Markalaşma Süreci
Markalaşma süreci ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?
Markalaşma sadece reklam yapmak değildir. Markanın tüketiciyle her karşılaştığı
noktada tatmini garanti edebilmesidir. Daha duyusal, duygusal mesajlara terfi edebilmek
için belirli bir olgunluğa erişmiş olmak önemlidir. Tüketicilerin kafasında markalar
birer kuş yuvası kurarlar, yuvayı kurmada kullanılan her tür çer çöpün, sıva olarak
kullanılan çamurun ve her malzemenin etkisi iyi yönetilmelidir.
Ülkemizdeki markalar; markalaşma, markayı büyütme ve markayı yaşatma noktasında
en büyük sıkıntıyı hangi süreçte yaşıyorlar. Sizce bu sıkıntının ana kaynağı nedir?
Aslına bakarsanız markalardan, markalaşmanın gücünden bahsetmek bizim ülkemizde
(belirli bir zümreye hitap eden kategoriler dışında) biraz lüks kaçıyor. Marka tercihinin
ekonomik koşullar nedeniyle genelde fiyat ve bulunurluk gibi fiziksel şartlarda
oluştuğunu düşünürsek. İndirimlerin ve taksitlerin tüketici tercihini etkilemedeki
zorlayıcı etkileri azalmadıkça gerçek anlamda bir markalaşmadan bahsetmek güç diyebiliriz.
Sizce her ürünün / hizmetin markalaşma sürecine girmesi doğru mu? Marka olmadan
da bir ürünün / hizmetin pazardan pay alabilmesi mümkün müdür?
Şunu kesin olarak biliyoruz ki, herhangi bir ürünün ya da hizmetin markalaşması,
ülkesine, üreticiye ve tüketiciye değer katar. Rekabete karşı kendini koruması kolaylaşır.
Fonksiyonel değer yaratma ötesinde; kendini ifade etme, bir gruba ait olma, özel
hissetme gibi faydalar sunarak, tercih edilmeyi ve sadakati artırır. 1 lira yerine
3 liraya satılması mümkün olur. Bir ürün ya da hizmet ancak geçici olarak tercih
edilebilir ancak markalar uzun vadeli bir ilişki kurar ve refah oluştururlar.
Marka değerdir. Değerleri olmalıdır. Ahlakı olmalıdır. Bu nedenle şimdiye kadar
hep kötü kullanımları ile bildiğiniz bu yöntemler ve usullerin kullanılması
markalaşma süreciiiiii ile ilgili itici bir algı oluşturmasın zihninizde.
Bir de tek başına Donkişot değildir marka. Marka toplumun bir parçası olan ve onsuz
yaşayamayan bir insan gibidir. Dağ başında, çorak bir yamaçta tek başına lale yetişmez.
Markalar bir ortamın, bir temelin, bir kültürün meyveleridirler. Yani markaları
besleyecek büyütecek bir ana markaya/markalara ihtiyaç vardır.
?Marka şehirler? diye güzel bir tabirle ifade edilen bir başka palavraya da değinmeden
geçemeyeceğim. Bu ifade, çok güzel ve hoş olmakla birlikte, içi boşaltılıp yanlış
kullanılmaktadır. Şehirler, kendilerinden çıkan markalarla marka olmaz. Olsa da
yaz yağmuru gibi geçici olur sonuçları. Bunu yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan
tartışmasına benzetmek istemem.
Sanayileşen şehirlerimiz için kullanıyorlar bu ifadeyi. Ama dikkat buyurun bu şehirlerin
hiç biri marka değil. Bir süre sonra unutulup gitmeyeceğini kim temin edebilir?
Ben farklı düşünüyorum. Önce şehirlerin markaları olmalı. Birçok markaya kucak açacak,
analık edecek, büyütecek ana markalar olmalı. Şehir markaları olmalı. İşte bu olur
ise marka şehirler tabiri daha doğru olacaktır.
Denizli örneğin, ne kadar marka? Ne karar marka şehir?
Denizliyi şu ana kadar taşıyan sektörlerde ve iş kollarında bir sorun olduğunu ve
bunların dünyanın başka yerlerine kaydığını ve bu firmaların ve markaların yok olduğunu
düşünün. Kötü bir senaryo değil mi? Üzücü üstelik. Ama, olması muhtemel bir durum.
Denizli bunları daha önce yaşadı çünkü. Emsan gibi dünya markası olmanın kapısını
aralamış bir markayı yitirdi. Biremek gibi bir markayı da, ya da uygar motoru.
İşte bu kötü senaryolar gerçek olduğunda, şehir için marka diyebilmeniz için geriye
markanız kalmaz. Yada yenilerini oluşturmak için ortamınız ve imkanlarınız olmayabilir.
İstanbul pazarlanamamış satılamayan bir markadır, Paris ise pazarlanmış satılan
bir markadır
Marka adları ve markalaşmayı ortaya çıkaran en büyük sebep üreticilerin ticaret
ve tüketiciler üzerinde bir denetim ve etkinlik sağlama gereksinimidir. Bu gereksinimin
tarihsel sürecini incelediğimizde sanayi devrimi döneminde üreticilerin markasız
mallarını toptancılara ucuz satmak zorunda kaldıklarını görürüz. Bunun nedeni üretici
ile tüketici arasında çok az iletişim sürecinin olmasıdır. Üreticilerin kendilerini
ön plana çıkarmalarını kolaylaştıran en büyük gelişme gelişen teknloji ve talebin
artması olarak değerlendirilebilir. Bu etkenlerle güçlenen üreticiler yatırım ve
reklam ile toptancıların gücünü kırma fırsatını elde etmeye başladılar. Talebi sürekli
kılma ve Pazar dinamiklerini toptancıların elinden alma yolunda reklamın çok önemli
bir görevi yerine getirdiği söylenebilir. Bu süreç içinde üreticiler toptancılara
ürünlerinin dağıtımı için en iyi olanakları sunmakla uğraşmışlar ama bu da kar da
bir sıkışmaya neden olmuştur. Bu durumu aşmak için ürünlerini farklılaştıran üreticiler
ürünlerine adlar vererekkoruma için patentler alarak ürünleriyle tüketiciler arasında
toptancılar ve parekendeciler üstünde bir ilişki kurmaya başladılar. Marka yaratımının
başlangıcı olarak değerlendirilebilecek bu süreç içinde yaratılmış ve günümüzde
de varlığını gösteren bir kaç marka şöyledir ; Levis (1873) Coca Cola ( 1886) Maxwell
Hause ( 1873) Marka bu gelişim sürecinden sonra ürünü niteleyen tanımlayan diğerlerinden
ayırt edici bir karakter olarak tanımlanabilir. Pazarların üretici pazar olduğu
tüketimin üretimce yönlendirildiği zamanlarda üreticiler mallarını sadece fiziksel
şeyler olarak algılamışlardır. Bu bağlamda mal ile marka arasındaki farklılık ilkel
pazarlar ile günümüzdeki pazarlar arasında ki farklılık ile de açıklanabilir. İlkel
Pazar döneminde bir şişe süt sadece fiziksel ve işlevsel özelliği ile değerlendirilmekteydi.
Daha sonraları pazarın gelişmesi ile birlikte üreticiler de güçlenmiş ürünlerini
markalama süreci başlayarak marka adı ve logolarla ürünlerin farklılaştırılması
temel bir araç haline gelmiştir. Bu gelişmelerle birlikte ürünlerin korunması adına
hukuksal düzenlemeler getirilmiş böylece ?marka? üreticiler açısından yasal bir
araç haline gelmiştir. Böylece markanın taklitlerine karşı korunması da sağlanmıştır.
Markanın günümüzde kazandığı önemin asıl sebebi değişen rekabet ve tüketici yapısında
yatmaktadır. Bunları maddeleştirecek olursak ; Ürünler arasındaki rekabet fiziksel
işlev/yarar bağlamından uzaklaşmıştır. Pazar yapılarında belli bir durgunluğun uzmanlığın
ortaya çıkması ile birlikte şirketler Pazar bölümleme ve Pazar arayışlarına yönelmişlerdir.
Tüketicilerin kitlesel özellikleri çoğunlukla ortadan kalkmış tüketicilerin farklı
kültürel yapılara ve yaşam biçimlerine yönelmesi tüketim kalıplarında önemli değişimlere
yol açmıştır. Medya seçeneklerinin artması tüketicilerin medya kullanımındaki farklılaşma
ve çeşitliliği tüketicilerle iletişimde güçlüklere neden olmaya başlamıştır.