Markalaşmak
Geliri artırmak için markalaşmak gerekiyor
Ne kadar büyürseniz büyüyün, ahlâki değerlerinizden ve mütevaziliğinizden kesinlikle
taviz vermeyin. Hayat standartlarınızı uç noktaya taşımayın. Kötü günde moralinizi
bozmayın. Tüketicinin beklentilerini önemseyin. Markalaşmak istiyorsanız, kaliteden
taviz vermeyin.
Markalaşmak akıl işidir.
Marka ve markalaşma üzerine çok şey duymuş çok şey okumuşsunuzdur. En basite indirgenerek,
markalaşmak için para harcayın, reklam yapın gibi basit, içi boş ve aptalca öneriler
de yapılır. İşte bundan diyorum, markalaşmak akıl işidir.
Marka oluşturmak akıl işidir. Markanın fikir temelleri olmalıdır. Estetik duyguları
olmalıdır. Kişiliği olmalıdır. Mesajlar barındırmalıdır bünyesinde. Markanın bir
duruşu olmalıdır, bir felsefesi. Marka bir bütündür. Tüm bunları ve daha bir çok
unsuru ve değeri içeren bir bütündür. Marka sözdür. Marka senettir.
Markayı oluştururken ve konumlandırırken hep bilgi temelinde hareket edilir. Marka
değerler manzumesidir kendi içinde. Marka oluşturulurken, bir süreç de tasarlanır.
Ben markalaşma denilince işte bu süreci kastediyorum. Ta en başından marka için
atılan ilk adımdan, zihinlerde çakan ilk fikirden başlayan, adım adım tüm yaşamı
tasarlanan bir süreç. Ama ucu açıktır bu sürecin. Marka süreci sonsuza hitap etmelidir.
Yüzyılları düşünmelidir bu süreci tasarlayanlar. İşte bu nedenle markalaşmak akıl
işidir. Para ile değil, akıl ile yürür bu süreç. Markalaşmak için yapılan harcamalar
sadece amaç için sarfedilen birer araçtır.
Marka süreci akıl oyunları ile dolu bir harekat merkezini yönetir gibi yürütülmelidir.
Markalaşma entegre bir süreçtir. Algılar yönetilecektir, imaj oluşturacaktır, duygulara
hitap edecektir, estetik kaygıları olacaktır, sanatı barındıracaktır bünyesinde,
reklam taktikleri en ince ayarlarla kullanılacaktır, kamuoyu yönetilecektir.
Bunlar son zamanlarda toplumun hiç yabancı olmadığı şeyler elbette. Pisikolojik
harekatların, toplum mühendisliklerinin, siyasi manevraların deşifre edildiği bir
zamanda aşinadır az çok herkes bunlara.
Ancak dikkat ediniz! Marka değerdir. Değerleri olmalıdır. Ahlakı olmalıdır. Bu nedenle
şimdiye kadar hep kötü kullanımları ile bildiğiniz bu yöntemler ve usullerin kullanılması
markalaşma süreci ile ilgili itici bir algı oluşturmasın zihninizde.
Bir de tek başına Donkişot değildir marka. Marka toplumun bir parçası olan ve onsuz
yaşayamayan bir insan gibidir. Dağ başında, çorak bir yamaçta tek başına lale yetişmez.
Markalar bir ortamın, bir temelin, bir kültürün meyveleridirler. Yani markaları
besleyecek büyütecek bir ana markaya/markalara ihtiyaç vardır.
?Marka şehirler diye güzel bir tabirle ifade edilen bir başka palavraya da değinmeden
geçemeyeceğim. Bu ifade, çok güzel ve hoş olmakla birlikte, içi boşaltılıp yanlış
kullanılmaktadır. Şehirler, kendilerinden çıkan markalarla marka olmaz. Olsa da
yaz yağmuru gibi geçici olur sonuçları. Bunu yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan
tartışmasına benzetmek istemem.
Sanayileşen şehirlerimiz için kullanıyorlar bu ifadeyi. Ama dikkat buyurun bu şehirlerin
hiç biri marka değil. Bir süre sonra unutulup gitmeyeceğini kim temin edebilir?
Ben farklı düşünüyorum. Önce şehirlerin markaları olmalı. Birçok markaya kucak açacak,
analık edecek, büyütecek ana markalar olmalı. Şehir markaları olmalı. İşte bu olur
ise marka şehirler tabiri daha doğru olacaktır.
Denizli örneğin, ne kadar marka? Ne karar marka şehir?
Denizliyi şu ana kadar taşıyan sektörlerde ve iş kollarında bir sorun olduğunu ve
bunların dünyanın başka yerlerine kaydığını ve bu firmaların ve markaların yok olduğunu
düşünün. Kötü bir senaryo değil mi? Üzücü üstelik. Ama, olması muhtemel bir durum.
Denizli bunları daha önce yaşadı çünkü. Emsan gibi dünya markası olmanın kapısını
aralamış bir markayı yitirdi. Biremek gibi bir markayı da, ya da uygar motoru.
İşte bu kötü senaryolar gerçek olduğunda, şehir için marka diyebilmeniz için geriye
markanız kalmaz. Yada yenilerini oluşturmak için ortamınız ve imkanlarınız olmayabilir.
İstanbul pazarlanamamış satılamayan bir markadır, Paris ise pazarlanmış satılan
bir markadır mesela. Ama Denizli henüz ikisi de değildir.
Denizlili bir turist Parise gittiğinde bir Eiffel kulesi maketi ile döner. Parisi
marka yapan ana markalardan ve taşıyıcı kolonlardan biridir bu. Ve Parise dair ne
kadar marka algısı varsa zihninde, işte tüm onları taşıyan ana temeldir bu. Bu temeli
oluşturmuşsanız ve satmışsanız maketini, artık her şeyi marka yapıp satabilirsiniz
bu şehirden.
Eğer Parisli bir turist günün birinde Denizliden bir markanın maketi ile evine dönerse,
işte o zaman Denizli marka şehir olmuştur.