişinin kusurlu olması halinde marka sahibinin uğradığı zararı tazmin etmekle
mükellef olduğu belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan, kullanmakta
olan kişi kavramı ile marka sahibinin marka hakkının koruma alanı genişletilmiş,
taklit markayı herhangi bir şekilde kullanan kişilere de tazminat talebinin yöneltilebileceği,
ancak bunun için marka sahibinin ya bu kişileri markanın varlığından ve tecavüzden
haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasını 45talep etmesi, ya da bu tarz kullanmanın
kusurlu bir davranış teşkil etmesi gerektiği ifade olunmuştur. Madde 62- Maddede,
marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin, zararının belirlenebilmesi için markanın
kullanılması ile ilgili her türlü belgenin verilmesini tazminat yükümlüsünden isteyebileceği
düzenlenmiştir. Madde 63- Madde ile marka hakkına tecavüz halinde marka sahibinin
uğradığı zararın sadece fiili kaybın değeri ile sınırlı olmaması, tecavüz nedeniyle
yoksun kalınan kazancı da kapsaması amaçlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında yoksun
kalınan kazancın değerlendirme usulleri tahdidi olarak sayılmış olup bu usullerden
birinin davacı tarafından seçilmesi gerekmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında, hesaplama
usullerinden hangisi seçilirse seçilsin, yoksun kazancın hesaplanmasında, özellikle
markanın ekonomik bakımdan önemi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların
sayısı, süresi ve çeşidi gibi etkenlerin göz önünde tutulacağı belirtilmiş olup
bu etkenler sayılanlar ile sınırlı değildir. Madde 64- Maddede, 63 üncü madde uyarınca
hesaplanan yoksun kalınan kazanca dayalı tazminatın artırılma şartları düzenlenmiştir.
Madde 65- Maddede, marka hakkına tecavüz eden kişinin, markayı kötü ve uygun olmayan
bir şekilde kullanarak markanın itibarına zarar vermesi durumunda, marka hakkı sahibinin
ayrıca tazminat talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Madde 66- Madde ile asıl olarak
marka sahibinin marka hakkına tecavüz eden tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri
kişisel ihtiyacı ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişilere karşı bu Kanunun
bu bölümünde yer alan davaların açılamayacağı belirtilmiştir. Madde 67- Maddede,
marka hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, Borçlar Kanununun
60 ıncı maddesinde düzenlenen 1 ve 10 yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulanacağı
düzenlenmiştir. Ancak, marka hakkına tecavüzün durdurulması davalarında, tecavüz
devam ettiğinden zamanaşımı süresi işlemeyecektir. Madde 68- Maddede, marka hakkına
tecavüz edilmesi durumunda, lisans sahiplerinin dava açma şartları düzenlenmiştir.
Madde 69- Maddede, üçüncü kişilerce açılabilecek menfi tespit davasına ilişkin düzenleme
yapılmıştır. Üçüncü kişilerin tecavüzün mevcut olmadığı konusunda dava açabileceği,
ancak söz konusu üçüncü kişiye karşı bir tecavüz davası açılmış ise, böyle bir davanın
açılamayacağı vurgulanmıştır. Ancak bu maddede söz konusu olan menfi tespit davası
markanın hükümsüzlüğü davasıyla birlikte açılabilir. Madde 70- Marka hakkına tecavüzü
ileri sürmeye yetkili olan kişinin, bu haklara tecavüz sayılabilecek olaylara ilişkin
delillerin tespitini ve muhafazasını mahkemeden isteyebileceği maddede düzenlenmiştir.
46Maddenin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile 2004/48/EC sayılı Direktifin 7 nci
maddesine uyum amaçlanmıştır. Madde 71- Maddede, marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye
yetkili kişilerin, Dünya Ticaret Örgütü Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları
Anlaşmasının (TRIPS) 50 nci maddesindeki düzenlemeye uygun olarak kendilerinden
makul olarak temini beklenebilecek nitelikteki, marka hakkına tecavüz edecek şekilde
markanın kullanılmakta olduğunu veya kullanılması için ciddi ve etkin çalışmalar
yapıldığını gösteren delilleri sunmaları şartıyla dava sonucunda verilecek hükmün
etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini talep edebilecekleri
düzenlenmiştir. Madde 72- Maddede, ihtiyati tedbirin kararının, davada verilecek
hükmün etkinliğini tamamen sağlayacak nitelikte olması aranmış, özellikle ibaresi
kullanılmak suretiye beş bent halinde sayılan tedbirlerin sınırlı sayıda olmadığı
belirtilmiştir. Madde 73- Maddede, tespit talepleri ve ihtiyati tedbirlerle ilgili
olarak bu Kanunda hüküm olmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin
uygulanacağı belirtilmiştir. Madde 74- Markalara etkin bir koruma sağlamak amacıyla
konulan bu madde ile marka sahibinin marka hakkına tecavüz oluşturan ürünlerin ve
bunların imalinde kullanılan vasıtaların transit dahil gümrükçe onaylanmış bir işlem
veya kullanıma tabi tutulması halinde bu ürünlere ve vasıtalara gümrüklerde, serbest
liman ve bölgelerde el koyma ile ilgili hususlarda gümrük mevzuatı hükümlerinin
uygulanacağı düzenlenmiştir. Madde 75- Maddede, marka hakkına tecavüz eden kişinin
nasıl cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Düzenleme yapılırken Türk Ceza Kanununun
ve Ceza Muhakemesi Kanununun düzenlemeleri ile uyum sağlamaya özel bir itina gösterilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, Başkasına ait marka hakkına tecavüz nedeniyle cezalandırılanlar
iki ana kategoriye ayrılmıştır: a) Mal veya hizmet üretenler, 2) Satış, satışa arz,
depolama ve gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutma, taşıma ve ticari
amaçla elde bulundurma eylemlerini gerçekleştirenler. Kural olarak her iki kategoridekiler
de aynı şekilde cezalandırılmıştır. Ancak ikinci kategoride yer alanlar, mal veya
hizmeti nereden temin ettiğini bildirmek suretiyle üretenlerin ortaya çıkarılmasını
sağlaması durumunda, hakimin takdirine bağlı olarak haklarında cezanın yarısına
kadar hükmolunur. Maddenin ikinci fıkrasına göre, bir eşya veya ambalajı üzerine
konulmuş marka koruması olduğunu belirten bir işareti, yetkisiz bir şekilde kaldıran
kişilere hâkim duruma göre iki aydan bir yıla kadar hapis veya ikibin günden dört
bin güne kadar adli para cezası verebilir. Hâkim bu cezaların ikisine birden hükmedemez.
Maddenin üçüncü fıkrasına göre, yetkisi olmadığı halde marka üzerinde devir, lisans
veya rehin işlemleri yoluyla tasarrufta bulunanlar, altı aydan iki yıla kadar hapis
ve onbin günden onbeşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır. Maddenin
dördüncü fıkrasına göre, tescilli bir marka sahibi olmadığı halde bu anlama gelecek
ifadeleri kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin günden onbin
güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır. 47Maddenin beşinci fıkrasına
göre, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılan suçların, bir tüzel
kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda, eylemi işleyenin cezalandırılmasından
başka ayrıca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Tüzel kişiler
bakımından anılan tedbirlere başvurulabilmesi için suçun, tüzel kişinin faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi zorunludur. Maddenin altıncı fıkrasına göre, birinci, ikinci,
üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılan suçların soruşturulması ve kovuşturulması
şikayete bağlıdır. Şikayet, fiil ve failden haberdar olma tarihinden itibaren altı
ay ve her halde fiilin işlenme tarihinden itibaren iki yıl içinde yapılmalıdır.
Maddenin yedinci fıkrasına göre, müşteki, orijinal ürünü şikayet esnasında ibraz
eder. Ancak gayrimenkul veya hizmet gibi temin edilmesi fiilen mümkün olmayanların
görüntü veya fotoğrafı ibraz edilir. Cumhuriyet Savcısı, arama kararında bilirkişi
görevlendirir ve bilirkişi arama esnasında somut olaya bağlı olarak görüntü veya
fotoğraf çekimi yapar. Böylece uygulamada haksız yere yapılan şikâyetler üzerine
arama ve toplatmaların önüne geçilmek istenmiştir. Maddenin sekizinci fıkrasında,
markaya tecavüz suçları nedeniyle yapılan yargılamalarda Türk Ceza Kanunu ve Ceza
Muhakemesi Kanununda öngörülen uzlaşma yönteminin uygulanması, Savcılık tarafından
gerekli işlemler yapılmış olmak koşuluyla, iddianamenin kabulündan sonra bir zorunluluk
olmaktan çıkarılmıştır. Böylece marka davalarının uzaması ve ihtisas mahkemelerindeki
tıkanıklığın önüne geçilmek istenmiştir. Maddenin dokuzuncu fıkrasında, kimlerin
şikayet hakkına sahip olduğu düzenlendikten sonra, genel hükümlerden farklı olarak
hüküm kesinleştikten sonra da şikâyetten vazgeçilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda
hüküm, bütün cezai sonuçları ile ortadan kalkar. Ancak vazgeçme halinde müdahil,
sanık veya hükümlü, yargılama giderlerinden müteselsilen sorumludur. Maddenin onuncu
fıkrasında, el konulan malların müsaderesi yerine, markanın ürün üzerinden silinerek
mülkiyetinin marka hakkına tecavüz edilen kişiye devrine mahkemenin karar verebileceği,
ancak bunun için marka hakkına tecavüz edilen kişinin talepte bulunmasının gerektiği
düzenlenmiştir. Madde 76- Maddede bu kanunda belirtilen davalarda hangi mahkemelerin
görevli ve yetkili olduğu açıklanmıştır. Madde 77- Maddede, dava sonucunda haklı
çıkan tarafın, haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları
karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla
tamamen veya özet olarak ilan edilmesini talep etmek hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
İkinci fıkrada ise, ilanın şekli ve kapsamının kararda tespit edileceği ve mahkeme
kararının ilan edilmesine ilişkin talebin kararın kesinleşmesinden sonraki üç ay
içinde yapılabileceği belirtilmiştir. Madde 78- Madrid Protokolü çerçevesinde Enstitü
vasıtasıyla Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatına yapılacak uluslararası tescil başvuruları
ile bir uluslararası tescil başvurusunda Türkiyenin belirlenen akit taraf olması
sebebiyle Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından 48Enstitüye gönderilen uluslararası
tescil başvurularında uygulanacak hükümleri belirtmek amacıyla bu hüküm düzenlenmiştir.
Madde 79- Maddede Enstitüde tescilli veya başvuru halinde bulunan bir markaya dayanılarak,
Madrid Protokolü hükümleri çerçevesinde bir uluslararası tescil başvurusunun veya
uluslararası tescillerle ilgili herhangi bir talebin Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatına
iletilmesinin istenmesi durumunda Enstitü, Protokol hükümleri çerçevesinde gerekli
işlemleri yapacağı belirtilmiştir. Maddede ayrıca söz konusu taleplerin değerlendirmeye
alınabilmesi için gerekli olan belgeler ve ücret ile belgelerden herhangi birinin
eksik olması üzerine yapılacak işlemler ve müeyyideleri düzenlenmiştir. Madde 80-
Türkiyenin belirlenen akit taraf olduğu bir uluslararası tescilin etkisi maddede
düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise, Türkiyenin belirlenen akit taraf
olduğu ve Enstitünün Protokolün beşinci maddesine istinaden red veya kısmi red bildiriminde
bulunduğu hâllerde, karara itiraz için öngörülen iki aylık itiraz süresinin başlangıç
tarihi kesin olarak saptanmıştır. Böylelikle uygulamada karışıklık doğuran bir sorunun
çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Madde 81- Madde vekillerle ilgili düzenlemeler
içermektedir. Madde hazırlanırken Türk Patent ve Marka Vekilleri Kanunu Tasarısı
hükümleri ve uygulamada karşılaşılan sorunlar dikkate alınmıştır. Maddenin birinci
fıkrasında, Enstitü nezdinde marka ile ilgili konularda işlem yetkisi olan kişiler
belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, ikametgahı yurt dışında olan kişilerin,
ancak marka vekilleri vasıtasıyla temsil edilebilecekleri düzenlenmiştir. Maddenin
üçüncü fıkrasında, marka vekili tayin edildikten sonra, tüm işlemlerin vekil vasıtasıyla
yapılabileceği ve vekile yapılan tebligatın asile yapılmış sayılacağı hükmü düzenlenmiştir.
Maddenin son fıkrasında ise Enstitü nezdinde vekillik yapma yetkisi olmayan kişilerin
işlem yapması halinde izlenecek prosedür belirlenmiştir. Madde 82- Enstitü nezdinde
işlemlerin vekil vasıtası ile yürütülmesi durumunda, Enstitüye verilmesi şart olan
vekaletnameye ilişkin hükümler, bu maddede düzenlenmiştir. Madde hazırlanırken Marka
Kanunu Andlaşmasının vekaletnameye ilişkin hükümleri esas alınmıştır. Kural olarak
vekaletnamenin adi yazılı şekilde hazırlanması yeterlidir. Ancak, hak sahibi değişikliğine
neden olabilecek türdeki işlemler için vekaletnamede bu yetkinin açıkça belirtilmesi
ve müvekkil imzasının da noter tasdikli olması şart kılınmıştır. Ayrıca, vekaletname
bakımından hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmiştir. Madde 83- Türk Patent Enstitüsünün tebligat kanununa tabi olmaması
ve uygulamada süre tayini konusunda zaman zaman karşılaşılan problemler, Enstitünün
yaptığı bildirimlere ilişkin maddenin gerekçesini oluşturmuştur. Hükümde hem Enstitünün
yaptığı bildirimlerin usulü, hem de herhangi bir nedenle bildirim yapılamaması durumunda
sürenin başlangıç tarihi net bir şekilde belirtilmiştir. 49 Madde 84- Maddede marka
tescil başvurusu ve tecil edilmiş bir marka ile ilgili ücretleri kimin ödeyebileceği
ve ücretlerin ödenmemesinin müyyidesi düzenlenmiştir. Böylelikle talep sahiplerinin
hukuki güvenliklerinin sağlanması amaçlanmıştır. Madde 85- Madde ile marka hukukunda
ilk kez ek süre prosedürü düzenlenmiştir. Bu suretle, ülkemizdeki marka bilincini
yerleştirme çalışmalarına katkı sağlamak, hak kayıplarının önüne geçmek, kişileri
aynı işlem için tekrar başvuru yapmak ve Enstitüyü aynı işlemi tekrar incelemek
mükellefiyetlerinden kurtarmak amaçlanmıştır. Birinci fıkra da, ek süre prosedürü;
istisnai durumlar haricinde Enstitü tarafından bir işlemin yerine getirilmesi için
başvuru veya talep sahibine belirli bir süre verildiği ve ilgili tarafın söz konusu
süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda; sürenin bittiği tarihten
itibaren iki aylık süre içinde, başvuru veya talep sahibine işlemini tamamlayabilmesi
için bir aylık ek süre talebinde bulunabilme hakkı biçiminde tanımlanmıştır. Tanımın
istisnai durumlar haricinde Enstitünün süre verdiği tüm işlemleri kapsayacak şekilde
olması amacıyla mezkur tanım yapılmıştır. İkinci fıkrada ek süre talebinde bulunabilmenin
şartları herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde sayılmıştır. Üçüncü fıkrada
ek süre verilmeyecek durumlar sayılmıştır. Kural olarak, birden fazla tarafı ilgilendiren
işlemlerde, itiraz ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu işlemlerinde, yenilemede,
rüçhanda, ek süre prosedürünün kullanıldığı durumlarda, ek süre prosedürünün zamanının
dolduğu durumlarda ve başvuru tarihinin değişmesini gerektirecek durumlarda ek süre
verilmez. Dördüncü fıkrada prosedüre uygun olmayan şekilde veya ek süre kapsamına
girmeyen konularda yapılan ek süre taleplerinin akıbeti düzenlenmiştir. Burada da
kural talebin yapılmamış sayılması ve alınan ek süre talep ücretinin Enstitüye gelir
kaydedilmesidir.
MADDE 86- Maddede, 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanunun 13 üncü maddesinin (d) bendi ile Markalar Dairesinin görevleri arasına eklenen,
markaların tanınmışlık düzeyleri ile ilgili esasların belirlenmesi ve uygulamaya
konulması işlemlerindeki usul ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Madde 87- Maddede,
Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliklerinin
yürürlükten kaldırıldığı ve diğer kanunlarda anılan Kanun Hükmünde Kararnameye yapılan
atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Geçici Madde 1- Madde,
bu tasarı yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış marka tescil başvurularına hangi
kanunun uygulanacağına ilişkin açıklama yapmak amacıyla düzenlenmiştir. Madde 89-
Maddede, bu Kanunun hangi tarihte yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Madde 90- Maddede,
bu Kanunun hükümlerinin Bakanlar Kurulu tarafından yürütüleceği belirtilmiştir.
5000